4 Kasım 2026, Çarşamba
Haber

Canlı Müzik Sektöründe Kayıt Dışı Sömürü Çarkı Kırılamıyor

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

İSTANBUL — Türkiye’de sömürüye açık ve güvencesiz iş kollarına hızla katılan canlı müzik sektöründe çalışan müzisyenler; sözleşmesiz çalıştırma, ödenmeyen ücretler ve sigortasızlık gibi ağır hak ihlalleriyle mücadele ederken, uzmanlar yasal hakların korunması için emsal kararlara ve sendikal desteğe dikkat çekiyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Müzisyenlerin yaklaşık yüzde 75’i sözleşmesiz ve kayıt dışı çalıştırılıyor.
  • Yazılı sözleşme olmasa dahi WhatsApp yazışmaları ve sahne görüntüleri delil kabul ediliyor.
  • Yargıtay içtihatları gereği mekân yönetimine bağımlı çalışanlar İş Kanunu kapsamına giriyor.
  • Maddi gücü olmayan müzisyenler MÜZİK-SEN’den hukuksal destek alabiliyor.

Canlı Müzik Sektöründe Güvencesizlik ve Yaygın Hak İhlalleri

Türkiye genelinde her geçen gün sömürüye açık ve güvencesiz iş kollarına canlı müzik sektörü de maalesef hızla girmeye başladı. Gün geçmiyor ki parasını alamayan, tacize uğrayan ve çok kötü şartlarda çalışan müzisyenlerin yakınmaları, şikâyetleri önüme düşmesin. Hatta isim isim vermeyeceğim, en son bizim de başımıza hem de 40 yıllık bir grubun başına benzer bir olay geldi. Bu durum karşısında derhal hukuksal yollara başvurdum. Tabii ki her müzisyenin dava açmak için yeterli maddi gücü yok. Bunun için Türkiye Müzik ve Sahne Sanatçıları Sendikası MÜZİK-SEN’den hukuksal destek alınabilir. Bugün işverenle anlaşmazlık durumlarında her müzisyenin karşılaştığı sorunları, yasal haklarını ve neler yapabileceğini etraflıca ele almak büyük önem taşımaktadır. Müzisyenlerin karşılaştığı sorunların en başında, sektörün yüzde 75 gibi devasa bir oranla sözleşmesiz ve kayıt dışı çalıştırılması gerçeği gelmektedir. Sahne sonrasında daha önce sözlü olarak konuştukları ücretlerin ertelenmesi, kesintiye uğratılması ve iptal edilen etkinliklerde müzisyene hiçbir ücret ödenmemesi de bir başka kronik mağduriyet sebebidir. Müzisyenlerin sigortasız çalıştırılması hem geleceğe dönük sosyal haklardan mahrum kalmalarına hem de mahkemelerde yasal alacaklarını ispatlamakta son derece zorlanmalarına neden olmaktadır.

Yazılı Sözleşme Olmasa Bile Dijital Deliller ve Yargıtay İçtihatları Koruyor

Müzisyen arkadaşlarımın hak arama mücadelesinde hukuksal yola başvurmamalarının en büyük sebebi, işyeri ile aralarında yazılı bir sözleşme ve iş akdi olmadığını düşünmeleridir. Ancak unutulmamalıdır ki, yazılı sözleşme olmaması ilişkinin hukuken iş akdi olmadığı anlamına gelmez. Günümüzde sosyal medyadaki reklamlar, afişler, sahne görüntüleri ve WhatsApp yazışmaları mahkemelerce delil olarak kabul edilmektedir. Bu konuda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin içtihatlarına bakmakta büyük fayda vardır. Uyuşmazlık halinde açılacak davalarda müzisyen açısından son derece fayda sağlayabilecek emsal görüşler mevcuttur. Şöyle ki; Müzisyen mekânda kendi belirlediği düzende, tamamen bağımsız ve sadece ortaya bir ürün yani eser koymak amacıyla sahneye çıkmıyorsa; mekânın çalışma günlerine, sahne saatlerine, müşteri profiline göre hareket ediyorsa ve mekân yönetiminin denetimi altındaysa aradaki ilişki kesinlikle hizmet akdi yani iş ilişkisi olarak kabul edilir. Bu durumda müzisyen, İş Kanunu güvencesine girer ve parasını alamadığında doğrudan İş Mahkemesinde dava açma hakkı kazanır. Müzisyenlerin her gün çalışmaması, örneğin sadece Cuma ve Cumartesi günleri sahne alması, işverenlerin savunmasında ‘bu kişi bizim sürekli işçimiz değil, bağımsız çalışan bir esnaf veya misafir sanatçıdır’ argümanını çürütmek için Yargıtay içtihatları en büyük güvencedir.

Gelişmeler ve Beklentiler

Sonuç olarak, canlı müzik sektöründeki bu derin sömürü çarkının kırılması ve müzisyenlerin hak ettikleri insani çalışma koşullarına kavuşması için hem bireysel hukuki farkındalığın artması hem de sendikal örgütlülüğün güçlenmesi şarttır. İşverenlerin keyfi uygulamalarına karşı dijital delillerin ve Yargıtay kararlarının arkasında duran müzisyenler, MÜZİK-SEN gibi yapılar aracılığıyla haklarını aramaktan çekinmemeli; resmi süreçleri işleterek bu sektörel kural tanımazlığa son vermelidir.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın