ABD’de Başkan Donald Trump’ın görev süresinin kalan iki yılındaki siyasi dengeleri belirleyecek ara seçimler, yalnızca ülkenin iç siyaseti açısından değil, Orta Doğu’daki güç dengeleri bakımından da önemli sonuçlar doğurabilecek bir tablo ortaya çıkardı. Demokratların Kongre’nin iki kanadında da çoğunluğu elde etmesi, Trump yönetiminin özellikle İran politikası üzerindeki siyasi ve kurumsal baskıyı artırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.TRUMP’TAN SEÇİM SONUÇLARININ ARDINDAN İRAN İTİRAFISeçim sürecinde İran’la yaşanan savaşın ekonomik sonuçları, yükselen enerji fiyatları ve Amerikan kamuoyundaki memnuniyetsizlik Cumhuriyetçilerin karşı karşıya kaldığı sorunlar arasında yer aldı. Nitekim Trump da seçim sonuçlarının ardından Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada İran’daki savaşın Cumhuriyetçilerin kayıplarında etkili olduğunu kabul etti.
Buna karşın savaşı başlatma kararından pişman olmadığını de belirten Trump, aynı koşullarda yeniden aynı kararı alacağını söyledi. Aslında seçim yenilgisinin İran politikasında geri adım anlamına gelmeyeceğinin de işaretini verdi.Ancak Kongre’de çoğunluğun Demokratlara geçmesi, Trump’ın önündeki siyasi ve kurumsal denetim mekanizmalarını güçlendirebilir. Özellikle savaşın maliyeti, askerî harcamalar ve yönetimin İran politikasına ilişkin kararları Kongre’de daha yoğun biçimde tartışılabilir. Bununla birlikte ABD başkanının dış politika ve askerî operasyonlar konusunda sahip olduğu geniş yetkiler, Demokratların zaferinin yeni bir saldırıyı otomatik olarak engelleyeceği anlamına gelmiyor.3 OCAK’A KADAR SÜREÇ TRUMP İÇİN FIRSAT, SONRASINDA BASKIPeki, Kongre’de iki kanadı da kaybeden Trump, siyasi otoritesini yeniden tesis etmek ve güçlü lider imajını korumak amacıyla İran’a yönelik askerî seçeneğe daha fazla yönelebilir mi?Bu soruma “Kırılma var ama sanıldığı yerde ve sanıldığı zamanda değil” değil diyen İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından, “Önce takvime bakalım. AP’nin projeksiyonlarına göre Demokratlar her iki kanadı da kazandı. Ama yeni Kongre ancak 3 Ocak’ta göreve başlayacak. Yani önümüzdeki iki ay boyunca Trump hâlâ Cumhuriyetçi bir Kongre ile çalışacak. Bence asıl hassas dönem tam da bu pencere” dedi ve şu önemli bilgilerin altını çizdi: — ABD basınına yansıyan değerlendirmelere göre ara seçimlerden sonra Trump’ın iç politikadaki gücü azalacak, dikkati de dış politikaya ve bırakacağı mirasa kayacak. Ocak ayından sonra ise tablo değişiyor. Demokratlar bütçe yetkisini kullanabilir, Savaş Yetkileri Yasası çerçevesinde Kongre onayı tartışmasını gündemin merkezine taşıyabilir. Pentagon’un Kongre’ye bildirdiğine göre savaşın maliyeti şimdiden 47 milyar doları aştı. Bu da harcamaların sorgulanması için güçlü bir zemin. Peki, Trump güçlü lider imajı için askerî seçeneğe yönelir mi? Bu mantığın bir karşılığı var ama ters yönde de güçlü bir argüman var. Seçim sonucu büyük ölçüde savaşa ve hayat pahalılığına yönelik bir tepki olarak okunuyor. Bu tabloda savaşı tırmandırmak, seçmenin mesajına aykırı düşer.
— Son 48 saatteki sinyaller de karışık. ABD, seçim sabahı Keşm Adası’nda yeni inşa edilen bir hava savunma tesisine sınırlı bir saldırı düzenledi. Trump bunu küçük bir saldırı olarak niteledi. Aynı gün Financial Times’a yakın vadede İran’ı vurma planı olmadığını, istedikleri her şeyi almakta olduklarını söyledi. Başkan Yardımcısı JD Vance de bir anlaşma konusunda iyimser olduklarını belirtti. Ancak bir yandan da bölgeye sevkiyatlar hızlanmış durumda. Bir askerî hareketlilik söz konusu yani. Trump’ın önünde iki yol var: Ya kısa ve yoğun bir kampanya ya da Doha’dan çıkacak bir anlaşma. İkisi de bir zafer anlatısı üretebilir. Trump için asıl mesele güçlü görünmek değil, kazanmış görünmek. Bunu masada sağlayabilirse askerî seçeneğe ihtiyacı kalmaz. Ancak yine de pek umutlu olduğumu söyleyemeyeceğim.İSRAİL CEPHESİNDE NETANYAHU’NUN HAREKET ALANI DARALIYOR MU?ABD’deki seçim sonuçları İsrail açısından da yakından takip ediliyor. Trump yönetiminin Kongre’deki siyasi desteğinin zayıflaması, İsrail’in Washington’la ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Özellikle İran konusunda ABD ile İsrail arasındaki askerî ve diplomatik koordinasyonun nasıl şekilleneceği büyük önem kazanıyor.Öte yandan İsrail’de Netanyahu’nun karşı karşıya olduğu siyasi belirsizlik de Tahran politikasını etkileyebilecek unsurlar arasında bulunuyor. Netanyahu’nun iktidarını sürdürmekte zorlanması veya yeni bir siyasi denklemin ortaya çıkması, İsrail’in İran’a yönelik adımlarının zamanlamasını ve yöntemini değiştirebilir. Ancak İran’ı İsrail açısından bir güvenlik tehdidi olarak gören yaklaşımın yalnızca Netanyahu yönetimiyle sınırlı olmadığına da dikkat çekiliyor.
Kaynak: Hürriyet