İSTANBUL — Türk edebiyatının dev ismi Nâzım Hikmet’in 25 Nisan 1950 tarihinde Paşakapısı Cezaevi’nden yazar Kemal Tahir’e gönderdiği ve bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmadığı bildirilen el yazısı mektup gün yüzüne çıktı.
- Nâzım Hikmet’in 25 Nisan 1950 tarihli kayıp mektubu Phebus Müzayede kataloğunda ortaya çıktı.
- Mektupta şairin sağlık sorunlarından ve açlık grevi dönemindeki zorlu koşullardan bahsettiği görüldü.
- Usta şairin Kemal Tahir’e, ‘Elimi kolumu bir de sen bağlama kardeşim’ diyerek sitem ettiği anlaşıldı.
- Mektubun yazıldığı tarih, Nâzım Hikmet’in cezaevindeki son döneminde yürüttüğü açlık greviyle birebir örtüşüyor.
Tarihi Mektup Phebus Müzayede Kataloğunda Bulundu
Türk şiirinin ve edebiyatının en önemli çınarlarından biri olan usta şair Nâzım Hikmet Ran’ın cezaevi yıllarına ışık tutan çok özel bir belge daha gün ışığına çıktı. Şairin 25 Nisan 1950 tarihinde, Üsküdar Paşakapısı Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu dönemde yakın dostu ve yazar Kemal Tahir’e gönderdiği el yazısı orijinal mektup, Phebus Müzayede tarafından hazırlanan koleksiyon kataloğunda yer aldı. Müzayede yetkilileri tarafından yapılan resmi açıklamada, söz konusu tarihi mektubun daha önce hiçbir mecrada yayımlanmadığı ve edebi çevrelerde büyük bir heyecan yarattığı vurgulandı. Edebiyat tarihi açısından paha biçilemez nitelikteki bu belge, iki büyük yazarın cezaevi koğuşlarındaki entelektüel ve insani bağını bir kez daha gözler önüne serdi.
“Elimi Kolumu Bir de Sen Bağlama Kardeşim”
Mektubun içeriğine bakıldığında, Nâzım Hikmet’in uzun yıllar süren ağır hapis hayatının fiziksel sağlığı üzerinde yarattığı tahribattan açıkça söz ettiği görülmektedir. Şairin, Kemal Tahir’den duygularıyla hareket ederek yapmayı düşündüğü fevri veya riskli bir davranıştan kesin olarak vazgeçmesini istediği anlaşılmaktadır. Ancak mektubun tamamı henüz kamuoyuyla paylaşılmadığı için Kemal Tahir’in yapmayı tasarladığı bu hamlenin veya davranışın mahiyeti kesin olarak bilinmemektedir. Nâzım Hikmet’in mektubunda dostuna hitaben kaleme aldığı çarpıcı satırlar ise şu şekilde kayıtlara geçti:
“Kemal bir daha reca ediyorum, hissine kapılarak yapacak olduğun şey bana ve hak ve hakikatin tecellisine sadece köstek vurur, kötülük eder. Hapislik, karaciğerimizi, akciğerlerimizi, barsaklarımızı hattâ asabımızı yıpratabilir, fakat şuurumuza tesir etmemek mecburiyetindedir. Bir daha tekrar ediyorum, elimi kolumu bir de sen bağlama kardeşim. Cümlenizi hasretle kucaklarım canım Kardeşim Kemal Tahir’im benim.”
Bu sarsıcı ifadeler, şairin tüm zorluklara rağmen bilincini ve inancını koruma mücadelesini gözler önüne seriyor.
Açlık Grevi Dönemiyle Kritik Tarih Örtüşmesi
Tarihsel veriler incelendiğinde, bu mektubun kaleme alındığı 25 Nisan 1950 tarihinin, Nâzım Hikmet’in cezaevindeki son döneminde adalet talebiyle yürüttüğü büyük açlık grevi süreciyle birebir örtüştüğü dikkat çekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çalkantılı siyasi ve hukuki dönemlerinden birinde, cezaevinin dondurucu ve yıpratıcı duvarları arasında yazılan bu satırlar; sadece iki edebi dehanın dostluğunu değil, aynı zamanda dönemin ruhunu, hapishane şartlarını ve bir şairin özgürlük direnişini özetleyen birinci elden tarihi bir kanıt niteliği taşıyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Phebus Müzayede kataloğuyla birlikte gün yüzüne çıkan bu nadide belgenin, önümüzdeki günlerde edebiyat arşivcileri, akademisyenler ve Nâzım Hikmet araştırmacılarının incelemesinden geçmesi bekleniyor. Mektubun tamamının sergilenip sergilenmeyeceği veya bir koleksiyoner tarafından satın alınıp alınmayacağı ise müzayede sürecinin ilerleyen günlerinde netlik kazanacak.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika