ANKARA — Kadına yönelik şiddetle mücadelede en önemli koruyucu tedbirler arasında gösterilen elektronik kelepçe sisteminde, toplam 9 bin 873 kişilik kapasiteye karşın yalnızca 1.597 aktif cihazın bulunduğu ortaya çıktı. BirGün gazetesinin CİMER ve Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK) nezdindeki hukuk mücadelesiyle ulaştığı resmi veriler, sistemdeki atıl kapasiteyi ve uygulama alanındaki belirsizlikleri gözler önüne sererken, şiddet mağduru kadınlar hayati tehlikeye rağmen cihaz temin edilemediğini belirtiyor.
- Temmuz 2026 verilerine göre elektronik kelepçe sisteminin toplam kapasitesi 9 bin 873 olarak açıklanırken, sahada yalnızca 1.597 aktif cihaz bulunuyor.
- BirGün’ün CİMER başvurusunun reddedilmesi üzerine BEDK’ye yapılan itiraz sonucunda elde edilen veriler, sistemin kapasitesinin sadece yüzde 16’sının kullanıldığını gösterdi.
- Bakanlık, elektronik kelepçe kararlarının kaçının fiilen uygulandığına, kabul ve reddedilen talep sayılarına ilişkin soruları yanıtsız bıraktı.
- Şiddet uygulayan eski eşi hakkında elektronik kelepçe kararı verilen Leyla, cihaz temin edilemediği gerekçesiyle tedbirin uygulanmadığını bizzat yaşayarak anlattı.
CİMER ve BEDK Süreciyle Ortaya Çıkan Çarpıcı Veriler
Kadına yönelik şiddetle mücadelede kadınların yaşam hakkını korumak amacıyla yürürlüğe konulan tedbir kararlarının ne ölçüde uygulandığı, uzun süredir kamuoyunun ve kadın örgütlerinin en temel gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Bu kapsamda BirGün gazetesi, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çerçevesinde verilen tedbir kararlarının ve özellikle elektronik kelepçe mekanizmasının etkinliğinin sorgulanması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na CİMER (CİMER) üzerinden resmi bir başvuru gerçekleştirdi. Ancak yapılan bu başvuru, ilgili kurum tarafından gerekçesiz veya yetersiz bir yaklaşımla reddedildi. Basın ve ifade özgürlüğü ile kamuoyunu bilgilendirme hakkı çerçevesinde hareket eden gazete, söz konusu bilgilerin toplumsal bir zorunluluk olduğunu savunarak Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na (BEDK) itirazda bulundu. Yapılan bu hukuki ve idari itiraz süreci, devletin elindeki koruyucu güvenlik teknolojilerinin ne kadarının aktif olarak kullanıldığına dair kritik verilere ulaşılmasını sağladı. BEDK nezdindeki girişimlerin ardından Bakanlık, Kurul’a gönderdiği bilgi notunda İçişleri Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ortak koordinasyonunda yürütülen sisteme dair rakamları paylaşmak zorunda kaldı.
Sistem Kapasitesinin Yalnızca Yüzde 16’sı Aktif Kullanılıyor
İçişleri Bakanlığı’nın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile paylaştığı ve resmi kayıtlara geçen Temmuz 2026 verileri, teorik altyapı ile pratik uygulama arasındaki uçurumu net bir şekilde gözler önüne serdi. Açıklanan bilgilere göre, Türkiye genelinde elektronik kelepçe sistemi için ayrılan toplam cihaz kapasitesi 9 bin 873 gibi yüksek bir rakama ulaşıyor. Buna karşın, sahada fiilen devreye sokulan ve koruma sağlayan aktif cihaz sayısı yalnızca 1.597’de kalıyor. Bir başka deyişle, mevcut teknolojik altyapı ve sistem kapasitesinin yalnızca yüzde 16’lık bir kesimi faal olarak kullanılırken, geri kalan büyük kapasite potansiyel olarak atıl duruyor. Bununla birlikte, hazırlanan raporlarda ve paylaşılan notlarda yanıt bulmayan kritik sorular kafalarda soru işaretleri yaratmaya devam ediyor. Elektronik kelepçe tedbiri için toplamda kaç kadının başvurduğu, bu taleplerden kaçının mahkemeler veya mülki amirliklerca kabul ya da reddedildiği, ayrıca verilen kararların ne kadarının zamanında ve eksiksiz bir şekilde fiilen uygulandığına dair sorular resmi makamlarca yanıtsız bırakıldı. Kadın örgütlerinin daha önceki raporlarında da sıkça dile getirdiği üzere, elektronik kelepçe kararlarının uygulanmasında yaşanan kronik gecikmeler ve bürokratik engeller, hayati risk altındaki kadınları korumasız bırakıyor.
Kağıt Üstündeki Tedbirler: ‘Cihaz Temin Edilemedi’ Gerekçesi
Resmi verilerdeki devasa kapasite fazlası ve düşük kullanım oranları, sokaktaki gerçeklikle karşılaşıldığında daha acı bir tabloyu ortaya çıkarıyor. Şiddet tehdidi ve ölüm korkusu altında yaşam mücadelesi veren kadınlar, haklarında verilen mahkeme kararlarının hayata geçirilmesini aylarca beklemek zorunda kalıyor. Bu durumun en somut ve trajik örneklerinden biri, eski eşinden gördüğü şiddet nedeniyle hukuk mücadelesi veren Leyla’nın yaşadıklarıyla belgelendi. Hakkında elektronik kelepçe tedbiri kararı verilmesine rağmen, yetkililer tarafından kendisine cihaz temin edilemediği gerekçesiyle bu koruma tedbirinin fiilen uygulanamadığını anlatan Leyla, yaşadığı çaresizliği gözler önüne serdi. Adli ve idari makamlarca verilen koruma kararlarının teknik imkansızlıklar veya tedarik problemleri nedeniyle askıda kalması, 6284 sayılı Kanun’un etkinliğini tartışmaya açıyor. Kadın cinayetlerinin ve şiddet vakalarının önlenmesinde hayati bir eşik olan elektronik kelepçelerin depolarda bekletilirken, sahada koruma bekleyen kadınlara ulaştırılamaması kamuoyunda ve sivil toplum kuruluşlarında büyük bir infial yaratıyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonuç olarak; elektronik kelepçe sistemindeki yüksek kapasiteye rağmen düşük aktif kullanım oranı ve uygulama süreçlerindeki belirsizlikler, kadına yönelik şiddetle mücadele politikalardaki yapısal sorunları derinleştiriyor. CİMER ve BEDK süreçleriyle gün yüzüne çıkan bu veri çelişkisinin giderilmesi, mahkeme kararlarının gecikmeksizin hayata geçirilmesi ve cihaz tedarik sorunlarının çözülmesi için resmi kurumların şeffaf, hızlı ve hesap verebilir adımlar atması bekleniyor. Şiddet tehdidi altındaki binlerce kadın, kağıt üzerindeki tedbirlerin değil, fiili ve etkin korumanın bir an önce sağlanmasını talep ediyor.
Kaynak: BirGün Manşet