İSTANBUL — Türkiye’yi sarsan borsa dolandırıcılığı ve fon skandalında iktidarın sorumluluğu tartışılmaya devam ederken, ABD merkezli dev yatırım bankası Merrill Lynch’in kriz patlak vermeden hemen önce 8 milyar lirayı sistemden çektiği yönündeki iddialar gündeme bomba gibi düştü. Yüz binlerce küçük yatırımcı zararla baş başa bırakılırken, yerli ve yabancı vurguncuların skandaldan büyük kazançlarla çıktığı belirtiliyor.
- Merrill Lynch’in kriz öncesinde Türkiye’deki fonlardan 8 milyar lirayı zamanında çektiği öne sürüldü.
- YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, skandalın basit bir dolandırıcılık olmadığını, büyük bir ‘yönetememe’ krizi olduğunu vurguladı.
- AKP’li isimlerin ardından yabancı sermaye ve kurumların da krizden karlı çıktığı iddiaları siyasetin odağına yerleşti.
- SPK, BDDK ve Borsa İstanbul gibi kritik denetim kurumlarının rolü ve sorumluluğu tümüyle masaya yatırılıyor.
İktidar Sorumluluktan Kaçıyor: Kabine’nin Gündemi Fon Soruşturması
Borsa dolandırıcılığı ve fon skandalının artçı sarsıntıları tüm hızıyla sürerken, siyasi iktidarın olaydaki sorumluluğundan sıyrılmak istediği yönündeki eleştiriler her geçen gün artıyor. Saray’daki son Kabine toplantısında da ana gündem maddelerinden birinin bu devasa soruşturma olduğu açıklandı. Rejim tarihi skandalda tek rolünün ‘krizi çözen’ taraf olmasını arzulasa da, peş peşe ortaya dökülen vahim bilgiler ve yapılan açıklamalar krizin tam merkezinde bizzat Saray’ın ve ilgili denetim mekanizmalarının durduğunu net bir şekilde gözler önüne seriyor. Yüz binlerce masum yatırımcı bir gecede birikimlerini kaybederek büyük bir zararla baş başa bırakılırken, yerli ve yabancı imtiyazlı sermaye gruplarının bu skandaldan kazançla çıkması kamuoyundaki öfkeyi katlıyor. Bağımsız gazeteciliğin önemi bu süreçte bir kez daha tescillenirken, uzmanlar ve muhalefet kanadı olayın üzerinin örtülmesine izin verilmeyeceğinin altını çiziyor.
YENİ Parti’den ‘Fon Kriz Masası’ Çıkışı: SPK ve BDDK Hedefte
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, dün parti genel merkezinde oluşturulan ‘Fon Kriz Masası’nın çalışmaları hakkında çok çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Olayın asla basit, münferit bir dolandırıcılık vakası olarak ele alınamayacağını ifade eden Emre, devletin ilgili tüm denetleyici ve düzenleyici kurumlarının ağır sorumluluğuna işaret etti. Fon skandalını ‘çok büyük bir yönetememe’ ve doğrudan iktidarın yanlış politikalarının neden olduğu sistematik bir kriz olarak nitelendiren Emre; Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve İstanbul Borsası gibi kilit kurumların varlığına ve görevlerini yapmadıklarına vurgu yaptı. Daha önce AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın durumunu kamuoyunun gündemine taşıdıklarını hatırlatan Emre, Kaya’nın eşiyle birlikte yatırdığı parayı yaklaşık 20 kat fazlasıyla geri aldığını belirterek, ‘Bugün bakıyoruz ki yabancı Fatma Betül Sayan Kaya’lar var’ ifadeleriyle sistemdeki kayırmacılığa dikkat çekti.
Merrill Lynch’in 8 Milyar Liralık Şüpheli İşlemi ve Zamanlama Tartışması
Fon skandalının uluslararası boyutuna ve ABD merkezli dev yatırım bankası Merrill Lynch’in Türkiye’deki şüpheli fon işlemlerine değinen Zeynel Emre, bankanın Destek Faktoring, Özata Denizcilik ve Katılımevim gibi şirketlere yatırım yaptığını açıkladı. Merrill Lynch’in yalnızca verimli fonları bulmakla kalmadığını, aynı zamanda yatırımlara kusursuz bir zamanlamayla girip yine kriz patlak vermeden hemen önce doğru zamanda çıktığını ifade etti. Yatırımcıların paralarının fonlarda tamamen kilitli kalacağı ve çıkamayacağı dönemden hemen önce bankanın içeriden aldığı bilgilerle uyarıldığı iddia edildi. Emre, ‘Merrill Lynch, Türkiye’de fonlara giriyor. Hangi fonlara giriyor? Destek Faktoring’e giriyor, Özata Denizcilik’e giriyor’ diyerek 8 milyar liralık devasa kaynağın zamanında ve operasyonel bir refleksle sistemden nasıl çekildiğinin acilen aydınlatılması gerektiğini vurguladı.
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelecek Beklentileri ve Resmi Süreç: Yüz binlerce mağdur yatırımcının haklarını aradığı ve adalet talep ettiği fon skandalında, yargı mercilerinin ve denetleme kurumlarının atacağı adımlar büyük bir merakla bekleniyor. Siyasi arenada ‘Fon Kriz Masası’ gibi mekanizmalarla derinleştirilen soruşturmaların, yerli ve yabancı vurguncuların üzerindeki koruma kalkanını kaldırıp kaldırmayacağı önümüzdeki günlerde Türkiye ekonomisinin ve siyasetinin en sıcak gündem maddesi olmaya devam edecek.
Kaynak: BirGün Manşet