İSTANBUL — Merinos fabrikasında yönetimin işçilerin önüne koyduğu ve ‘sosyal medya taahhütnamesi’ adı verilen kısıtlayıcı kağıdı imzalatma girişimi, çalışanlar arasında büyük bir tepki ve direniş dalgasına yol açtı. Fabrikada zaten haklarını ararken binbir türlü zorlukla mücadele eden işçiler, bu yeni uygulamayla kişisel hesaplarının ve ellerindeki telefonların tamamen kontrol altına alınmak istendiğini belirterek, ‘Biz gecesini gündüzüne katıp alın teri döken işçiyiz, bu baskılara boyun eğmeyeceğiz’ mesajını verdi.
- Merinos yönetiminin işçilere dayattığı sosyal medya taahhütnamesi, fabrikadaki ağır koşulların ve haksızlıkların dışarıya duyurulmasını engellemeyi hedefliyor.
- İşçiler, bu belgenin hukuki bir geçerliliği olmadığını belirterek uygulamanın tamamen bir korkutma ve gözdağı politikası olduğunu vurguluyor.
- Taahhütnamenin, düşük zamlara karşı yapılacak olası grevleri ve hak arama hürriyetini bastırmak için bir tazminatsız işten çıkarma kılıfı olduğu ifade ediliyor.
- Çalışanlar, anayasal ifade özgürlüklerinin gasp edilmesine karşı sendikaları ve basını bu sansür dayatmasına karşı dayanışmaya çağırıyor.
Sosyal Medya Sansürüyle Gerçekleri Gizleme Çabası
Merinos fabrikasında yaşanan son gelişmeler, endüstriyel ilişkilerde dijital denetim ve sansür tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Merinos patronu tarafından önlerine konulan ‘sosyal medya taahhütnamesi’ imzalatılmak istenen işçiler, bu hamlenin arkasındaki asıl niyetin çok net farkında olduklarını ifade ediyor. Fabrikada zaten haklarını ararken binbir türlü zorluk yaşayan emekçiler, şimdi bir de ellerindeki telefonların ve kişisel sosyal medya hesaplarının kontrol altına alınmak istenmesine tepki gösteriyor. İşçiler, patronun niyetini şu sözlerle özetliyor: ‘Amaç içeride yaşadığımız haksızlıkları, ağır çalışma koşullarını veya olası bir iş kazasını dışarıya duyurmamızı engellemek. Yarın bir gün haksızlığa ses çıkardığımızda, bizi tazminatsız işten atmak için şimdiden kılıf hazırlıyorlar. Hatta işten ayrılsak bile arkasından konuşmayalım diye gözdağı veriyorlar.’ Ayrıca bu belgenin imzalatılmasında, iş yerindeki ağır çalışma koşullarının sosyal medyada paylaşılmasının ve bundan dolayı yeni işçi alımlarında şirket bulmakta zorlanmalarının da büyük etkisi bulunduğu belirtiliyor.
‘İşten Ayrıldıktan Sonra Bile Benim Kölemsin’ Anlayışı
Derinleşen ekonomik kriz ve düşük zam politikaları karşısında seslerini duyurmaya çalışan işçiler, bu taahhütnameyle tamamen susturulmak istendiklerini dile getiriyor. Belgede yer alan ‘Hakaret, iftira, yanıltıcı bilgi’ gibi muğlak ifadelerle işçilerin tazminatsız işten atılmasının altyapısının oluşturulduğuna dikkat çekiliyor. Bu durumun, düşük zam karşısında yapılması planlanan grevlerin ve eylemlerin önünü kesmek amacıyla devreye sokulduğu net bir şekilde görülüyor. Haksızlıklar karşısında basına, sendikaya ya da sosyal medyaya açıklama yapılması kesin bir dille engellenmek isteniyor. İşçilerin değerlendirmelerine göre bu imza metni, ‘İşten ayrıldıktan sonra da benim kölemsin’ anlamına geliyor. Yani biri fabrikadan ayrılsa dahi Merinos hakkında tek kelime edemeyecek, haksız şekilde işten atılsa dahi yasal haklarını arayamayacak. Hak arayan ve taahhütnamedeki bu kurallara uymayan işçiler doğrudan tazminatsız işten atılmakla ve şirkete yüklü tazminatlar ödemekle tehdit ediliyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Anayasal hakların ve ifade özgürlüğünün hiçe sayıldığı bu baskı ortamında, Merinos işçileri söz konusu belgenin hukuki bir geçerliliğinin olmadığını ve bunun tamamen bir korkutma politikası olduğunun bilincinde hareket ediyor. ‘Biz köle değiliz, işçiyiz’ diyerek ayağa kalkan çalışanlar, anayasal hakları olan ifade özgürlüğünün ve hak arama hürriyetinin ellerinden alınmasını asla kabul etmeyeceklerini vurguluyor. Sürecin ilerleyen aşamalarında sendikaların ve basının bu sansür dayatmasına karşı nasıl bir tutum takınacağı ve işçilerin haklı mücadelesinde nasıl bir dayanışma örüleceği, benzer sektörlerdeki diğer işçi hareketleri açısından da emsal teşkil edecek kritik bir dönemeç olarak takip ediliyor.
Kaynak: Evrensel