İSTANBUL — Türkiye’nin gündemini sarsan fon vurgunu ve ekonomik manipülasyon tartışmalarına ilişkin iktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak’ın Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu’ndan dikkat çekici değerlendirmeler geldi. Likoğlu, kaleme aldığı kapsamlı yazıda yaşananları “ekonominin 15 Temmuz’u” olarak nitelendirirken, soruşturmanın sadece para iadeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı ve sistemin arka planındaki karanlık odaklara dikkat çekti.
- Hüseyin Likoğlu fon vurgununu ‘ekonominin 15 Temmuz’u’ olarak nitelendirdi.
- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında tasfiye kurulu sık sık toplanıyor.
- 1 milyon lira ve altındaki alacaklar için ödemeler TMSF güvencesiyle başladı.
- Sistemin kurucularının deşifre edilmemesi halinde benzer tezgahların tekrarlanacağı uyarısı yapıldı.
Fon Vurgununda Derin Yapı ve ‘Ekonominin 15 Temmuz’u’ Teşhisi
Para piyasalarında son dönemde yaşanan sarsıntılar ve fon krizi, medya ve siyaset kulislerinde geniş yankı bulmaya devam ediyor. İktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak’ın Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, fon vurgununa ilişkin kaleme aldığı yazısında, yaşananları son derece sert bir dille “ekonominin 15 Temmuz’u” olarak nitelendirdi. Likoğlu, kaleme aldığı yazıda çok çarpıcı tespitlerde bulunarak, “Bu kapanı kimin kurduğunu bulamazsak, yarın başka tezgahlarla karşı karşıya kalırız” ifadeleriyle stratejik bir uyarıda bulundu. Soruşturmanın yalnızca halihazırda kaybedilen paraların geri alınmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan deneyimli yazar, sistemin nasıl kur気がor, kişilerin bu dolandırıcılık mekanizmasına hangi yöntemlerle ve kimler aracılığıyla dahil edildiğinin de bütünüyle ortaya çıkarılması gerektiğinin altını çizdi. Likoğlu, para piyasalarında yaşanan anomalilerin sıradan bir ‘daha çok kazanma’ hırsı veya bireysel yatırım hatalarıyla açıklanamayacağını belirterek, kullanılan fonların finansal amaçlarının tamamen dışına çıkarılarak farklı operasyonel amaçlar için kullanıldığını öne sürdü. 17 Eylül’de patlak veren fon krizinden bu yana devlet kurumları tarafından atılan adımların ve hayata geçirilen hamlelerin meseleyi şimdilik kontrol altına aldığını belirten Likoğlu, ancak bu tür yapısal sorunların ve kumpasların uzun süre boyunca piyasalarda artçı sarsıntılar yaratabileceğine işaret etti.
Yasal Düzenlemeler ve TMSF Bünyesinde Yürütülen Tasfiye Süreci
Fon krizinin ardından devletin tüm kurumlarıyla devreye girdiğini belirten Hüseyin Likoğlu, fon meselesine ilişkin hazırlanan yasal düzenlemenin Meclis’ten geçtiğini ve Resmî Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girdiğini hatırlattı. Kanunun çıkmasıyla birlikte hızla uygulama aşamasına geçildiğini ifade eden Likoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan özel kurulun, tasfiyesine karar verilen fonlar için gerekli tüm idari ve hukuki adımları atmak üzere sık sık toplandığını aktardı. Bu kapsamlı tasfiye işlemleri çerçevesinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde her bir fon için ayrı ayrı özel hesaplar oluşturulduğunu kaydeden Likoğlu, tasfiye süreçlerinden elde edilecek tüm gelirlerin hak sahibi yatırımcılara titizlikle dağıtılacağını kaydetti. Uygulanan strateji gereği öncelikle 1 milyon lira ve altındaki alacaklar için ödemelerin halihazırda başladığını bildiren yazar, yasal düzenlemenin sağladığı hukuki ve idari tasfiye kolaylığının ardından tahsilat oranlarının ve yatırımcılara dönüş hızının daha da artmasının beklendiğini ifade etti.
Gönüllü İadeler, Mağdur Profili ve İlerleyen Dönem Beklentileri
Yazının en dikkat çekici kısımlarından biri de haksız kazanç elde edenlerin durumu ve yatırımcı profiline ilişkin yapılan istatistiki analizler oldu. Likoğlu, haksız kazanç elde eden bazı kişilerin, artan baskılar ve hukuki süreçlerin korkusuyla paraları gönüllü olarak iade etmeye başladığına ilişkin istihbari bilgilerin ve duyumların geldiğini yazdı. Ancak şu ana kadar konuşulan ve iade edilen tutarların, mağdur yatırımcıların toplam alacaklarının yanında henüz çok düşük kaldığını, bu nedenle sorunun henüz tam anlamıyla çözülmüş saylamayacağını belirtti. Toplamda 455 bin yatırımcının bulunduğunu ve bu geniş kitlenin büyük bölümünün alacaklarının bu tasfiye ve iade mekanizmaları sayesinde ödenebileceğinin tahmin edildiğini ifade eden Likoğlu, buna karşın çok yüksek miktarlarda yatırım yaparak fon sistemine dahil olan kişilerin alacakları için çok daha uzun süreler beklemek zorunda kalabileceğini vurguladı. Sürecin şeffaf ve hukuki çerçevede yürütülmesinin önemine dikkat çeken Likoğlu, sistemin tüm aktörlerinin adalet önünde hesap vermesi gerektiğinin altını çizdi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelecek dönemde piyasa denetimlerinin sıkılaştırılması ve benzer finansal kumpasların önlenmesi amacıyla yeni yasal tedbirlerin alınması beklenirken, TMSF ve ilgili kurulların yürüttüğü tasfiye ve ödeme takvimi tüm mağdurlar ve ekonomi çevreleri tarafından yakından takip ediliyor.
Kaynak: Evrensel