ANKARA — Küresel jeopolitika ve dış politikada yaşanan son gelişmeler, Türkiye’nin acilen kapsamlı bir yeni durum değerlendirmesi yapmasını zorunlu kılıyor. Washington’dan Moskova’ya, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada artan riskler, ABD-NATO güvenilirliğinden Montrö Sözleşmesi’nin geleceğine ve Libya-Mısır hattındaki diplomatik hamlelere kadar pek çok kritik başlığı yeniden Ankara’nın gündemine taşıyor.
- Trump’ın değişen dış politikası ve Putin ile uzlaşı sinyalleri, Ukrayna’yı ve NATO güvenliğini ortada bırakma riski taşıyor.
- Avrupa’nın Türk askerini kullanarak Rusya ile sıcak çatışmaya hazırlanma ihtimali, Türkiye için büyük bir savaş tehlikesi barındırıyor.
- Bulgaristan ve Romanya’nın Karadeniz’deki talepleri, Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasına zemin hazırlayabilir.
- Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşmasının zamanlaması; Mısır, Yunanistan, İsrail ve GKRY hattındaki Türkiye karşıtı ittifakı pekiştiriyor.
Küresel Denge Değişimi: Trump, Putin ve NATO Güvenilirliği
Son gelişmeler dış politikada yeni bir durum değerlendirmesi yapılmasını gerektiriyor. Kısa süre öncesine kadar Zelenski’yi destekleyen Trump, Putin ile birlik olup Ukrayna’yı ortada bırakabileceğinin işaretlerini vermeye, Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarını bile terk etmeyeceği bir barışı dayatmaya başladı. Trump’ın bu tutumu, ABD ve NATO’ya ne kadar güvenilebileceği sorusunu gündeme getiren çok ciddi bir uyarıdır. Bu durum, küresel ittifak sistemlerinin sarsıldığı ve geleneksel müttefiklik ilişkilerinin büyük bir dönüşüm geçirdiği bir döneme işaret etmektedir. Öte yandan, Trump’ın yalnız bıraktığı Avrupa’nın, Türk askerini de kullanarak Rusya ile bir kez daha sıcak bir çatışmaya hazırlandığı yönündeki belirtiler, Türkiye’nin AB tarafından savaşın içine çekilme tehlikesini çok daha somut hale getirmektedir. Ankara, bu jeopolitik kırılmalar karşısında stratejik özerkliğini korumak ve olası provokasyonlara karşı çok boyutlu bir savunma refleksi geliştirmek zorundadır.
Karadeniz’de Montrö Tehlikesi ve Bölgesel Güvenlik Açmazları
Bölgesel risklerin odak noktalarından biri de Karadeniz’dir. Montrö Sözleşmesi’nin feshi ve tadili konusunda farklı bir ağırlığa sahip olan Bulgaristan ve Romanya, Karadeniz’de ticari gemilere yapılan saldırıları gerekçe göstererek AB ve NATO’dan destek istiyor. Bu talep, Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasına varabilecek hassasiyette bir gelişmedir. Türkiye, Bulgaristan ile Romanya’nın artık NATO ve AB üyesi olduklarını ve ABD’nin yıllardır Montrö Sözleşmesi’nin kısıtlamalarından kurtulma çabalarını dikkate alarak son derece tedbirli olmalıdır. Boğazların statüsünü ve Karadeniz’in güç dengesini koruyan Montrö’nün delinmesi veya tartışmaya açılması, Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından kabul edilemez bir senaryo olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle deniz yetki alanları ve geçiş rejimleri konusundaki tavizsiz duruş, Ankara’nın dış politikasının omurgasını oluşturmaya devam etmelidir.
Doğu Akdeniz’de Libya Onayı ve Türkiye Karşıtı Bloklaşma
Güney sınırlarında ve denizlerde yaşanan gelişmeler de en az kuzeydeki riskler kadar karmaşık bir tablo sunmaktadır. Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşmasının, yıllarca bekledikten sonra tam da Türkiye ile Mısır’ın, ilişkilerini düzeltme yolunda adımlar attıkları bir sırada, Libya tarafından onaylanmasının zamanlaması, üzerinde düşünmeyi gerektiren son derece kritik bir husustur. Bu gelişmeye Mısır’ın tepkisi ve Yunanistan, İsrail, Mısır ve GKRY’nin karşı adımlar atmaya başlamaları, konunun şimdi çok daha çetrefilli hale geldiğini göstermektedir. Yunanistan-İsrail-GKRY arasında savunma alanında hızla gelişen işbirliği de dikkate alındığında, Libya onayının Türkiye karşıtı bu bloklaşmayı ve birlikteliği pekiştirdiği net bir şekilde görülmektedir. Bu hamlenin olası bölgesel sonuçları ve Ankara’nın bu süreçte atması gereken diplomatik ve askeri önlemler, dış politika stratejistleri tarafından öncelikli olarak değerlendirilmektedir.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonuç olarak, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde hem batı ittifakındaki çatlaklar hem de bölgesel komşuluk ilişkilerindeki yeni hamleler karşısında çok katmanlı, basiretli ve caydırıcı bir strateji izlemesi hayati önem taşımaktadır. Ukrayna krizinden Karadeniz’deki Montrö dengesine ve Doğu Akdeniz’deki Libya-Mısır eksenli gelişmelerine kadar uzanan bu geniş yelpazede, resmi makamların atacağı adımlar ve alınacak önlemler ülkenin gelecekteki jeopolitik konumunu doğrudan tayin edecektir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika