ANKARA — Eğitim ve Bilim İş Görenleri Sendikası (Eğitim-İş), Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Tartışmalı Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) Uygulama Kılavuzu’nda yer alan ve öğretmenlerin mesleki yetkilerini kısıtlayarak idari yükü artıran düzenlemelerin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’da resmi dava açtı.
- MEB’in Ortak Yazılı Sınav Sistemi Uygulama Kılavuzu’ndaki düzenlemeler yargıya taşındı.
- Okul zümrelerinin hazırlayacağı sorular iki soruyla sınırlandırılırken, gerisi merkezi soru havuzuna bırakıldı.
- Havuz sorularının öğretmenlerin erişimine sınavdan sadece dört gün önce açılması tepki çekti.
- Soru bazında puan girişi zorunluluğunun öğretmenlere ağır bir idari iş yükü ve angarya yüklediği vurgulandı.
Öğretmenin Ölçme ve Değerlendirmedeki Rolü Neden Daraltılıyor?
Eğitim-İş’ten yapılan kapsamlı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) Uygulama Kılavuzu’nda yer alan, ‘öğretmenlerin soru hazırlama yetkisini sınırlandıran ve angaryaya dönüştürdüğü puanların e-Okul’a girilmesine yönelik’ düzenlemelere karşı Danıştay’da yürütmenin durdurulması ve iptal istemiyle dava açıldığı bildirildi. Dava konusu hükümlerle, okul zümrelerinin hazırlayacağı soruların iki soruyla sınırlandırıldığı, diğer tüm soruların merkezi soru havuzuna bağlandığı belirtilen açıklamada, ‘Havuz soruları öğretmenlerin erişimine sınavdan yalnızca dört gün önce açılmaktadır. Böylece öğrencisini tanıyan, öğrenme sürecini izleyen ve ihtiyaçlarını belirleyen öğretmenin ölçme-değerlendirmedeki belirleyici rolü daraltılmaktadır’ denildi. Uzmanlar ve sendika yetkilileri, öğretmenin merkezden gönderilen soruları uygulayan ve sonuçları sisteme aktaran basit bir görevliye indirgenemeyeceğini kaydederek, öğrencinin hazırbulunuşluğunu, gelişimini ve öğrenme güçlüklerini doğrudan gözlemleyen öğretmenin mesleki birikiminin, sınavın hazırlanmasına doğrudan yansıyabilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Merkezi Standartlaştırma Eğitimsizliği ve Eşitsizlikleri Derinleştiriyor
Öğretmenin akademik özgürlüğünün ve pedagojik takdir alanının korunması gerektiğinin altı çizilen hukuki başvuruda, eğitim sistemindeki yapısal eşitsizliklere dikkat çekildi. Açıklamada, ‘Okulların koşulları, sınıf mevcutları ve öğrencilerin eğitim olanakları birbirinden farklıdır. 40 kişilik sınıfla, 15 kişilik sınıfta aynı öğrenme koşulları bulunmamaktadır. Bu farklılıkları yeterince gözetmeyen, öğretmenin uyarlama imkanlarını sınırlandıran merkezi bir model eğitimde eşitliği sağlayamaz. Öğrencilerin farklı öğrenme süreçlerini yok sayan standartlaştırma, mevcut eşitsizlikleri derinleştirecektir’ ifadelerine yer verildi. Eğitim camiasında tartışma yaratan bu modelin, sahadaki gerçekliklerden kopuk olduğu ve pedagojik formasyon ilkeleriyle çeliştiği savunuluyor.
Soru Bazında Puan Girişi Zorunluluğu ve Öğretmene Yüklenen Ağır İdari Yük
Sistemin sadece pedagojik değil, aynı zamanda pratik ve idari açıdan da sürdürülemez olduğunu savunan Eğitim-İş, kılavuzun getirdiği ek sorumluluklara dikkat çekti. Kılavuzun soru bazında puan girişi zorunluluğunun öğretmenlere ağır bir idari iş yükü yüklediği belirtilen açıklamada, sınavların okunması ve değerlendirilmesine eklenen bu yükün, yeterli bilgisayar, internet ve çalışma imkânı sağlanmadan öğretmenlerin üzerine bırakılmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Sendika, öğretmenin öğrenciye ve ders hazırlığına ayırması gereken kıymetli zamanın, binlerce verinin sisteme girişine harcanmaması gerektiğinin altını çizerek bu angaryanın derhal son bulmasını talep ediyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Danıştay 10. Dairesi veya ilgili idari dava daireleri nezdinde görülecek olan bu hukuki süreçte, Eğitim-İş’in talebi doğrultusunda yürütmenin durdurulup durdurulmayacağı önümüzdeki günlerde netleşecek. Kararın, hem MEB’in merkezi sınav politikaları hem de Türkiye genelindeki yüz binlerce öğretmenin çalışma koşulları ve mesleki hakları açısından emsal teşkil etmesi bekleniyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika