ANKARA — Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos tarihinde imzalanan ve ülkeyi Ortadoğu’daki karmaşık vekalet savaşlarına sürükleyeceği yönünde ciddi eleştirilere neden olan 16 maddelik ‘Mekke Anlaşması’, geçtiğimiz hafta Dışişleri Komisyonu’ndan iktidar ve ana muhalefetin oylarıyla geçmesinin ardından bu hafta TBMM Genel Kurulu’nun gündemine taşınıyor. İlk 10 yıl boyunca taraflara hiçbir şekilde çekilme hakkı tanımayan bu stratejik mutabakat, Meclis’te ve sokakta geniş yankı uyandırmaya devam ediyor.
- Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan 16 maddelik ‘Mekke Anlaşması’ TBMM Genel Kurulu’na geliyor.
- Anlaşmanın temelindeki NATO’nun 5. maddesini aratmayan ‘kolektif savunma’ ilkesi, taraflardan birine saldırıyı tüm üyelere yapılmış sayıyor.
- Komisyon görüşmelerinde Yeni Parti, DEM Parti ve İYİP ‘ret’ oyu kullanırken; EMEP ve TİP dahil muhalefet partilerinin tepkisi sürüyor.
- İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, ‘Mekke Anlaşması’na hayır’ şiarıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda protesto gösterisi düzenliyor.
Kolektif Savunma ve ’10 Yıl Çekilmeme’ Şartı: Anlaşmanın Arka Planı
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ve Dışişleri Komisyonundan AKP, MHP ve CHP’nin oylarıyla geçen ‘Mekke Anlaşması’ tüm sıcaklığıyla Meclis gündemindeki yerini alıyor. 10 yıl çekilme hakkı tanımayan ve toplam 16 maddeden oluşan bu anlaşmaya yönelik muhalefet kanadından yükselen itirazlar her geçen gün sertleşiyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan metin, ülkeyi doğrudan Ortadoğu’daki emperyalist vekalet savaşlarının bir parçası yapacağı yönündeki kaygıları tetiklemiş durumda. Geçen hafta Cumhur İttifakı ve CHP’nin ortak oylarıyla Dışişleri Komisyonundan geçirilen 16 maddelik bu kritik anlaşma, iktidar kanadı tarafından ısrarla ‘bölgesel güvenlik’ iddiasıyla savunuluyor. Ancak uzmanların ve muhalefetin dikkat çektiği üzere, anlaşmanın temelini oluşturan ve NATO’nun ünlü 5’inci maddesini aratmayan “kolektif savunma” ilkesi, taraflardan herhangi birine yönelik gerçekleştirilecek bir saldırıyı, tüm üye ülkelere yapılmış bir saldırı olarak kabul ediyor.
Yemen Çöllerinde Güvenlik Riskleri ve Meclis’teki Sert Tartışmalar
Mekke Anlaşması’nın imzalandığı dönemsel ve jeopolitik zamanlama da ayrı bir tartışma konusunu oluşturuyor. Suudi Arabistan ile Yemen’deki Ensarullah yönetimi arasındaki çatışmaların tırmandığı ve Riyad yönetiminin acil askeri takviye talep ettiği hassas bir dönemde bu anlaşmanın imzalanmış olması dikkat çekiyor. İlk 10 yıl boyunca taraflara en ufak bir çekilme hakkı tanımayan anlaşma, kamuoyunda ‘7 soruda Mekke Anlaşması: Ne işimiz var Yemen çöllerinde?’ sorularıyla sorgulanıyor. Meclis komisyon görüşmelerinde teklife karşı Yeni Parti, DEM Parti ve İYİP net bir şekilde “ret” oyu kullandı. Komisyondaki sert eleştirilerde, “Ne işimiz var Yemen çöllerinde? Bu, Suudi hanedanını ve petrol tesislerini koruma, ABD ve İsrail’in planlarına ortak olma anlaşmasıdır” denilerek iktidarın dış politika hamlelerine karşı çıkıldı. Mecliste temsil edilen Emek Partisi (EMEP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) başta olmak üzere diğer muhalefet partilerinin de anlaşmaya yönelik tepkileri ve uyarıları aralıksız sürdürülüyor.
Sokaklarda ve Alanlarda Yükselen Tepkiler: ‘Emperyalizmin Askeri Olmayacağız’
Meclis içerisindeki yasama süreçleri ve siyasi parti müzakerelerinin yanı sıra, toplumsal muhalefet cephesinden de anlaşmaya karşı sesler yükselmeye devam ediyor. Bu kapsamda, İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri “Mekke Anlaşması’na hayır, emperyalizmin askeri olmayacağız” şiarıyla bir araya gelerek Kadıköy İskele Meydanı’nda protesto mitingi düzenliyor. Toplumun farklı kesimlerinden ve emek örgütlerinden gelen bu tepkiler, anlaşmanın sadece dış politika ve askeri strateji ekseninde değil, aynı zamanda geniş bir toplumsal meşruiyet krizini de beraberinde getirdiğini açıkça gösteriyor. 31 yıldır emeğin sesi olan basın kuruluşlarının da yakından takip ettiği bu süreçte, askeri angajmanların maliyeti ve ülkenin gelecekteki güvenlik mimarisi kamuoyunun en öncelikli gündem maddesi olmayı sürdürüyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Türkiye’nin dış politika yönelimini ve askeri stratejisini doğrudan etkileyecek olan 16 maddelik ‘Mekke Anlaşması’nın bu hafta TBMM Genel Kurulu’na getirilmesi ve burada yapılacak oylamalar, sadece Meclis’in sandık aritmetiğini değil, aynı zamanda ülkenin önümüzdeki 10 yıllık jeopolitik konumlanışını da tayin edecek. Muhalefetin tüm itirazlarına ve sokaktaki toplumsal muhalefet dalgasına rağmen iktidar ve destekçi partilerin oylarıyla yasalaşması beklenen bu süreç, bölgesel krizlerde Türkiye’nin üstleneceği rollere dair derin tartışmaların uzun süre devam edeceğini gösteriyor.
Kaynak: Evrensel