ANKARA — Türkiye’nin ilk kadın astrofizikçisi ve NASA’da görev yapan ilk Türk bilim insanı Dilhan Eryurt’un lise mezuniyetinde Hasan Âli Yücel’den aldığı imzalı Nutuk’un çöp konteynerinden kurtarılma hikayesi, Türk bilim tarihinin eşsiz bir mirasını gözler önüne seriyor.
- Hâkim Cemal Fazıl Karakaş, 2018 yılında Yargıtay binasının arka cephesindeki geri dönüşüm atıkları arasında Hasan Âli Yücel imzalı tarihi Nutuk’u buldu.
- 15 Ekim 1942 tarihli ıslak imzalı kitap, dönemin Maarif Vekili Hasan Âli Yücel tarafından başarılı öğrenci Dilhan Eryurt’a hediye edilmişti.
- İzmir’de 1926’da doğan Dilhan Ezer Eryurt, Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının vizyonuyla büyüyerek Türkiye’de astronominin temellerini attı.
- İstanbul Üniversitesi’nde Kerim Erim ve Ali Yar gibi dönemin öncü hocalarından yüksek matematik eğitimi alan Eryurt, bilime adanan ömrüyle NASA’ya kadar uzandı.
Geri Dönüşüm Kutusundan Çıkan Tarih: Hasan Âli Yücel’in İmzalı Nutuk’u
2018’in bahar aylarıydı. Hâkim Cemal Fazıl Karakaş, bir cumartesi sabahı Ankara Kızılay’da bulunan Yargıtay binasının arka cephesinde, geri dönüşüme gönderilecek kâğıt atıkların olduğu yerde yüzlerce kitap ve belgenin atılmış olduğunu fark etti. Bu trajediye sessiz kalmayan Karakaş, kitapların arasında 1940’lı yıllarda kaleme alınan kimi İngilizce kimi Türkçe astronomi, matematik ve fizik kitapları olduğunu gördü. Ayrıca ODTÜ yazışmaları ve TÜBİTAK davetiyeleri de dikkatini çekti. O an kitapların arasında bir de Nutuk gördü. Eseri açtığında, ilk sayfasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in orijinal imzasının bulunduğunu fark etti. Karakaş, duyduğu sorumluluk bilinciyle bazı kitapları ve belgeleri alarak geri dönüşüme gitmekten son anda kurtardı. Eve ulaştığında Nutuk’u büyük bir heyecanla yeniden inceleyen Karakaş, 15 Ekim 1942 tarihli ve bizzat Hasan Âli Yücel’e ait olan şu tarihi yazıyı okudu: ‘Gönlümün bütün dileği, sizin de gireceğiniz meslekte ve ileri hayatınızda Atatürk gibi Türk milletine büyük hizmetler etmeniz ve insanlığa milletiniz yolundan büyük faydalar ve bahtiyarlıklar getirmenizdir. Maarif Vekili Yücel.’ 1940’larda derece yapan öğrencilere bakanlık tarafından Nutuk hediye edilirken, Hâkim Karakaş’ın kurtardığı bu nadide eser, Yücel’in imzalayıp bizzat öğrenci Dilhan Eryurt’a armağan ettiği o efsanevi Nutuk’tan başkası değildi.
Cumhuriyet’in Aydınlık Yolunda Yetişen Bir Deha: Dilhan Eryurt’un Kökleri
Maarif Vekili Hasan Âli Yücel’in kaleme aldığı o anlamlı temenni kısa sürede gerçek olur; Dilhan Ezer Eryurt hem yurduna hem de küresel bilim dünyasına katma değer sağlayan öncü bir isme dönüşür, Türkiye’nin ilk gökbilimcilerinden biri ve NASA’da çalışan ilk Türk kadını unvanını alır. 29 Kasım 1926’da İzmir’de dünyaya gelen Dilhan Eryurt’un babası Abidin Ege, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında ziraat alanında öncü çalışmalar yaparak Ege Üniversitesi’nin de temelini oluşturan Yüksek Ziraat Mektebi’nin kurucusudur. Baba Abidin Bey Ankara’da görevlendirilince, Dilhan Eryurt’un çocukluk yıllar da başkentte geçer. Mimar Kemal İlkokulu’nda başladığı eğitim hayatına Ankara Kız Lisesi’nde devam eder. Lise yıllarındaki parlak başarısının ardından İstanbul Üniversitesi’ne giren Eryurt, burada yüksek matematik lisansını tamamlar. 1933’teki dönüm noktası niteliğindeki ‘darülfünun reformu’ kapsamında görev yapan çatı altındaki Alman bilim insanları ile dönemin en önemli Türk hocalarından Kerim Erim ve Ali Yar tarafından yetiştirilir. Matematiğe duyduğu derin tutku, onu bilimin sınırlarını zorlamaya iter; matematiğin tatbik edilebileceği alanları ararken astronomi ve uzay bilimlerine yönelerek kaderinin zirvesine doğru ilk adımlarını atar.
Gelişmeler ve Beklentiler
Hasan Âli Yücel’in bir lise mezuniyetinde Dilhan Eryurt’a hediye ettiği Nutuk’un nesiller sonra bir hurdalıkta gün yüzüne çıkması, Türkiye’nin bilimsel hafızasının ve cumhuriyet kadrolarının eğitime verdiği önemin en somut kanıtı olarak kayıtlara geçti. Eryurt’un NASA’ya uzanan akademik başarısı ve arkasında bıraktığı kurumsal miras, gelecek nesillerdeki genç bilim insanlarına ışık tutmaya devam ederken; bu tarihi belgenin korunması, geçmişe ve bilime sahip çıkmanın toplumsal sorumluluğunu bir kez daha hatırlattı.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika