İZMİR — Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı M. Emre Uygun’un yaptığı açıklamalara göre, Türkiye’de 2026-2027 sezonunda sofralık zeytin ve zeytinyağında yüksek rekolte beklenirken; artan maliyetler, finansmana erişim güçlükleri, uluslararası pazarlardaki ticari engeller ve dünya genelindeki üretim artışına bağlı düşük fiyatlar nedeniyle sektör ihracatta hedefsiz ve zorlu bir döneme giriyor.
- Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatı 2026 yılı ocak-eylül döneminde yüzde 28 azalarak 381 milyon dolardan 273 milyon dolara geriledi.
- İhracat miktarı geçen yılın ilk 9 ayında 121 bin ton iken bu yılın aynı döneminde 87 bin ton seviyesine düştü.
- Dünyanın en büyük üretici ülkeleri İspanya, İtalya, Yunanistan ve Tunus’ta da yüksek rekolte beklenmesi Türk zeytinyağının rekabet şansını azaltıyor.
- Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı M. Emre Uygun, üretimdeki artışı ihracat başarısına dönüştürmek istediklerini vurguladı.
2026-2027 Sezonunda Rekolte Artışı ve İhracattaki Derin Düşüş
Türkiye’de tarım ve gıda sektörünün lokomotiflerinden biri olan zeytin ve zeytinyağı piyasası, 2026-2027 sezonunda yüksek rekolte beklentisiyle hareketli günler yaşarken, aynı zamanda ciddi bir daralma ve belirsizlik sarmalının içine çekiliyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı M. Emre Uygun, sahadan gelen verilerin yeni sezonda yüksek rekolteye işaret ettiğini açıkça belirtirken, ‘Üretimdeki artışı ihracat başarısına dönüştürmek istiyoruz ancak artan maliyetler, finansmana erişim güçlükleri ve uluslararası pazarlardaki ticari engeller yeni sezon öncesindeki en büyük zorluklarımız olarak öne çıkıyor’ değerlendirmesinde bulundu. Ancak bu iyimser tablonun arka planında, ihracat rakamlarında yaşanan sert düşüşler dikkat çekiyor. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatı, 2026 yılının ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 28 oranında bir gerileme kaydederek 381 milyon dolardan 273 milyon dolara düştü. Benzer şekilde, miktar bazındaki veriler de daralmayı gözler önüne seriyor; geçen yılın ilk 9 ayında 121 bin ton olan toplam ihracat miktarı, bu yılın aynı döneminde 87 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Bu durum, sektörün üretim potansiyeli ile dış ticaret performansı arasındaki makasın ne kadar açıldığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Alt Ürün Gruplarında Daralma: Siyah Zeytin, Yeşil Zeytin, Zeytinyağı ve Prina
Sektördeki bu gerileme genel toplamla sınırlı kalmayıp tüm alt ürün gruplarına da derinlemesine yansıdı. Alt ürün grupları tek tek incelendiğinde, siyah zeytin ihracatı miktar bazında yüzde 14 azalarak 48 bin 100 tona gerilerken, değer bazında ise yüzde 9 düşüşle 127 milyon dolara indi. Benzer bir düşüş yeşil zeytin cephesinde de yaşandı; yeşil zeytin ihracatı yüzde 19 azalışla 14 bin 400 tona gerilerken, ihracat geliri de yüzde 11 düşüşle 41,3 milyon dolara geriledi. Öte yandan, küresel fiyat hareketleri ve uluslararası kısıtlamalardan en çok etkilenen kalemlerin başında gelen zeytinyağında ise tablo çok daha çarpıcı boyutlara ulaştı. Zeytinyağında ihracat miktarı yüzde 53 gibi devasa bir oranla azalarak 15 bin 700 tona gerilerken, elde edilen toplam gelir yüzde 48 düşüşle 82,1 milyon dolara düştü. Sanayi ve entegre kullanım açısından büyük önem taşıyan prina yağı ihracatı da bu olumsuz dalgadan kaçamayarak yüzde 40 oranında geriledi ve 8 bin 600 ton ile 22,8 milyon dolar olarak resmi kayıtlara geçti. Uzmanlar, bu kategorisel düşüşlerin arkasındaki temel etkenlerin başında iç maliyet baskıları ve küresel pazarlardaki fiyat rekabeti geldiğini belirtiyor.
Küresel Rekabet, Akdeniz Havzasındaki Üretim Patlaması ve Sektörel Stratejiler
Yüksek rekoltenin aslında sektör için önemli bir fırsat penceresi sunduğunu ancak bununla birlikte küresel rekabetin de benzeri görülmemiş bir şekilde arttığına dikkati çeken Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı M. Emre Uygun, konuya ilişkin hayati uyarılarda bulundu. Uygun, dünya genelindeki mevcut durumu ve Türkiye’nin konumunu şu sözlerle özetledi: ‘Dünya genelinde en büyük üretici ülkeler İspanya, İtalya, Yunanistan ve Tunus’ta da yüksek rekolte bekleniyor. Bu durum Türk zeytinyağının uluslararası pazarlardaki ihracat şansını ve rekabet gücünü önemli ölçüde azaltıyor.’ Akdeniz havzasındaki bu genel arz fazlası ve buna bağlı olarak tetiklenen düşük küresel fiyatlar, Türk üreticinin ve ihracatçısının elini zayıflatıyor. Bu zorlu ve hedefsiz dönemin aşılması adına Birliğin yürüttüğü çalışmalara da değinen M. Emre Uygun, OLIVEtoLIVE UR-GE projemiz, uluslararası fuarlarımız, sektörel ticaret heyetlerimiz ve yürütülen pazarlama faaliyetlerinin bu dezavantajlı dönemi atlatmada kritik rol oynamaya devam edeceğini ifade etti.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonuç olarak; 2026-2027 sezonunda yüksek rekolte beklentisine rağmen ihracatta yaşanan yüzde 28’lik değer kaybı ve Akdeniz havzasındaki dev üreticilerin pazarı baskılaması, Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü stratejik bir yol ayrımına getirmektedir. Artan maliyetler ve finansman sorunlarıyla boğuşan sektör, devlet destekleri, UR-GE projeleri ve proaktif uluslararası pazarlama hamleleriyle bu zorlu süreci aşarak küresel rekabetteki konumunu korumayı hedeflemektedir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika