ANKARA — Cumhurbaşkanı tarafından bu yıl bitmeden 38 bin hekim dışı sağlık personeli alınacağı duyurulmasına rağmen hangi meslekten kaç kişinin ve hangi statüde istihdam edileceğinin belirsizliğini koruması, yüz binlerce işsiz sağlık profesyonelini çaresiz bir bekleyişe sürüklerken; Türkiye genelinde artan işsizlik, mesleklerin değersizleşmesi ve ucuz emek politikaları kamuoyunun ve sektör temsilcilerinin en acil gündem maddesi olmaya devam ediyor.
- Cumhurbaşkanı tarafından bu yıl sonuna kadar 38 bin hekim dışı sağlık personeli alınacağı duyuruldu ancak hangi branşlardan ve hangi statüde alım yapılacağı hâlâ belirsizliğini koruyor.
- Sağlık Bakanlığı’nın 2026 birinci dönem kurasında 17 bin diş hekimi başvurmasına rağmen sadece 521 kişinin atanması, kamudaki ciddi kontenjan yetersizliğini gözler önüne serdi.
- Yüz binlerce genç sağlık profesyoneli; plansız eğitim politikaları, yetersiz kamu atamaları ve özel sektördeki taban maaş baskısı nedeniyle garsonluk, kasiyerlik ve oto yıkama gibi meslek dışı işlerde hayatta kalma mücadelesi veriyor.
- Resmi sunumlar Türkiye’nin AB ve OECD ortalamalarının gerisinde olduğunu savunarak fakülte açılmasını savunsa de, sahada yaşanan derin işsizlik krizi ve kamu hizmeti erişim engelleri çelişkiyi net bir şekilde ortaya koyuyor.
Sağlık Mesleklerinde ‘İşsizler Ordusu’ Nasıl Oluştu? Planlama Neden Yapılmıyor?
Sağlık sektöründe yaşanan kadro krizinin kökeninde bilimsel yöntemlerden uzak insan gücü planlamaları yer alıyor. Eğitim ve insan gücü planlamasının bir türlü bilimsel verilerle yapılmamasının temel sebebi, bilinçli bir politikanın ürünü olmasıdır. Mesleklerin değersizleşmesi ve emeğin ucuzlaması adına, kaliteye bakılmaksızın meslek mensuplarının fazla fazla yetiştirilmesi ve ucuz emek gücü olarak piyasaya sürülmesi hedeflenmektedir. Hekimlik mesleğinde uzun süredir artan tıp fakültesi sayı ve kontenjanları ile niteliği düşen eğitim süreçleri aracılığıyla bu tehlikeye dikkat çekilirken, hekimler için kapıya dayanan bu kriz diğer tüm sağlık meslek mensupları için çoktan acı bir gerçek haline gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı tarafından duyurulan 38 bin hekim dışı sağlık personeli alımı müjdesi yüz binlerce işsiz sağlıkçının umudu olsa da, kadroların detaylarının açıklanmaması kaygıları artırmaktadır.
Diş Hekimliği ve Eczacılıkta Çarpı Tablo: Garsonluk Yapan Hekimler
Diş hekimliği alanındaki acı durum, basın organlarında ve uzman analizlerinde çarpıcı biçimde ele alınmaya devam ediyor. Mesleklerini yapamayan diş hekimlerinin garsonluk, oto yıkama, marketlerde kasiyerlik gibi farklı işlere mecbur kaldığı örnekleriyle belgelenmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın 2026 birinci dönem kurasına başvuran 17 bin diş hekiminden sadece 521’inin atanabilmesi sistemin tıkanıklığını özetlemektedir. Yeni mezun bir diş hekimi 70 farklı özel kliniğe özgeçmiş yolladığını, hiçbirinden olumlu yanıt alamadığını ve özel sektörde sunulan ücretlerin yalnızca 30-35 bin lira bandında olduğunu anlatmaktadır. Basına yansıyan haberlerde, yurttaşlar ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişemezken ve özellikle çocukların yüzde 90’ında diş çürüğü mevcutken diş hekimlerinin işsizlıkla boğuştuğu vurgulanmaktadır. Benzer bir dram eczacılıkta da yaşanmaktadır. Ankara Eczacı Odası, her yıl mezun olan binlerce genç eczacının, yeni eczane açma imkânlarının yasal olarak kısıtlanması, kamu atamalarındaki yetersiz alımlar ve özel sektördeki sınırlı istihdam alanları sebebiyle işsiz kaldığını defalarca bildirmektedir.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sağlık Bakanlığı’nın resmi sunumlarına bakıldığında bu mesleklerde sayıca yetersizlik olduğu, Avrupa Birliği (AB) ve OECD ortalamalarının gerisinde kalındığı savunularak yeni fakülteler açılması ve kontenjanların yüksek tutulması normal gösterilmeye çalışılmaktadır. Nitekim 2024 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’na göre 100 bin kişiye düşen diş hekimi sayısı Türkiye’de 59 iken, AB ortalaması 85, OECD ortalaması ise 77 seviyesindedir. Ancak bu istatistikler arkasına sığınılan tablo ile sahada iş arayan binlerce gencin durumu arasındaki çelişki ortadadır: Türkiye’de on binlerce diş hekimi işsizlik yüzünden garsonluk yapmak zorunda kalırken, yetkililerin atama ve istihdam planlamalarını acilen bilimsel temellere oturtması beklenmektedir.
Kaynak: BirGün Manşet