27 Ekim 2026, Salı
Haber

Teknoloji İşini Ortadan Kaldırınca İşçiyi Hangi Hukuk Koruyor?

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

ANKARA — İklim kriziyle mücadele, üretim teknolojilerindeki köklü değişimler ve dijitalleşme dalgası çalışma hayatını hızla yeniden şekillendirirken, işini bu büyük dönüşüme kaptıran milyonlarca çalışanın haklarını koruyan mevcut yasal mekanizmaların yetersizliği derin bir hukuki ve sosyal boşluk yaratıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hazırlıklarını sürdürdüğü ‘Ulusal Adil Geçiş Stratejisi’ yeni bir umut ışığı yakarken, günümüz Türk iş hukukunun sınırları ve teknolojik işsizlik karşısındaki yetersizlikleri uzmanlar tarafından masaya yatırılıyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın 19 Ekim’deki açıklamasına göre, önümüzdeki ay Ulusal Adil Geçiş Stratejisi kamuoyuna tanıtılacak.
  • Mevcut sistemde işçiyi koruyan ana unsurlar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesindeki fesih kısıtları ve 29. maddedeki toplu çıkarma prosedürleriyle sınırlı kalıyor.
  • Dönüşümün planlandığı aşamada işçiye söz hakkı tanıyan, eğitim süresince tam gelir güvencesi sağlayan kapsamlı bir yasal düzenleme henüz bulunmuyor.

Çalışma Hayatının Yeni Gerçeği: Dijital ve Yeşil Dönüşüm

İklim değişikliğiyle mücadele, yeni üretim teknolojileri ve dijitalleşme dalgası tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çalışma hayatını kökten yeniden şekillendiriyor. Bu büyük ekosistem dönüşümü neticesinde bazı geleneksel meslekler hızla tarih olurken, yepyeni beceriler gerektiren pozisyonlar doğuyor. Ancak piyasada yeni iş kollarının açılması, eski mesleklerini ve dolayısıyla ekmek teknelerini kaybeden binlerce işçinin mağduriyetini kendiliğinden çözmeye yetmiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan 19 Ekim’de yaptığı kapsamlı açıklamada, yeşil ve dijital dönüşümün istihdama olası etkilerini önceden değerlendirmeyi, çalışanların yeni beceriler kazanmasını çok yönlü olarak desteklemeyi ve olası istihdam kayıplarına karşı koruyucu mekanizmaları güçlendirmeyi hedeflediklerini kamuoyuna duyurdu. Bu doğrultuda Bakanlık, önümüzdeki ay ‘Ulusal Adil Geçiş Stratejisi’ni resmi olarak tanıtmayı planlıyor. Açıklanan bu hedefler son derece önemli ve stratejik olmakla birlikte, ‘adil geçiş’ kavramı sadece bir iyi niyet sloganı olarak kalmayacaksa, bugünkü yürürlükteki mevzuatın ve hukukun bu acil soruya ne cevap verdiğini etraflıca incelemek hayati önem taşıyor.

Mevcut Mevzuatın Sınırları: 18 ve 29. Maddeler Ne Diyor?

Bugünkü Türk iş hukukunun teknolojik işsizlik sorularına verdiği yanıtların kısa özeti oldukça sınırlıdır. İş Kanunu’nun 18. maddesi iş sözleşmesinin feshinde son çare kuralını öngörürken, 29. madde toplu çıkarmalarda bildirim ve görüşme zorunluluğu getiriyor, işsizlik ödeneği ise işini kaybedene sınırlı bir süreliğine gelir desteği sunuyor. Ancak dönüşümün planlandığı ilk aşamada işçiye karar mekanizmalarında söz hakkı veren ve eğitim süreci boyunca tam gelir güvencesi sağlayan özel bir yasal düzenleme ne yazık ki bulunmuyor. Teknolojik dönüşüm gerekçesiyle iş sözleşmesi feshedildiğinde işverenler, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde yer alan ‘işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri’ hukuki dayanağına başvurur. Yargıtay içtihatlarında bu gerekçe kabul edilirken feshin ölçülü ve ‘son çare’ olması şartı aranır. Teoride işverenin işçiyi farklı bir görevde değerlendirme imkânını araştırması, gerekirse mesleki eğitimle yeni sisteme uyum sağlamasını temin etmesi beklenir. Ancak uygulamada bu yükümlülük genellikle mahkeme dosyalarında ve iş yerlerinde ‘başka yer yok’ denilerek kolayca geçiştirilmektedir.

Toplu Çıkarımlar ve Sosyal Diyaloğun Eksik Halkaları

Teknolojik dönüşüm dalgası geniş çaplı işten çıkarmalara yol açtığında ise devreye Kanun’un 29. maddesi girmektedir. Belirli sayısal eşikleri aşan toplu işten çıkarmalarda işveren, fesih tarihinden en az 30 gün önce işyeri sendika temsilciliğine, ilgili çalışma ve iş kurumu bölge müdürlüğüne ve İŞKUR’a yazılı bildirim yapmak ve çıkarmanın kapsamını sendika temsilcileriyle istişare etmek zorundadır. Sosyal diyalog mekanizmaları bugün de mevzuatımızda yer almaktadır; ancak bu mekanizmalar dar kapsamlı bir bildirim ve görüşme yükümlülüğünün ötesine geçememektedir. Özellikle otomasyona ve yapay zekaya geçişin en baştan planlandığı hassas aşamada, işçilerin gelecekte hangi yeni eğitimlere ihtiyaç duyacağı ve iş süreçlerinin tam olarak nasıl evrileceği tartışılırken işçilerin söz hakkı bulunmamaktadır.

Gelişmeler ve Beklentiler

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önümüzdeki ay ilan etmeye hazırlandığı ‘Ulusal Adil Geçiş Stratejisi’, çalışma hayatındaki dijital ve yeşil dönüşümün yarattığı yapısal riskleri bertaraf etmek için kritik bir dönüm noktası oluşturuyor. Resmi süreçlerin tamamlanması ve yeni mekanizmaların hayata geçirilmesi beklenirken, mevcut yasaların teknolojik değişim hızı karşısında güncellenmesi ve işçileri üretim sürecinin dışına itmeden koruyacak köklü reformların hayata geçirilmesi Türkiye’nin sosyal ve ekonomik istikrarı için elzem görünmektedir.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın