İSTANBUL — Dünyanın en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu, 24-25 Ekim tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek genel kurula hazırlanırken, dokuz başkan adayı kıyasıya bir yarış yürütüyor. Bu süreçte Cumhuriyet’in sorularını yanıtlayan Cumhuriyet Avukatları Grubu adayı avukat Atakan Adem Selanik, genç avukatların sorunlarını çözmek, duruşma gecikmelerini gidermek ve kıdem şartlarını kaldırmak için iddialı projelerle yola çıktıklarını vurguladı.
- İstanbul Barosu’nun 24-25 Ekim tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştireceği genel kurulda 9 aday başkanlık için yarışıyor.
- Cumhuriyet Avukatları Grubu adayı Atakan Adem Selanik, adaylık hayatinin temellerinin rahmetli Kazım Kolcuoğlu’ndan ruhsatını aldığı yıllara dayandığını belirtti.
- Selanik, ‘Kürsüden değil, koridordan’ sloganının bir seçim hamlesi değil, bizzat adliye koridorlarında yaşanan zorluklardan doğan bir yönetim yöntemi olduğunu ifade etti.
- Atatürk çizgisini koruyan, Anayasa’nın değiştirilemez maddelerine sahip çıkan bir baro anlayışını gençlerle birlikte inşa edeceklerini kaydetti.
Adliye Koridorlarından Zirveye Uzanan Bir Hayat Hikâyesi
İstanbul Barosu’nun geleceğini şekillendirecek olan kritik genel kurul öncesinde gözler başkan adaylarına çevrilmiş durumda. Haliç Kongre Merkezi’nde 24-25 Ekim tarihlerinde yapılacak seçimler öncesinde sahada yoğun bir çalışma yürüten Cumhuriyet Avukatları Grubu’nun Başkan adayı avukat Atakan Adem Selanik, mesleğe olan bağlılığını ve başkanlık hayalinin kökenlerini samimi bir dille paylaştı. Ruhsatını rahmetli Kazım Kolcuoğlu’ndan aldığını belirten Selanik, onun duruşundan çok etkilendiğini ve “Bir gün ben de İstanbul Barosu Başkanı olmalıyım” hayatinin o yıllarda filizlendiğini ifade etti. Ancak bu kararın sadece bir masa başında alınmadığını, adliye koridorlarında yaşanarak olgunlaştığını vurgulayan Selanik, kendi köklerine ve Cumhuriyet değerlerine atıfta bulundu. “Biz Cumhuriyet’in imkânlarıyla Anadolu’da yetiştik. Bize sıfırdan hayat kurmayı öğreten, Atatürk’ün kurduğu düzen ve kurumlardı” diyen Selanik, duruşmaya yetişme telaşını, iş beklemeyi, giderleri nasıl karşılayacağını düşünmeyi ve emeğinin karşılığını alamamanın ne anlama geldiğini bizzat deneyimlediğini belirtti. Bugün genç meslektaşlarının aynı sıkıntıları çok daha ağır koşullarda yaşadığını yakından gördüğünü ifade eden aday, “Kürsüden değil, koridordan” sözünün kendileri için sadece bir slogan değil, aksine temel bir yönetim yöntemi olduğunun altını çizdi.
Genç Avukatların Sorunları ve Baroda Değişim Vizyonu
Son dönemde İstanbul Barosu’nun sahipsiz bırakıldığını, mevcut anlayışın bu köklü kurumu yeterince ileriye taşıyamadığını ve genç avukatlarla kurum arasındaki bağın giderek zayıfladığını gözlemlediğini belirten Atakan Adem Selanik, bu gidişata dur demek için aday olduklarını açıkladı. Hem kuruma hem de mesleğe sahip çıkmak, gençleri karar alma süreçlerine aktif olarak dâhil etmek istediklerini dile getiren Selanik, stratejik hedeflerini şu sözlerle özetledi: Atatürk çizgisini tavizsiz bir şekilde koruyan, Anayasa’nın değiştirilemez maddelerine sahip çıkan ve “Türkiyeli” gibi tartışmalı söylemlerin karşısında kararlılıkla duran bir İstanbul Barosu’nu genç meslektaşlarıyla birlikte güçlendirerek gelecek kuşaklara çok daha sağlam bir şekilde devretmeyi hedefliyorlar. Adaylık sürecinde sıklıkla gündeme gelen “bölünmüşlük” tartışmalarına da açıklık getiren Selanik, baro seçimlerinin yalnızca bir sandık yarışı olmadığını, aynı zamanda çok sesli bir fikir yarışı barındırdığını ve avukatların birden fazla seçeneğe sahip olmasının demokratik yapının doğal bir gereği olduğunu vurguladı.
Gelişmeler ve Beklentiler
İstanbul Barosu’nun 24-25 Ekim tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştireceği genel kurul, dokuz başkan adayının katılımıyla meslektaşların sandık başına gideceği tarihi bir dönemece sahne olacak. Cumhuriyet Avukatları Grubu adayı Atakan Adem Selanik’in genç avukatların önünü açma, duruşma gecikmelerini önleme ve kıdem şartlarını ortadan kaldırma vaatleriyle yürüttüğü bu iddialı yarışın sonuçları, yalnızca İstanbul Barosu’nun değil, Türkiye avukatlık camiasının geleceği açısından da stratejik bir öneme sahip bulunuyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika