ANKARA — Türkiye’nin siyasi ve toplumsal geleceğinin ele alındığı “Cumhuriyet” söyleşilerinde dile getirilen “Korunacak bir Cumhuriyet kalmadı, yeniden inşa edilecek bir Cumhuriyet var” tespiti, son dönemin en kritik tartışmalarını alevlendirirken; Cumhuriyetçiler Kurultayı Danışma Kurulu Türkiye genelinde “Cumhuriyet nasıl kazanılacak?” başlığıyla kapsamlı bir yol haritası çıkarmaya odaklandı.
- Cumhuriyetin temel kazanımlarının fiilen ortadan kalktığı ve artık koruma değil yeniden inşa aşamasına gelindiği vurgulandı.
- Millet iradesinin tecelligahı olan Meclis yetkilerinin başkanlık sistemiyle saraya taşındığı tespiti yapıldı.
- Ümmetten milletleşmeye geçiş devriminin aşındığı, etnik ve mezhepsel çözülme risklerinin artığı ifade edildi.
- Yurttaşlık bilincinin yerini biat kültürünün aldığı ve tarikat ile cemaatlerin toplumsal otoriteye dönüştüğü kaydedildi.
Egemenlikten Biat Kültürüne: Kurucu Değerlerin Tasfiyesi
Katıldığım “Cumhuriyet” söyleşilerinde, özetle “Korunacak bir Cumhuriyet kalmadı, yeniden inşa edilecek bir Cumhuriyet var” diyordum. Bu saptamam dinleyicilerin bir bölümü tarafından rahatsız edici bulunuyordu. Cumhuriyetçiydiler ve Cumhuriyetin, Atatürk’ün Cumhuriyetinin fiilen yıkıldığını kabul edemiyorlardı. Cumhuriyetin yıkıldığını kabul etmeden, yeniden inşası ya da nasıl kazanılacağı gibi bir görev önümüze konamıyordu, asıl mesele de buydu. Üyesi olduğum Cumhuriyetçiler Kurultayı Danışma Kurulu, bir haftadır Türkiye’nin çeşitli yerlerinde “Cumhuriyet nasıl kazanılacak” söyleşileri yapıyor. Nihayet artık bu aşamadayız. Bu bağlamda, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve bugün maruz kaldığı dönüşüm süreci dört temel sütun üzerinden incelenmektedir: Birincisi, Cumhuriyet milletin egemenliğidir. Millet, egemenliğini vekillerini gönderdiği meclis ile uygular. Bugün meclisin yetkilerinin çoğu, başkanlık sistemi yoluyla saraya taşınmıştır. İkincisi, Cumhuriyet, ümmetin devrimle millet olmasıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözü, “devrim-milletleşme ilişkisi” formülüdür. Devrimle Cumhuriyet kuranlar, devrimle milletleşmiştir, uluslaşmıştır. Oysa günümüzde “etnik ve mezhepsel çözülme” içindeyiz. Milletin yerini etnisiteler almaya başladı. İktidar “milletin çeşitliliğini yansıtan yeni anayasa” hedefi ilan etmiş durumda.
Yurttaşlıktan Kulluğa Geçiş ve Toplumsal Yapının Dönüşümü
Tarihsel süreç içerisinde cumhuriyet devrimlerinin en büyük kazanımı, bireyleri kul statüsünden çıkarıp eşit yurttaşlar haline getirmesiydi. Ancak günümüz Türkiyesi’nde bu kazanımın erozyona uğradığı gözlemlenmektedir. Üçüncü temel tespit olarak, Cumhuriyet, kulun yurttaş olmasıdır. Bugün yurttaşlığın yerini kulluk, müritlik almaya, kamusal ilişkilerde biat kültürü egemen olmaya başlamış durumda. Dördüncü ve en kritik unsurlardan biri ise Cumhuriyetin ortaçağ/feodal ilişkilerin tasfiyesi olması gerçeğidir. Cumhuriyetin kapattığı tarikatlar, cemaatler bugün iktidardır; Cumhuriyetin yasakladığı şeyhler toplumun üzerinde otorite yapılmıştır. Cumhuriyetin durumu özetle bu tabloyu yansıtmakta ve ülkenin ideolojik, hukuki ve sosyal yapısındaki köklü kırılmaları gözler önüne sermektedir. Bütün bu gelişmeler ışığında, toplumun geniş kesimleri ve özellikle kendisini cumhuriyetçi olarak tanımlayan kitleler için hayati bir soru kaçınılmaz hale gelmektedir: Peki Cumhuriyeti kimler kaybetti?
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelecek dönemde Türkiye siyasetinin en temel eksenini oluşturacak olan “yeniden inşa” süreci, sadece bir rejim tartışması olmanın ötesinde, toplumsal uzlaşmanın ve yurttaş haklarının yeniden tescil edilmesi mücadelesi olarak şekillenmektedir. Cumhuriyetçiler Kurultayı Danışma Kurulu’nun başlattığı bölgesel söyleşiler ve arayışlar, önümüzdeki yıllarda muhalefetin ve sivil toplumun stratejik yol haritasını belirleyecek en önemli dönüm noktası olarak kayda geçmektedir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika