İSTANBUL — Türkiye’nin günlerdir konuştuğu ‘Fon Soygunu’ krizi, iktidar partisinin tanınmış isimleri ve derinleşen yargı tartışmalarıyla yeni bir boyuta evrilirken, basın özgürlüğü, Tevfik Fikret’in dizeleri ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 578 gündür süren tutukluluk süreci ülke gündeminin merkezindeki yerini koruyor.
- Hırsızlar bir ülkeye girdiğinde hasar tespiti için önce gazeteciler devreye giriyor, ardından Meclis ve yüksek yargı süreçleri başlıyor.
- ‘Fon Soygunu’ krizinin merkezinde iktidar partisinin yönetim kademelerinden tanınmış isimlerin bulunduğu iddia ediliyor.
- Tevfik Fikret’in ‘Yağma Sofrası’ ve Ataol Behramoğlu’nun ‘Kara Bir Rüzgar’ şiirleri güncel siyasi atmosfere uyarlanarak eleştirilerin odağına yerleşti.
- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 578 gündür 12 metrekarelik hücrede tutulduğu belirtiliyor.
Hırsızlar Ülkeye Girerse: ‘Fon Soygunu’ ve Siyasi Cilt
Bir eve hırsız girerse, polisler önce hasar tespiti yapar; hırsızın neler alıp neler bırakmadığını inceler. Ancak hırsızlar bir ülkeye girerse hasarı sadece polisler tespit edemezler. Önce gazeteciler devreye girer, ardından Meclis konuyu enine boyuna araştırır ve suçlu olanların en üst mahkemeye sevki sağlanır. Kısa adı “Fon Soygunu” olan krizin sivri noktalarda yıllanmış ve yıpranmış iktidar partisinin yönetim kademelerinde yer alan tanınmış isimleri bulunuyor. Ülkemize uzaktan bakanlar rahatlıkla şu tespiti yapabilirler: Uzun yıllar “muhalefetsiz” ve basın özgürlüğünün engellendiği bir ülkede bunların hepsi beklenilen gelişmelerdir! Artık herkes kimin ne kadar “götürdüğünü” biliyor. Ortaya çıkanların hepsi yazıldı söylendi. Ama bunların hiçbiri etki etmiyor. Beykoz Deri ve Kundura Fabrikasında üretilen ve katiyen eskimeyen ayakkabıların kösele tabanları gibi, siyasi cilt söz konusu! O yüzden Tevfik Fikret’i saygıyla anmak için Aşiyan durağında inelim: “Yiyin efendiler yiyin bu han-ı iştaha sizin, Doyuncaya, aksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!” Fikret, “Yağma Sofrası” adlı şiirindeki bu mısraları 1908 sonrası İttihat ve Terakki yönetiminin yaptığı yolsuzlukları, devlet kaynaklarının haksızca tüketilmesini ve liyakatsizliği eleştirmek için yazmıştı. Günümüzde yaşasaydı ne yazardı bilemeyiz. Ama kaleminin gücü ve ülke sevgisi bakımından Tevfik Fikret’i aratmayan büyük şairimiz Ataol Behramoğlu “Kara Bir Rüzgar” şiirinde, benzer bir duyguyla şu dizeleri yazmıştı: “Kara bir rüzgardı, can alıcı, Yedeğinde cellatlar, mezbahalar, cezaevleri; Buyruğunda kara büyü, kara ruh, kararmış adalet, Elinde ölüm terazisi, cinayet kılıcı.”
Yargıda Esen Rüzgârlar ve İBB Davası Tartışmaları
Ataol Behramoğlu bu şiiri yazdığı yıllarda yargıda Fetullah Gülen rüzgârı esiyordu. Şimdi yargıda Gülen Cemaatinin rüzgârları esmiyor. Hangi rüzgârların estiğini ise başta İBB Davası olmak üzere diğer davalarda açıkça görüyoruz. Gelecek yıllarda kendini ifade edemeyen izahatlar, anlamsız konuşmalar için bu bir deyim haline gelecek: İBB İddianamesi gibi! -Bilmiyorum… Duydum… Hatırlamıyorum… Öyle söylendi… Tahmin ediyorum… Böylesi “sağlam” gizli tanık beyanlarıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 578 gündür 12 metrekarelik hücrede tutuluyor. Seçilmiş belediye başkanlarının hukuki durumu ve yargıdaki gelişmeler kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ederken, yaşanan bu süreçlerin siyasi ve toplumsal yansımaları tüm yönleriyle tartışılmayı sürdürüyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Türkiye’nin yakın siyasi tarihine damga vuran yolsuzluk iddiaları, basın özgürlüğü tartışmaları ve yargıdaki yapısal sorgulamalar önümüzdeki dönemde de gündemin merkezinde kalmaya devam edecek. Resmi makamlar ve hukuk çevrelerinden gelecek yeni açıklamalar ile yargı süreçlerinin seyrinin önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceği yakından takip ediliyor.
Kaynak: BirGün Manşet