28 Ekim 2026, Çarşamba
Haber

Şerzan Kurt Davasında AYM Kararına Baba Ömer Kurt’tan Sert Tepki

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

BATMAN — Muğla’da 12 Mayıs 2010 tarihinde polis memuru Gültekin Şahin’in açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Şerzan Kurt davasında, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) “Yaşam hakkının ihlal edilmediğine” hükmetmesi ailede ve kamuoyunda büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Karara tepki gösteren acılı baba Ömer Kurt, hukuki mücadelenin bitmediğini belirterek dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacaklarını duyurdu.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Şerzan Kurt davası, 16 yıllık hukuki sürecin ardından AYM’nin yaşam hakkı ihlali olmadığı yönündeki esastan kararıyla sonuçlandı.
  • Baba Ömer Kurt, davanın güvenlik gerekçesiyle Muğla’dan Eskişehir’e nakledilmesinin adil yargılamayı engellediğini vurguladı.
  • Yargıtay’ın kararları dört kez kendi içinde bozması sürecin zamana yayılmasına ve cezanın 16 yıldan 6 yıla indirilmesine yol açtı.
  • Aile, adalet arayışını ulusal sınırların dışına taşıyarak dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıma kararı aldı.

16 Yıllık Adalet Mücadelesi ve Güvenlik Gerekçesiyle Nakledilen Dava

Türkiye’nin hafızasında derin izler bırakan Şerzan Kurt cinayeti, 12 Mayıs 2010 tarihinde Muğla’da gerçekleşti. Üniversite öğrencisi Şerzan Kurt, polis memuru Gültekin Şahin tarafından açılan ateş sonucu hayatını kaybetti. Olayın ardından başlatılan yargı süreci, Türkiye’deki adalet mekanizmalarının işleyişine dair tartışmaları da beraberinde getirdi. Oğlunun polis tarafından doğrudan hedef gözetilerek katledildiğini belirten baba Ömer Kurt, olayın ardından yaşanan mahkeme sürecinin başından itibaren adaletsizliklerle malul olduğunu ifade etti. Hakkaniyet ve usul kuralları gereği davanın olayın yaşandığı yerde görülmesi gerekirken, ‘güvenlik gerekçesiyle’ davanın binlerce kilometre uzaktaki Eskişehir’e nakledildiğini hatırlatan Kurt, bu durumun yargılamanın özünü zedelediğini kaydetti. Gerçek ve adil bir yargılamanın, delillerin ve tanıkların en taze olduğu yerde yapılabileceğini ancak nakil kararıyla sürecin baştan itibaren zorlaştırıldığını dile getirdi.

Yargıtay Kararlarının Çelişkileri ve Zamana Yayılan Yargılama Süreci

Davanın 15 yıl boyunca devam ettiğini ve yaklaşık 32 celse görüldüğünü belirten Ömer Kurt, adaletin bu kadar uzun sürmesinin ardındaki sistematik reflekslere dikkat çekti. Eğer gerçek ve adil bir yargılama yapılsaydı davanın çok kısa sürede sonuçlanma ihtimalinin yüksek olduğunu kaydeden baba Kurt, sürecin bilinçli bir şekilde zamana yayıldığını savundu. Bu zamana yayma politikasının temel sebebinin devletin reflekslerinden kaynaklandığını vurgulayan Kurt, şu değerlendirmelerde bulundu: ‘Devlet görevlisi haksız da olsa katil de olsa, onu aklama yoluna gidildiğini Şerzan Kurt davasında gördük. Bu çok net bir şekilde ortaya çıktı. Bütün bu celselerde polis çeşitli cezalar aldı. Her ceza Yargıtay’a gitti. Yargıtay, ilk önce cezayı bozup yükseltmesini istedi. Yerel mahkeme Yargıtay’ın kararına istinaden ceza artırımına gitti ama Yargıtay bu sefer de cezayı çok bulup tekrar bozdu. Yaklaşık dört sefer Yargıtay kendi kararlarını kendi bozdu.’ Bu durum, hukuk sisteminin kendi içinde düştüğü çelişkileri ve failin korunması yönündeki algıyı pekiştirdi.

Tanık ve Kamera Kayıtlarına Rağmen İndirilen Cezalar ve Devlet Refleksi

Polisin Şerzan’ı vurduğunun hem tanık ifadeleriyle hem de kamera kayıtlarıyla kesin olarak tespit edildiğini aktaran baba Ömer Kurt, somut delillere rağmen adaletin tecelli etmediğini belirtti. Bilinen bu açık gerçekliğe rağmen, polise daha önce verilen 16 yıllık hapis cezasının çeşitli indirimlerle 6 yıla düşürüldüğünü hatırlatan Kurt, failin bu kısa sürenin ardından elini kolunu sallayarak dışarı çıktığını söyledi. Buna karşılık Şerzan Kurt’un toprağın altında olduğunu vurgulayan baba Kurt, acı gerçeği şu sözlerle özetledi: ‘Şunu net söyleyebiliriz; Devletin duruma göre taraf hareket ettiğini gördük. Devlet görevlisi haklı da olsa haksız da olsa bir şekilde haklı çıkarılıyor.’ Bu tablo, hem maktulün ailesinin vicdanını yaralamış hem de kamuoyunda cezasızlık algısının en somut örneklerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir.

Gelişmeler ve Beklentiler

Anayasa Mahkemesi’nin yaşam hakkı ihlali bulunmadığı yönündeki esastan kararıyla birlikte iç hukuk yollarının tükendiğini belirten Ömer Kurt, mücadelenin burada bitmeyeceğini net bir dille ifade etti. Kararı uluslararası yargı organlarına taşıyacaklarını belirten Kurt, sorumluların hak ettikleri cezayı alması ve bu hukuksuzluğun giderilmesi için AİHM nezdinde sonuna kadar hukuki takipte olacaklarını, adalet sağlanana kadar durmayacaklarını kamuoyuna ilan etti.

Kaynak: Evrensel

Bir Yorum Yazın