5 Kasım 2026, Perşembe
Haber

60 AKP Milletvekili İsmi Ortaya Çıktı: Fon Kâr Skandalı Giderek Büyüyor

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

ANKARA — Yeni Parti lideri Özel, fon kâr skandalına karışan 60 AKP milletvekilinin isimlerini açıkladı; skandalın arkasındaki Tera Holding Almanya şirketlerine atanan mütevelli heyetleri, DHB Bankası ve Halkbank bağlantıları, basın üzerindeki baskı ve yargı sürecindeki duraksamalar ülke gündemini meşgul etmeye devam ediyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Yeni Parti lideri Özel, 60 AKP milletvekilinin skandalda adı geçtiğini duyurdu.
  • Tera Holding’in Almanya şirketlerine mütevelli heyetleri atandı; DHB Bankası’nın %30’u Halkbank’a ait.
  • Hükümet, basını susturmak ve yargıyı yönlendirmek için baskı uygularken, tutuklamalar artıyor.

Skandalın Kökleri ve Yeni Parti Liderinin Açıklamaları

The fund profiteering scandal, which is being covered up through pressure on the press, is not disappearing from the agenda. YENİ Party leader Özel said: “The names of 60 AKP MPs have been mentioned in the profiteering scandal.” It was also learned that trustees had been appointed to Tera Holding’s companies in Germany. Behind the loan was DHB Bank, 30 per cent of which belongs to Halkbank.\n\nBağımsız gazetecilik bir tık kadar yakınUygulamamızı indirin, en güncel haberler cebinize gelsin\n\nUygulamamızı indirin, en güncel haberler cebinize gelsin\n\nÖzel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.\n\nSkandalın tarihsel kökeni, 2018‑2020 yılları arasında kamu fonlarının özel sektöre usulsüz şekilde aktarılmasıyla başlar. Yeni Parti lideri Özel’in açıklaması, bu sürecin hâlâ siyasi elit içinde geniş bir tabana yayıldığını gösteriyor. Tera Holding’in Almanya’da faaliyet gösteren şirketlerine mütevelli heyeti atanması, uluslararası finansal yapının da bu yolsuzluk zincirine dahil olduğunu işaret ediyor. DHB Bankası üzerinden sağlanan kredi, Halkbank’ın %30’luk hissesiyle devlet bankacılığının dolaylı bir destek mekanizması olduğunu ortaya koyuyor. Bu veriler, skandalın sadece yerel bir yolsuzluk olmadığını, aynı zamanda uluslararası finansal ilişkileri de etkilediğini gösteriyor.

Basın Üzerindeki Baskı ve Yargı Süreci

Politics ServiceThe fund profiteering scandal is not disappearing from the country’s agenda. Although the government wants to dismiss the machinery that was set up as a matter of individual responsibility, the scale of the crisis is growing by the day.\n\nSince the scandal emerged, the Palace administration has sought to intimidate journalists through detentions and imprisonment and has blacked out the press, while trying to overlook the political dimension of the profiteering and give the impression that it is cleaning house through the judiciary.\n\nFor days, reports were even repeatedly fed to the public that AKP President Tayyip Erdoğan was extremely angry and would hold everyone to account.\n\nHowever, the scale of the profiteering has grown beyond even the reach of the regime, which holds all the power of the state.\n\nIn recent days, the rhetoric of a clean-up has begun to proceed through internal score-settling within the regime.\n\nAlthough all the names mentioned in the profiteering scandal are affiliated with AKP, the judiciary has taken no action concerning any political connection.\n\nDuring the process, all that emerged were people being removed from WhatsApp groups, warnings to “keep a little distance” and calls to “repay the principal”, demonstrating the regime’s desperation.\n\nWhile no politician has been exposed in the profiteering scandal whose trail leads to the Palace, the number of people held on remand, including former ministers, bureaucrats and holding-company executives, has exceede\n\nBu bölüm, hükümetin basın üzerindeki sistematik baskısını ve yargının siyasi bağlamda hareketsizliğini belgeleyen bir dizi resmi açıklamayı bir araya getiriyor. Basın özgürlüğünün kısıtlanması, tutuklamalar ve “WhatsApp gruplarından çıkarılma” gibi yöntemler, rejimin krizi kontrol altına alma çabalarının bir parçası olarak yorumlanıyor. Yargının hiçbir AKP bağlantısını soruşturmayışı, skandalın siyasi boyutunun hâlâ örtülü kalmasını sağlıyor. Bu durum, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokratik denetim mekanizmalarının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın