VARŞOVA — Polonya’da 30 Ekim 2026 tarihinde Anayasa Mahkemesi önünde yaşanan polis ablukası ve Devlet Başkanı Karol Nawrocki’nin müdahalesiyle zirveye tırmanan kriz, 2015 yılından bu yana süregelen derin bir anayasal çöküşü ve yargıyı ele geçirme operasyonlarını gözler önüne serdi.
- Anayasa Mahkemesi üyesi Anna Korwin-Piotrowska imzalı metinle Mahkeme Başkanı Bogdan Święczkowski ve yardımcısı Bartłomiej Sochański 1 ay süreyle görevden uzaklaştırıldı.
- Polis ekipleri, görevden uzaklaştırılan isimlerin ve PiS yöneticileri ile taraftarlarının mahkeme binasına girişini engelledi.
- Devlet Başkanı Karol Nawrocki Senegal seyahatini iptal ederek protestocularla birlikte barikatı zorlayıp binaya girdi.
- Krizin kökeninde 2015’ten beri devam eden ‘Geceyarısı yargıçları’ süreci ve hukukun siyasallaşması yatıyor.
Polonya Anayasa Mahkemesi’nde Ne Oldu?
Doç. Dr. Ahmet Mert Duygun’un aktardığı bilgilere göre; 30 Ekim 2026 tarihinde Polonya’da Anayasa Mahkemesi önünde yaşananlar, son 24 senedir deneyimledikleri karşısında şaşırma yetisini kaybeden Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları için dahi alışagelmedik gelişmelerdi. Cuma gecesi yaşananları kısaca hatırlamak gerekirse; aylardır yemin etmesi engellenerek göreve başlatılmayan Anayasa Mahkemesi üyelerinden birisi olan Anna Korwin-Piotrowska imzalı bir metin, Polonya Anayasa Mahkemesi sitesinde yayınlandı. Bu metne göre Mahkeme Başkanı Bogdan Święczkowski ve yardımcısı Bartłomiej Sochański’nin 1 ay süreyle görevden uzaklaştırıldığı açıklandı. Mahkeme binasına giren polisler, gerek görevden uzaklaştırılan Swieczkoswki gerekse de mahkeme binası önünde toplanan ana muhalefet partisi popülist sağcı Hak ve Adalet Partisi (PiS) yöneticileri ve taraftarlarının mahkeme binasına girişini engelledi. Bu gelişmeler üzerine Devlet Başkanı Karol Nawrocki Senegal seyahatini iptal etti ve protestocularla birlikte polis barikatını zorlayarak mahkeme binasına giriş yaptı. Bu durum ilk bakışta iktidarda bulunan Donald Tusk liderliğindeki koalisyon hükümetinin Anayasa Mahkemesi’ni cebir yoluyla ele geçirmeye çalıştığı gibi bir izlenim yarattı.
Krizin Arka Planında Ne Var ve Neden Şimdi Yaşanıyor?
Olayın ilk bakıştaki izleniminin ötesinde, meselenin arka planında 2015’ten beri süregelen bir anayasal kriz yatmakta. Polonya’daki anayasal krizin nedenleri arasında öncelikle 1997 Polonya Anayasası’nın kabul ettiği hükümet sistemi ve yine bu anayasa kapsamında Anayasa Mahkemesi’nin yeni siyasal rejimde elde ettiği konuma dair bitmeyen görüş ayrılıkları yer almaktadır. Sağcı PiS iktidarındaki ‘Geceyarısı yargıçları’ ile başlayan süreç, hukukun siyasallaşmasının getirdiği çöküşü açıkça göstermektedir. Bu bağlamda, bağımsız gazetecilik yoluyla kamuoyuna aktarılan bu gelişmeler, özel haberler ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için vatandaşların yakından takip ettiği süreçlerin ne denli kritik bir evreye ulaştığını gözler önüne sermektedir. Kurumların adeta birer Frankenstein canavarına dönüştüğü bu yapıda, siyasi aktörler arasındaki çatışma derinleşmektedir.
Gelişmeler ve Beklentiler
Polonya’daki bu sıra dışı anayasal krizin sonraki aşamasında, Donald Tusk liderliğindeki koalisyon hükümeti ile Devlet Başkanı Karol Nawrocki ve PiS cephesi arasındaki hukuki ve fiili mücadelenin uluslararası alanda da yankı bulması bekleniyor. 1997 Anayasası’nın kurumlar arası denge mekanizmalarını yeniden nasıl işleteceği ve yargı bağımsızlığının bu siyasal denklemde nasıl konumlandırılacağı önümüzdeki günlerin en sıcak başlığı olmaya devam edecektir.
Kaynak: BirGün Manşet