SÃO PAULO — Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın yeniden devlet başkanı seçilmesi yalnızca bir sosyal medya başarısı veya sandık zaferi olarak okunamaz; bu sonuç, ülkedeki onlarca yıllık işçi grevleri, toprak işgalleri ve toplumsal direnişin sabırla örülen ortak eseridir.
- Lula da Silva’nın zaferi, solun onlarca yıllık mücadele birikiminin ve örgütlü halk hareketlerinin sonucudur.
- İşçi Partisi (PT), hazır bir seçmen kitlesiyle değil, 1978-1980 yıllarındaki devasa sanayi grevlerinin içinden doğmuştur.
- Seçim başarısı; sendikalar, topraksız köylüler, kent yoksulları, öğrenciler, kadınlar ve yerli halkların ortak birikimine dayanmaktadır.
Seçim Sandığının Ötesindeki Toplumsal Zemin ve Tarihsel Birikim
Brezilya’da Lula’nın yeniden seçilmesini yalnızca modern iletişim araçlarına veya bir sosyal medya başarısına indirgeyen yüzeysel anlatılar, solun ülkedeki onlarca yıllık mücadele birikimini tamamen görünmez kılmaktadır. İşçi grevlerinden toprak işgallerine, sendikal örgütlenmelerden mahalle hareketlerine uzanan bu köklü tarih, seçim sandığında ortaya çıkan sonucun çok ama çok ötesinde derin bir toplumsal zemine sahiptir. Bu büyük başarıyı yaratan unsur, yıllar boyunca sabırla ve inatla örülen örgütlü halk mücadelesidir. Gencay Sözüdoğru’nun analizine göre, Brezilya’da Lula da Silva’nın 25 Ekim’deki başkanlık seçimlerinin ikinci turunda Jair Bolsonaro’yu mağlup etmesi, Fransa ve Sırbistan ile birlikteküresel ölçekte yeni bir umut dalgasına kapı aralamıştır. Bu süreçte Brezilya’da kazanan yalnızca tek bir siyasi aday, bir parti veya sadece seçim döneminde kurulan geçici bir ittifak olmamıştır. Aynı zamanda on yıllara yayılan işçi mücadelelerinin, sendikalar ve topraksız köylü hareketinin, kent yoksullarının yanı sıra öğrenci hareketlerinin, kadınların, yerli halkların ve kilise tabanındaki ilerici toplulukların ortak zaferidir. Kuşkusuz bu dinamiklerin hepsi her zaman tamamen aynı siyasi çizgide buluşmuyor veya her zaman aynı hedeflere yönelmiyor olabilir; ancak Brezilya solunun gerçek toplumsal gücünü kavrayabilmek için bu muazzam tarihsel birikimi ve çeşitliliği bir bütün olarak görmek zorunludur.
İşçi Partisi’nin (PT) Doğuşu ve Sanayi Grevlerinin Siyasi Rolü
Brezilya siyasetinin kilit aktörlerinden biri olan İşçi Partisi’nin (PT) ortaya çıkışı, ülkenin yakın tarihindeki sınıf mücadelelerinden kesinlikle bağımsız düşünülemez. Parti hiçbir zaman hazır bir seçmen kitlesine seslenerek büyümemiştir; aksine, milyonlarca insanın kendi yaşam koşullarını kökten değiştirmek için yürüttükleri zorlu mücadelenin tam içinde doğmuş ve onlarla birlikte gelişmiştir. Özellikle 1978 ile 1980 yılları arasında São Paulo’nun devasa sanayi bölgelerinde metal işçilerinin gerçekleştirdiği grevler, ülkenin kaderini ve siyasal tarihini kökten değiştiren en kritik gelişmelerden biri olmuştur. Otomotiv sanayisinin kalbinde binlerce işçinin üretimi durdurması, yalnızca ekonomik temelli ve ücret artışı talep eden sıradan bir işçi eylemi değildi. Bu tarihi mücadeleler, askeri diktatörlüğün en baskıcı düzenine karşı işçi sınıfının kendi bağımsız örgütleriyle kamusal alana çıkışının da en somut ifadesiydi. Gerçekleştirilen bu büyük grevler, dönemin sert devlet baskısına ve işten çıkarmalara karşı dimdik durarak bugünkü siyasal dönüşümün zeminini hazırlamıştır.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonuç olarak, Brezilya’da elde edilen bu tarihi siyasi zafer, geçmişten bugüne taşınan sınıf bilinci ve örgütlü toplumsal muhalefetin geleceğe yönelik en güçlü teminatı olmaya devam etmektedir. Resmi süreçlerin ve yeni dönem politikalarının şekillenmesinde, bu taban hareketlerinin gücü ve talepleri belirleyici ol manteniendo sürdürecektir.
Kaynak: BirGün Manşet