İSTANBUL — Avrupa’dan dünyaya yayılan ve özellikle gençlerin öncülük ettiği değişim arayışı, Paris’ten Sırbistan’a uzanan sokak hareketleriyle mevcut kapitalist sistemin tıkanıklığını ve artan eşitsizlikleri yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı.
- Fransa, Sırbistan ve küresel genelinde gençlerin ve güvencesiz kesimlerin öncülük ettiği itirazlar, sistemin tıkandığını ve eşitsizliklerin derinleştiğini gözler önüne seriyor.
- Sırbistan’da öğrencilerin tüm siyasal partileri reddederek kurduğu sokak ittifakı ve seçim başarısı, siyasal dengelerin değişim potansiyelini simgeliyor.
- İktidarların itirazları duymak yerine ‘düzen’ ve ‘güvenlik’ kisvesi altında kriminalize etme çabaları, toplumsal öfkeyi bastırmaya yetmiyor.
Küresel Ölçekte Sokağın Yükselişi: Paris’ten Sırbistan’a İtiraz Dalgası
Avrupa’dan dünyaya, özellikle de gençlerin öncülüğünde derin bir değişim arayışı dalga dalga yayılıyor. Paris’te başlayıp başka başka kentlere taşan itirazlar, ana akım medyada sıklıkla yansıtıldığı gibi birbirinden bağımsız, amaçsız ve sadece vandalizme dönüşen öfke patlamalarından ibaret değildir. Fransa’da gençlerin, çiftçilerin ve daha önce Sarı Yelekliler’in dile getirdiği haklı talepler; Sırbistan’da öğrenci hareketinin kaydettiği tarihi seçim başarısı; kıtanın farklı coğrafyalarında tırmanan eşitsizlik ve hayat pahalılığı karşıtı eylemler, ortak bir soruyu tüm çıplaklığıyla yeniden gündemin baş köşesine taşıyor: Kapitalist sistem ve mevcut rejimler tıkandı mı? Geniş halk kitleleri ve özellikle yeni nesiller, geleceklerini daraltan bu düzene ne kadar daha razı olacak? Bu hayati sorunun yanıtı, artık sadece sokaklarda değil, aynı zamanda sandıklara da güçlü bir şekilde yansımaktadır. Brezilya’da Lula’nın yeniden iktidara gelmesi, Sırbistan’da öğrencilerin tüm geleneksel siyasal partileri reddederek kendi aralarında kurdukları sokak ittifakıyla öncülük ettikleri listenin sandıktaki büyük başarısı ve İsrail’de Netanyahu cephesinin beklediği açık üstünlüğü bir türlü kuramaması, farklı coğrafi ve siyasal koşullarda da olsa, köhnemiş siyasal dengelerin değişebileceğini ve halkın alternatif arayışında olduğunu açıkça göstermektedir.
Sistemik Kriz ve İktidarların Güvenlikçi Refleksleri
Bu eylemleri ve yönelimleri tek bir küresel “sol dalga”nın kesin kanıtı saymak elbette doğru olmaz; ancak mevcut düzene duyulan derin hoşnutsuzluğun seçimlere ve sokak hareketlerine son derece farklı biçimlerde yansıdığı ve bir şekilde toplumu, eşit hakları önceleyen sol düşünceye ve sol örgütlenmelere kulak veren devasa bir değişim talebine yönelttiği son derece açıktır. Bu güçlü itirazların ortak zemininde, yıllardır kronikleşerek biriken derin eşitsizlikler yer almaktadır. Güvencesiz toplum kesimlerinin geleceğe dair kaygıları ve endişeleri, özellikle gençler için günden güne daralan hareket alanı ve gelecek, tırmanan ırkçı ve dışlayıcı politikalar, kamu hizmetlerinin sistematik olarak aşınması ve siyasi iktidarların bu hayati sorunlara yapıcı çözümler üretmek yerine her defasında itirazı bastırmayı seçmesi, krizin ana dinamikleridir. Toplumsal öfke bir kez sokağa çıktığında, iktidarların ilk ve tek refleksi çoğu zaman halkın haklı taleplerini duymak ve anlamak değil, eylemi “düzen” ve “güvenlik” başlıkları altında yönetmek, kontrol altına almak olmaktadır. Bu kez şiddetin dozu da, itiraz hareketinin daha da keskinleşmesinde ve kuvvetlenmesinde son derece etkili bir rol oynamıştır. Eylemlerde ne yazık ki yaşanan münferit yağma ve vandalizm görüntülerini bütün bir kitlesel hareketin yerine koymak, farklı alanlardaki son derece haklı talepleri görünmez kılmak için iktidarların ve düzen savunucularının elindeki en elverişli yöntemdir; hatta gündemi ustaca örtmek için kullanılan son derece kullanışlı bir fırsattır. Şiddet görüntülerini merkeze alıp itirazın özündeki yapısal nedenleri arka plana itmek, toplumsal öfkeyi anlamanın değil, aksine onu kriminalize etmenin ve meşruiyetini zedelemenin en temel yoludur. Avrupa’da sokaklara taşan öfkeyi sadece bir gecenin sonu olarak okumak büyük bir yanılgıdır.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonuç olarak; Avrupa’da ve Türkiye’de gençlerin öncülüğünde yükselen bu itiraz dalgası, sistemin artık geniş kitlelerin taleplerini karşılamakta yetersiz kaldığını tescillemektedir. Resmi süreçler ve iktidarlar ne kadar güvenlikçi reflekslerle yaklaşırsa yaklaşsın, artan eşitsizlikler ve adalet arayışı, geleceğin siyasal ve toplumsal mimarisini yeniden şekillendirmeye devam edecektir.
Kaynak: BirGün Manşet