5 Kasım 2026, Perşembe
Haber

COP31’in Çevre Skandalı: Türkiye’de Holdinglerin Sürdürülebilirlik Maskesi Çöküyor

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

ANTALYA — 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya EXPO Alanı’nda gerçekleşecek olan COP31 Zirvesi, iklim değişikliği mücadelesi öncesi Türkiye’de sahte sürdürülebilirlik iddialarının ve büyük ölçekli çevre tahribatının gün yüzüne çıkmasıyla tartışma konusu oldu. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın ev sahibi Türkiye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığında düzenlenecek etkinlikte, Cengiz Holding, Limak Holding, IC Holding, Rönesans Holding, Sinpaş Holding ve Kalyon Holding gibi büyük şirketlerin “sürdürülebilir dönüşüm ortağı”, “iklim destekçisi” ve “karbon denkleştirme ortağı” gibi unvanlarla tanıtılması, kamuoyunda büyük bir öfke ve sorgulamaya yol açtı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • COP31, 9-20 Kasım’da Antalya EXPO’da, 197 ülkenin temsilcileriyle Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek.
  • Sosyal medyada Cengiz Holding ‘sürdürülebilir dönüşüm ortağı’, Limak, IC, Rönesans ve Sinpaş ‘iklim destekçisi’, Kalyon ‘karbon denkleştirme ortağı’ olarak duyuruldu.
  • Holdinglerin geçmişteki çevre tahribatları; Çanakkale Karabiga’da izinsiz santral, Ilısu Barajı’nın Hasankeyf’i su altında bırakması ve Antalya Akseki’de orman kaybı gibi örneklerle gündeme geldi.

Sahtekârlık ve Kamuoyu Tepkisi

Sahtekârlığın bulaşmadığı hiçbir alan kalmadığı için sergilenen rezaletler hakkında yazdığımızda bazı okurlar, “Niye şaşırıyorsunuz?” ya da “Ne bekliyordunuz?” diyor.\n\nSahtekârlığın bulaşmadığı hiçbir alan kalmadığı için sergilenen rezaletler hakkında yazdığımızda bazı okurlar, “Niye şaşırıyorsunuz?” ya da “Ne bekliyordunuz?” diyor. Öncelikle ikiyüzlülüğe alışmamak gerekiyor. Ne yazık ki olanlara artık şaşırmasak da yaşananları kayda geçirmek ve tepki göstermek gerekiyor.\n\nBu iki paragraf, okuyucuların yorgunluğunu ve aynı zamanda sorumluluk duygusunu yansıtıyor. Çevre politikalarının sahte bir perde altında sunulması, halkın güvenini sarsıyor. Uzmanlar, bu tür tepkilerin yalnızca bir anlık öfke değil, uzun vadeli bir toplumsal bilinçlenme sürecinin işareti olduğunu belirtiyor. Çevre sivil toplum kuruluşları, sosyal medya üzerinden yürüttükleri kampanyalarda, “ikiyüzlülük” kelimesini sıkça kullanarak, devlet ve özel sektör arasındaki örtülü anlaşmazlığı gözler önüne seriyor.

COP31 ve Türkiye’nin Ev Sahipliği

Bu yıl 9-20 Kasım arasında düzenlenecek olan COP31 Zirvesi’nin (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı) ev sahibi Türkiye. Antalya EXPO Alanı’ndaki etkinlik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum başkanlığında yapılacak.\n\n197 ülkeden siyasetçilerin, bürokratların ve uzmanların katılacağı etkinlik için açılan sosyal medya hesaplarında Cengiz Holding COP31’in “sürdürülebilir dönüşüm ortağı”, Akbelen’deki yıkımın sorumluları Limak Holding, IC Holding, Rönesans Holding ve Sinpaş Holding “iklim destekçisi”, Kalyon Holding ise “karbon denkleştirme ortağı” olarak duyuruldu.\n\nBu “Yok artık!” denilecek türden kötü bir şaka gibi ama gerçek.\n\nBu açıklamalar, uluslararası bir platformda Türkiye’nin iklim politikalarını “yeşil” bir çerçeveye oturtma çabasını gösteriyor. Ancak aynı anda, bu şirketlerin geçmişteki çevre tahribatlarıyla ilişkilendirilmesi, COP31’in itibarını zedeliyor. Uluslararası gözlemciler, bu tür ortaklıkların şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun olup olmadığını mercek altına alıyor. Bakan Murat Kurum’un, “Türkiye olarak iklim değişikliğiyle mücadelede liderlik yapacağız” şeklindeki açıklaması, bu ortaklıkların sürdürülebilirlik hedeflerine ne kadar katkı sağlayacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın