4 Kasım 2026, Çarşamba
Haber

1973’ten Günümüze “Bir, Daha Fazla Vietnam” Sloganı ve Küresel Dalga

💡 HABERİN ANATOMİSİ

İSTANBUL — 1973’te ABD’nin Vietnam’dan çekilişi sırasında yankılanan “Bir, iki, üç, daha fazla Vietnam!” sloganı, günümüzde Brezilya’dan Sırbistan’a ve Avrupa’ya uzanan toplumsal mücadelelerle yeniden dünya gündemine taşınırken; uzmanlar bu kez hedefin emperyalizmin yanı sıra yükselen küresel faşist dalga olduğunu belirtiyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • 1973 yılının tarihi sloganı, günümüzdeki Brezilya, Sırbistan ve Avrupa merkezli toplumsal hareketlerle yeniden hayat buluyor.
  • Brezilya’da Lula’nın seçim zaferi ve Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki halk hareketi, faşist ve yozlaşmış rejimlere karşı yeni mevziler kazandırdı.
  • Sırbistan’da on iki yıllık tek adam rejimine karşı merkezi olmayan toplumsal hareketin zaferi, devletin bürokratik ve yargısal direnciyle yeni bir siyasal laboratuvar süreci başlatıyor.

Ne Oldu? 1973’ün Sloganı Bugün Neyi İfade Ediyor?

1973’te ABD Vietnam’dan çekilirken sloganımız “Bir, iki, üç, daha fazla Vietnam!” idi. Bugün Brezilya’da Lula’nın zaferi, Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğünde yükselen halk hareketi ve Avrupa’nın farklı ülkelerinde gelişen toplumsal mücadeleler, o sloganı hatırlatıyor. Bu kez hedef, emperyalizmin yanı sıra yükselen faşist dalga. 1973’ün sloganı, ulusal sınırları aşan bir mücadele anlayışına dayanıyordu. Bugün, farklı ülkelerde birbirinden kopuk biçimde ortaya çıkan toplumsal öfkeyi ortak bir siyasal doğrultuda buluşturabilmek gerekiyor. Avrupa’da başlayan yeni seçim döneminin taşıdığı tehlikeler, faşist dalganın ulusal sınırları aştığını gösteriyor. Ekonomik güvencesizlik, eşitsizlik, konut sorunu, siyasal temsil krizi ve demokratik kurumların aşınması farklı ülkelerde benzer tepkiler doğuruyor. Bir ülkedeki ilerici demokratik hareketin başarısı, başka ülkelerde yeni mücadelelerin önünü açabilir. Bu olasılık, ilerici ve devrimci güçler için önemli bir umut kaynağı.

Neden Şimdi? Brezilya ve Sırbistan’daki Küresel Mücadele Mevzileri

Brezilya’da Lula’nın zaferi, faşist emperyalist bir saldırı karşısında çok değerli bir mevziyi korudu. Sırbistan’da ise baskıcı ve yozlaşmış bir tek adam rejimine karşı yükselen halk hareketi yeni bir mevziyi ele geçirdi. Brezilya’da iki liderin yarıştığı klasik bir parlamenter seçim yaşanırken Sırbistan’da, merkezi bir liderlik etrafında örgütlenmemiş bir toplumsal hareket, on iki yıllık rejime karşı önemli bir başarı kazandı. Yeni hükümeti, bu hareketin farklı mesleklerden gelen, devlet yönetimi deneyimi bulunmayan temsilcileri kuracak. Böylece özgün tarihsel bir deneyim için bir laboratuvarı oluşuyor: Yeni hükümet hareketin programını uygulamaya başlayınca, eski rejimin polis, istihbarat, yargı, bürokrasi, kamu işletmelerinde yerleşmiş kadrolarının, ilişkilerinin, çıkar ağlarının direnişiyle karşılaşacak. Bunlar kendi hiyerarşileri ve iktidar kaynakları olan yapılar.

Gelişmeler ve Beklentiler

Sonraki süreçte, Sırbistan ve Brezilya’daki bu özgün tarihsel deneyimlerin uluslararası alanda ilerici ve demokratik hareketlere yeni bir ilham kaynağı olması beklenirken; yeni kurulan hükümetlerin eski rejimlerin kökleşmiş bürokratik, yargısal ve ekonomik direnç ağlarıyla nasıl mücadele edeceği küresel sol ve demokratik çevreler tarafından yakından takip ediliyor.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın