ÇANAKKALE — Çanakkale’de 29 Ekim 2024 tarihinde beşinci kattan düşerek şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren restoratör Tuğba Yavaş’ın ölümünün üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, dosyada aydınlatılamayan çelişkiler ve adalet mücadelesi tüm hızıyla sürüyor.
- Restoratör Tuğba Yavaş 29 Ekim 2024’te Çanakkale’de beşinci kattan düşerek şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
- Eşi ÇOMÜ Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ‘intihara yönlendirme’ suçlamasıyla açılan davanın yargı süreci devam ediyor.
- Ağabey Muhsin Babayiğit, UYAP sistemindeki ani iddianame değişikliğine ve soruşturmadaki soru işaretlerine dikkat çekti.
- Savcılık mütalaasında ‘Eşe karşı kasten öldürme’ şüphesine değinilmesine rağmen beraat talebinde bulunulması tepki çekiyor.
Şüpheli Ölümün Ardından İki Yıl Geçti: Tuğba Yavaş Dosyasındaki Çelişkiler
Çanakkale’de yaşayan restoratör Tuğba Yavaş’ın 29 Ekim 2024 tarihinde beşinci kattan düşerek hayatını kaybetmesi, kamuoyunda ve ailesinin vicdanında derin yaralar açmaya devam ediyor. Olayın üzerinden tam iki yıl geçmesine rağmen, geride kalan acı ve cevap bekleyen sorular azalmak bir yana, her geçen gün daha da büyüyor. Yavaş’ın eşi olan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın “intihara yönlendirme” suçlamasıyla yargılandığı dava süreci, adalet arayışındaki ailenin omzundaki yükü artırıyor. Olay gecesine dair tutanaklar, otopsi raporları ve olay yeri incelemeleri titizlikle incelenirken, ailenin avukatları ve yakınları dosyadaki hiçbir ayrıntının göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Aradan geçen zamana rağmen ne acının hafiflediğini ne de soruların bittiğini belirten dosya müdahilleri, olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılmasını talep ediyor.
UYAP Sistemindeki Tartışmalı İddianame Değişikliği Soru İşaretleri Yaratıyor
Tuğba Yavaş’ın ölüm yıl dönümünde Cumhuriyet’e konuşan kardeşi Muhsin Babayiğit, hukuk mücadelesindeki en çarpıcı dönemeçlerden birine dikkat çekti. Babayiğit, dosya sürecinde yaşanan hukuki gelişmeleri şu sözlerle aktardı: ‘Aradan iki yıl geçti; ancak bizim için ne acı hafifledi ne de cevap bekleyen sorular azaldı. Aksine, yaşadığımız her gelişme ve hâlâ aydınlatılmamış noktalar nedeniyle acımız ve adalet arayışımız daha da büyüyor. Dosyanın en dikkat çekici noktalarından biri, iddianame sürecinde yaşanan değişikliktir. 12 Aralık 2024 tarihinde UYAP sistemine, olayın kasten öldürme kapsamında değerlendirilmesini içeren bir iddianamenin yüklendiğini gördük. Ertesi gün, 13 Aralık’ta ise bu iddianamenin sistemden kaldırılarak intihara yönlendirme suçlamasıyla yeni bir iddianamenin yüklendiğini öğrendik. Avukatımız ilk iddianameyi kayıt altına aldı. Bu değişikliğin nedenlerini ve hukuki dayanaklarını açıklığa kavuşturmak istiyoruz. Dosyada telefon kayıtlarının incelenmesi, tanıkların dinlenmesi ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini düşündüğümüz pek çok konu bulunuyor. Biz, hiçbir ihtimalin göz ardı edilmemesini ve bütün delillerin eksiksiz değerlendirilmesini istiyoruz.’ Bu ani değişiklik, davanın seyrine dair şüpheleri artırırken ailenin haklı endişelerini de körüklüyor.
Savcılık Mütalaası ve Ağır Ceza Mahkemesi Süreci
Yargılama sürecinde savcılığın ve mahkemenin tutumu da davanın seyrini doğrudan etkiliyor. Savcılık, dosyada yeterli şüphe oluşması sebebiyle ‘Eşe karşı kasten öldürme’ suçundan soruşturma başlatılması yönünde mütalaa verirken, geçen duruşma sanık hakkında “intihara yönlendirme” suçlamasından beraat talebinde bulunması şaşkınlık yarattı. Son duruşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Muhsin Babayiğit, hukuki mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurgulayarak, mahkemenin dosyadaki çelişkili ifadeler ve tanık anlatımları doğrultusunda eşe karşı kasten öldürme suçu yönünden kuvvetli şüphe bulunduğunu değerlendirdiğini ve dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edilmesi yönündeki beklentilerini dile getirdi. Aile, sanık Alptekin Yavaş hakkındaki yargılamanın hakkaniyetli bir şekilde yürütülmesini ve maddi gerçeğin bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarılmasını istiyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Tuğba Yavaş’ın şüpheli ölümünün ikinci yıl dönümünde, kamuoyu ve aile adaletin yerini bulacağı günleri bekliyor. UYAP sistemindeki çelişkili iddianame değişiklikleri, savcılık mütalaalarındaki dönemeçler ve Ağır Ceza Mahkemesi aşaması, davanın Türkiye’deki kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri açısından emsal nitelikteki önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Hukukçular ve insan hakları savunucuları, tüm delillerin eksiksiz toplandığı, hiçbir şüphenin karanlıkta kalmadığı adil bir yargılama sürecinin işletilmesi çağrısında bulunuyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika