VİYANA — Teorik fiziğin gidişatını sarsacak devasa bir arşivsel keşfe imza atıldı; kuantum mekaniğinin kurucu babalarından Erwin Schrödinger’in 1944 yılında kaleme aldığı ancak bugüne kadar hiç yayımlanmamış üç sayfalık kayıp el yazması Avusturya’daki bir kütüphanede gün ışığına çıkarıldı ve bilim dünyasındaki determinizm tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
- Kuantum fiziğinin öncüsü Erwin Schrödinger’in 1944 tarihli kayıp ve yayımlanmamış üç sayfalık el yazması Avusturya’daki bir kütüphanede bulundu.
- Belge, Schrödinger’in parçacık davranışlarını açıklayan alternatif bir matematiksel gizli değişken modeli kurduğunu kanıtladı.
- Keşif, ünlü fizikçinin determinizme körü körüne inandığı yönündeki tarihi kabulleri ve dogmatik iddiaları kökten çürüttü.
- Schrödinger’in klasik determinizmi bir ‘felsefi önyargı’ olarak gördüğü ve gerçekliğin öngörülemezliğine inandığı ortaya çıktı.
Kuantum Tarihini Değiştirecek Arşivsel Keşif
Fizik, kuantum mekaniği, bilim tarihi ve felsefe dünyasında, teorik fiziğin gidişatını ve tarihsel anlatısını kökten değiştirecek nitelikte devrim niteliğinde arşivsel bir keşif gerçekleştirildi. Kuantum fiziğinin en ünlü ve sarsıcı düşünce deneyi olan ‘Schrödinger’in Kedisi’ paradoksu ile dünya çapında tanınan Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger’in 80 yıldan uzun süredir tozlu raflarda bekleyen yayımlanmamış bir makalesi gün ışığına çıkarıldı. Tarihsel süreç içerisinde 1930 ve 1940’lı yıllarda dönemin önde gelen matematikçilerinden John von Neumann ve fizikçi Edmund Taylor Whittaker, kuantum dünyasındaki mikroskobik parçacık davranışlarının arkasında ölçülemeyen ‘gizli değişkenlerin’ bulunamayacağını ve bu doğrultuda determinizmin tamamen çöktüğünü ileri sürmüştü. Arşivden çıkan tarihi belge, Schrödinger’in 1944 yılında Whittaker’ın bu iddialarına şiddetle karşı çıktığını ve fotonların polarize ışık karşısındaki karmaşık davranışlarını açıklayan alternatif bir matematiksel gizli değişken modeli kurduğunu net bir şekilde gösterdi. Schrödinger bu çalışmasıyla, parçacıkların davranışının tamamen rastgele olmadığını, polarizörden geçtikten sonra değişen özel matematiksel kurallarla öngörülebileceğini kanıtlayarak determinizmin kesin olarak imkansız olduğu yönündeki yaygın iddiaları çürütmeyi başarmıştı.
Determinizm Tartışmalarında Yeni Dönem ve Schrödinger’in Gerçek Yüzü
Tarihsel anlatılarda ve ders kitaplarında Erwin Schrödinger, tipik olarak Albert Einstein gibi kuantum mekaniğinin doğasındaki rastlantısal ve olasılıksal yapısından derin bir rahatsızlık duyan ve katı determinizmi savunan muhafazakâr bir fizikçi olarak resmediliyordu. Ancak kütüphanede keşfedilen bu yeni belge ve uzman isim Del Santo’nun derinlemesine yürüttüğü analizler, Schrödinger’in bu özel modeli determinizme körü körüne ve dogmatik bir şekilde inandığı için değil, aksine ‘determinizmin kesinlikle imkansız olduğu’ yönündeki dogmatik ve dayatmacı iddiaları bilimsel yolla çürütmek için geliştirdiğini açıkça ortaya koydu. Aslına bakılırsa Schrödinger, henüz modern kuantum fiziği tam anlamıyla doğmadan önce, 1920’lerde bile evrenin temel yasalarının istatistiksel ve tahmin edilemez olabileceğine çoktan inanıyordu. Klasik determinizmi bir ‘felsefi önyargı’ olarak tanımlayan ve meslektaşlarını bu konuda uyaran ünlü fizikçi, evrendeki fiziksel gerçekliğin tam olarak öngörülemeyeceği fikrini kariyeri boyunca büyük bir tutarlılıkla korudu. Bilim tarihçileri ve fizikçiler, Schrödinger’in bu kritik matematiksel modeli ve itiraz yazısını dönemin hiçbir bilimsel dergisinde neden yayımlamadığını hala araştırırken, 1944 yılında Heinrich Pelzer adlı başka bir fizikçinin benzer bir modeli gündeme getirmesinin bu kararda etkili olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Avusturya’daki bir kütüphanede ele geçirilen bu tarihi el yazmasının, modern kuantum mekanığinin temellerine ve kurucularının felsefi yaklaşımlarına dair bilinenleri yeniden şekillendirmesi bekleniyor. Uzmanlar, belgenin tam metninin uluslararası akademik platformlarda tartışmaya açılmasıyla birlikte, 20. yüzyıl fizik tarihinin en önemli tartışma konularından biri olan determinizm ve gizli değişkenler teorisinin yeniden ele alınacağını belirtiyor. Bilim dünyası, bu kayıp makalenin modern kuantum teknolojilerine ve felsefi altyapısına yapacağı katkıları sabırsızlıkla bekliyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika