İSTANBUL — İnternet platformlarında 12-13 yaşındaki çocuk profilleri oluşturarak pedofilleri kameralı tuzaklara düşüren ve 20 yılı aşkın süredir televizyon ekranlarında yer bulan “sübyancı avcılığı” formatı, haftanın filmleri arasında yer alan Primetime (2026) ile yeniden küresel bir tartışmanın odağına yerleşti.
- 20 yılı aşkın süredir internet üzerinden çocuk profilleriyle pedofilleri tuzağa düşüren TV programları yapılıyor.
- ABD’de yayımlanan ünlü To Catch a Predator programı ve sunucusu Chris Hansen, Primetime (2026) filmine konu oldu.
- Uzmanlar ve eleştirmenler, bu tür yapımların gerçek amacı olan suç önlemeden çok primetime reklam gelirine odaklandığını vurguluyor.
- Teksas’ta tuzağa düşen bir savcının intiharı sonrası sona eren format, günümüzde YouTube ve Instagram gibi mecralarda yaşamaya devam ediyor.
Ne Oldu? Sübyancı Avcılığı Formatı ve Primetime (2026) Filmi Ne Anlatıyor?
İnternetteki tanışma ve sohbet platformlarında yem olarak 12-13 yaşında çocuk profili oluşturup pedofilleri kameralarla dolu bir tuzağa çekmeye dayalı TV programları, 20 yıldan fazla zamandır yapılıyor. Çekim ekibinin saklandığı tuzak adrese gelen pedofil, çocuk rolü yapan oyuncu tarafından karşılanıyor, içeriye giriyor, birkaç dakika sonra da programın sunucusu ortaya çıkıp soğukkanlı bir savcı edasıyla, pedofile enselendiğini bildiriyor. Bu sırada kameralar suçüstü yakalanan kişinin korkusunu, yalvarmalarını, gözyaşlarını olabildiğince kaydediyor. Sonra evin dışında saklanan polisler devreye giriyor. Böylece ortaya tam bir ‘primetime’ TV programı çıkmış oluyor. Haftanın filmlerinden Primetime (2026), bu programların en ünlüsü olan To Catch a Predator’ı (Bir Sübyancıyı Yakalamak) ve sunucusu Chris Hansen’ı anlatıyor. ABD’de 2004-2007 arası yayımlanırken seyircinin büyük ilgisini toplayan program, Teksas’ta tuzağa düşen pedofil bir savcının hapse girmektense intihar etmeyi yeğlemesinden bir süre sonra yayınına son verdi. Hansen’ın programı bitti, ama ‘sübyancı avcılığı’ başka TV kanallarında, youtube, instagram gibi ortamlarda yaşamaya devam etti. Tamamen aynı tuzak ve yöntemlerle bugün bile yapılıyor bu programlar.
Neden Şimdi? Bu Programların Asıl Amacı ve Toplumsal Etkileri Nelerdir?
Bu program türünün çok ciddi sıkıntıları var. Hansen örneğinden gidersek, ‘Bir Sübyancıyı Yakalamak’ın asıl amacı çocukların maruz kaldığı cinsel suçları engellemek veya azaltmak değildi. Öyle olsa, özellikle aile içi cinsel istismar olaylarını ortaya çıkarmak için uğraşmaları beklenirdi, çünkü istatistiklere geçen cinsel suçların ve tecavüzlerin büyük çoğunluğu ensest karakter taşıyor. Hansen ve ekibi için önemli olan tek şey, filmin adının da vurguladığı gibi, ‘primetime’ denilen zaman diliminde yayımlanmak, böylece reklam pastasından en büyük payı kapmaktı. Pedofiliyi bir gösteri malzemesine dönüştürmekte, ‘seyirciye sübyancılık satmak’ta hiçbir sakınca görmüyorlardı. Bir başka sorun, Charlie Brooker’ın The Guardian gazetesinde 2008’de yazdığı bir yazıda çok güzel özetleniyordu: “Bir televizyon programı, sizin potansiyel çocuk istismarcıları için üzüntü duymanıza yol açıyorsa, ortada yanlış giden bir şeyler var demektir.” Brooker programın genel yapısını eleştirirken izleyicide yaratılan manipülatif duygusal çelişkiye dikkat çekiyordu.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonraki süreçte, Primetime (2026) filminin de tetiklediği bu küresel tartışmaların dijital mecralardaki denetimsiz avcılık formatlarını nasıl etkileyeceği merakla bekleniyor. Medya etiği uzmanları ve hukukçular, adaletin ekran şovlarına kurban edilmemesi ve gerçek suç önleme politikalarının hayata geçirilmesi yönündeki çağrılarını sürdürüyor.
Kaynak: BirGün Manşet