İSTANBUL — Türk basın ve edebiyat dünyasının köşe taşlarından biri olan BirGün Manşet’te yayımlanan son köşe yazısı, popüler kültür ile tasavvufi felsefeyi harmanlayarak okurlarını zamanler arası nostaljik ve felsefi bir yolculuğa çıkarıyor. Nilüfer’in unutulmaz 1974 çıkışlı ‘Dünya Dönüyor’ şarkısından Yunus Emre ve Fuzuli’nin ezeli aşk felsefesine kadar geniş bir yelpazeyi ele alan yazı, eskiye ve değişmeyene dair derinlemesine bir analiz sunuyor.
- Nilüfer’in 1974 yılında yayımlanan ikonik ‘Dünya Dönüyor’ şarkısı ve dönemin kuşağını sarsan tınıları.
- Yunus Emre’den Fuzuli’ye Anadolu’nun 750 yıllık aşk ve sevgi felsefesinin evrensel izleri.
- Yazara ait kitap isimlerindeki sayısal sembolizm (‘Düzyazı:100 Yazı’, ’40 Şiir ve Bir’, ‘Yedilikler’) ve hurufat tutkusu.
- Raymond Carver’ın ‘Aşktan Söz Ettiğimizde Sözünü Ettiklerimiz’ adlı eserinin Türk ve dünya edebiyatındaki izdüşümleri.
Değişmeyen Dünyanın Şarkısı: 1974 ve Nilüfer Kuşağı
Eskisinden yenisine değişmeyen tek şey, hayır değişim değil, o reklam sloganı olalı çok oldu, bana kalırsa da orada kaldı, biraz daha kalsın, aşk bize kaldı, daha da kalsın, üstü kalsın demek de var! Nilüfer benden bir yaş büyük, aynı kuşaktanız yani, 78’li, ama ben onu ilk, 45’lik plaktan dinledim, ünlendiği şarkısı ‘Dünya Dönüyor’du, bilmiyorum şimdilerde bu da suç sayılır mı, yani dünya dönüyor demek, ne de olsa hiç geçmeyen bir Ortaçağı var dünyanın, bir zaman orada bir zaman burada, dünya Ortaçağdan kopamıyor bir türlü. Sadede geliyorum, o şarkıda ‘Dünya dönüyor sen ne dersen de / yıllar geçiyor fark etmesen de!’ diyordu, 1974’dü şarkının çıktığı yıl, 18 yaşındaydım. Öncesi de var ama, kendimi bildim bileli mi demeliyim yeryüzünü sevdim seveli mi, belki de hep o duyguyla yaşadığım için, aşk beni hiç terk etmedi, ben de hep aşk halinde duydum kendimi. ‘Aşksız yaşanmıyor’ bir şiir dizesi de olabilir bir şarkısözü de, insanın su içer gibi iç geçirip inanç tazelediğinde ilk söylediği de.
Yunus Emre’den Fuzuli’ye: 750 Yıllık Aşk Elçiliği
‘Aşkın aldı benden beni’, Yunus Emre’nin yalnızca bu dizesi bile yeterli aşkı duymak için. ‘Benden beni’ alan, ‘bensiz’ bırakan şeye insan cümle varlığını vermez mi, bağışlamaz mı? Bunu söyleyen de yalnızca şiirle değil, yeryüzünün, gökyüzünün, suların diliyle 750 yıldır seslenen, ‘ben gelmedim dava için / benim işim sevi için’ diyen bir aşk elçisiyse bir de! Yazının başlığı 30, şimdi soran olur, neyin 30’u bu? Hurufata düşkünüm, harfler, sayılar, pek çok kitabım üçler yediler kırklar der gibi adlarında sayı taşıyorlar, Düzyazı:100 Yazı, 40 Şiir ve Bir, Yedilikler, yazmakta olduğum Harfiyat kitabı derken rakamların evrensel, harflerinse sonsuz tarihi içinde kaybolmuş gidiyorum, ‘kapılmış gidiyorum bahtımın rüzgarına’ şarkısı da sanki uzaktan uzağa eşlik ediyor bana bu yolculukta! Fuzuli ‘Aşk imiş her ne var alemde’ derken geç kalmamıştır, ondan 300 yıl evvel Anadolu’da ‘Aşk gelicek cümle eksikler biter’ diyen Yunus yeryüzünde ne varsa aşka sayılacağını erken bildirmiştir.
Gelişmeler ve Beklentiler
O günden beri bıkıp usanmadan, şiir başta ve her şeyde aşkı söylüyoruz. Raymond Carver’ın ünlü öykü kitabı Aşktan Söz Ettiğimizde Sözünü Ettiklerimiz de, hem bir dize tadı taşıyor hem de Fuzuli ile Yunus’un çağdaşı bir ruhla edebiyat dünyasında yankı bulmaya devam ediyor. Gelecek dönemde de insanlık var olduğu sürece aşkın, sayılarla ve harflerle kurulan bu kadim bağın merkeze yerleşeceği aşikardır.
Kaynak: BirGün Manşet