İSTANBUL — Türkiye’nin en deneyimli haber ajansı perspektifiyle, yükseköğretim hukukunda çığır açacak bir gelişme yaşandı. Danıştay, İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinin hukuk fakültesinde öğrenim gören ve 28 Haziran 2019 tarihinde kopya çektiği gerekçesiyle ‘uyarma’ disiplin cezası alan bir öğrencinin, bu cezanın sicilinden silinmesi yönündeki mücadelesinde tarihi bir karara imza attı. Yüksek yargı, disiplin cezalarının sicilden silinmesine ilişkin açık bir yasal düzenleme yapılmamasını hukuka aykırı bulurken, anlık hataların bir ömür boyu öğrenci dosyalarında saklanmasının kabul edilemez olduğuna hükmetti.
- Danıştay 8. Dairesi, öğrenci disiplin cezalarının sicilden silinmesine dair mevzuat boşluğunu hukuka aykırı buldu.
- 28 Haziran 2019’da kopya çektiği gerekçesiyle uyarma cezası alan hukuk fakültesi öğrencisi, uzun bir hukuk mücadelesi başlattı.
- Mahkeme, adli sicil kayıtları silinirken öğrenci sicillerinin süresiz tutulmasının ‘korunmasızlık’ yarattığına dikkat çekti.
- YÖK ve üniversite yönetimlerinin öğrenci disiplin cezalarının silinmesi konusunda yasal düzenleme yapması bekleniyor.
Ne Oldu? Hukuk Fakültesi Öğrencisinin Başvuru Süreci Nasıl Gelişti?
Olay, İstanbul’daki köklü bir vakıf üniversitesinin hukuk fakültesinde okuyan bir öğrencinin 28 Haziran 2019 tarihinde ‘kopya’ suçlamasıyla karşı karşıya kalmasıyla başladı. Üniversite yönetimi tarafından kendisine ‘uyarma’ disiplin cezası verilen öğrenci, bu lekenin sicilinde kalmasını istemeyerek 3 Temmuz 2019 tarihinde üniversiteye resmi başvuruda bulundu ve cezanın sicilden silinmesini talep etti. Ancak Üniversite Rektörlüğü, 9 Ağustos 2019 tarihinde bu haklı talebi reddetti. Bunun üzerine iç hukuk yollarını titizlikle işleten öğrenci, 17 Eylül 2019 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumuna (KDK) giderek hak aradı. KDK, 17 Mart 2020 tarihinde öğrenci lehine ‘tavsiye kararı’ alarak adaletin tecelli etmesi yönünde görüş bildirdi.
Öğrenci, KDK’nın bu tavsiye kararını eline alarak kararın uygulanması için yeniden üniversite kapısını çaldı. Lakin üniversite yönetimi, söz konusu işlemin Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından bu konuda resmi bir düzenleme yapılması halinde gerçekleştirilebileceğini öne sürerek başvuruyu bir kez daha geri çevirdi. Çıkmaz sokakta kalan öğrenci pes etmeyerek bu kez YÖK’ün kapısını çaldı ve öğrenci disiplin cezalarının sicilden silinmesine ilişkin acil bir mevzuat düzenlemesi hayata geçirilmesini talep etti. YÖK’ün bu başvuruya uzun süre herhangi bir cevap vermemesi üzerine talep zımnen reddedilmiş sayıldı. Öğrenci, tüm bu idari ret işlemleri ve yasal boşluk karşısında haklarını korumak adına Danıştay’da iptal davası açarak yargı yoluna başvurdu.
Danıştay 8’inci Dairesi Kararının Gerekçesi Nedir ve Hangi Eksikliklere Dikkat Çekildi?
Davayı tüm yönleriyle inceleyen Danıştay 8’inci Dairesi, Türk yükseköğretim tarihine geçecek nitelikte gerekçelerle dolu bir karara imza attı. Daire, yükseköğretim öğrencilerine verilen disiplin cezalarının sicilde ne kadar süreyle muhafaza edileceği, hangi şartlarda üçüncü kişilere bildirileceği veya kullanılacağı ve nihayetinde ne zaman silineceğine dair yürürlükteki mevzuatta hiçbir açık hüküm bulunmadığını tespit etti. Kararda, bu devasa hukuki boşluk ve belirsizlik nedeniyle öğrencilerin disiplin cezaları yönünden tamamen ‘korunmasız bırakıldığı’ tespiti açıkça vurgulandı.
Mahkeme heyeti, bir disiplin cezası verilirken öğrencinin işlediği fiil ile uygulanan yaptırım arasında mutlaka makul bir ölçülülük ve adalet dengesi bulunması gerektiğinin altını çizdi. Kararda yer alan en çarpıcı ifadelerden biri ise şu oldu: “Üniversitede okuyan öğrencilerin anlık hataları nedeniyle aldıkları disiplin cezalarının neredeyse bir ömür boyu öğrenci dosyalarında saklanmasının anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir yanı bulunmamaktadır.” Yüksek mahkeme, konuya ilişkin bu kronik düzenleme eksikliğinin Anayasa’da güvence altına alınan hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine taban tabana zıt olduğunu tescilledi. Ayrıca, en ağır suçları kapsayan adli sicil kayıtlarının dahi belirli yasal şartlar ve süreler sonunda silinmesine ilişkin açık düzenlemeler bulunurken, öğrenci disiplin cezalarının süresiz olarak sicilde tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğuna dikkat çekildi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonraki Süreçte Ne Bekleniyor? Danıştay’ın bu emsal niteliğindeki kararı sonrasında, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve üniversite yönetimlerinin öğrenci disiplin cezalarının sicilden silinmesi, saklanma süreleri ve silinme şartları konusunda kapsamlı bir mevzuat düzenlemesi yapması zorunlu hale gelmiştir. Bu karar, gelecekte benzer mağduriyetler yaşayacak binlerce üniversite öğrencisi için hukuki bir şemsiye oluştururken, idari makamların hak hakkaniyet dengesini gözeten yeni adımlar atmasını tetikleyecektir.
Kaynak: Evrensel