ANKARA — Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 2024 yılında Türkiye’nin elektrik üretiminde kömürün hâlâ %33,9’luk bir paya sahip olduğunu açıklarken, 2053 hedefiyle kömür kullanımını kademeli olarak azaltma planını yineledi. Ancak Akbelen gibi bölgelerde kömür santrallerinin kapatılmaması yönündeki ısrar, iktidarın iki yönlü enerji politikasını gözler önüne seriyor.
- Enerji Bakanı Bayraktar, 2023’te kömürden sağlanan elektrik üretiminin %12,4’ünün yerli, %21,5’inin ithal kömürle gerçekleştiğini duyurdu.
- Toplam taşkömürü tüketimi 44,2 milyon ton iken, termik santraller bu tüketimin %62,4’ünü oluşturdu.
- 2025‑2029 dönemine yönelik özel şirketlerle kömür bazlı santrallerden elektrik alım anlaşmaları imzalandı, ancak kömür payı 2053’e kadar kademeli olarak azalacak.
Ne oldu? – Kömürün elektrik üretimindeki mevcut durumu
İktidar bir yandan 2053 yılına kadar elektrik üretiminde kömürün payını azaltmak isterken, diğer yandan başta Akbelen olmak üzere tepki çeken alanlarda kömür ısrarını sürdürüyor. Kömür santrallerine gerekçe olarak da talebin zirve yaptığı dönemlerde ve dalgalanma anlarında “esnekliği yüksek, emre amade ve sürekli üretim yapabilen baz yük santrallerine” ihtiyaç duyulması gösteriliyor. İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün soru önergesine yanıt veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, geçen yıl Türkiye’nin yıllık elektrik üretiminin yüzde 12.4’ünün (44.26 milyar kWh) yerli kömür ve yüzde 21.5’inin (76.59 milyar kWh) ithal kömür olmak üzere toplam yüzde 33.9’unun (120.86 milyar kWh) kömürden sağlandığını bildirdi. Geçen yıl toplam taşkömürü tüketimi 44.2 milyon ton oldu. Termik santraller 26.4 milyon ton taşkömürü tüketimi ile toplam tüketim içerisinde yüzde 62.4’lük paya sahip.
Neden şimdi? – Kömür bazlı santrallerin stratejik önemi
Yanıta göre, belli şartları sağlayan yerli kömür ile yerli-ithal kömür karışımı yakıtlı elektrik üretim santrallerini işleten özel şirketlerden elektrik enerjisi alım işi kapsamında, şirketler ile 2025 Ekim – 2029 Aralık dönemlerini kapsayacak şekilde anlaşmalar imzalandı. Yanıtta, küresel ve ulusal ölçekte artan elektrik talebinin karşılanması ve elektrik arz güvenliğinin kesintisiz sağlanması amacıyla sistemin dengeli ve yedekli bir şekilde kurgulanmasının önem taşıdığı belirtildi. “Rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının meteorolojik koşullara bağlı olarak kesintili üretim karakteristiği göstermesi sebebiyle talebin zirve yaptığı dönemlerde ve dalgalanma anlarında sistem kararlılığının korunması adına esnekliği yüksek, emre amade ve sürekli üretim yapabilen baz yük santrallerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda yerli kömüre dayalı santraller, yenilenebilir enerjinin alternatifi olarak değil; dışa bağımlılığı azaltan, sistem frekansını dengede tutan ve yenilenebilir kaynakların şebekeye güvenli entegrasyonunu sağlayan tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendirilmektedir.”
Kimi nasıl etkileyecek? – Enerji planı ve bölgesel etkiler
Yanıtta, Türkiye Ulusal Enerji Planı projeksiyonlarına göre kömürden sağlanan üretim katkısının 2053 yılına kadar azalarak devam edeceği ve bu santrallerin teknik ömürler konusunda yeni düzenlemelerle yönetileceği vurgulandı. Bu politika, enerji arz güvenliğini korurken, yenilenebilir enerji yatırımlarının entegrasyonunu hızlandırmayı hedefliyor. Ancak Akbelen gibi bölgelerde kömür santrallerinin devam etmesi, yerel halkın çevresel kaygılarını ve iklim politikası eleştirilerini artırıyor. Özel şirketlerin 2025‑2029 dönemindeki alım anlaşmaları, kömür bazlı enerji üretiminin kısa vadeli bir köprü görevi göreceğini, uzun vadede ise fosil yakıtlardan uzaklaşma stratejisinin sürdürülebilir bir geçişle gerçekleşeceğini gösteriyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika