29 Ekim 2026, Perşembe
Haber

Gazeteciliğe sahip çıkmak hayata sahip çıkmaktır: Gerçeğin izinde bir meslek

📰 KAPSAMLI RAPOR

İSTANBUL — Evrensel ve tarihsel bir meslek olan gazeteciliğin günümüzde karşı karşıya olduğu derin güç kayıpları, sansür mekanizmaları ve yeni mezun gazeteci adaylarının yaşadığı ‘Silivri’ korkusu, haber alma hakkının ve toplumsal hafızanın nasıl bir cendereye alındığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Yeni mezun gazeteci adaylarının ‘Silivri’ korkusu nedeniyle toplumsal sorunlar konusundaki muhabirliğe uzak durması, mesleğin geleceği açısından derin bir kaygı yaratıyor.
  • Türkiye’nin ilk internet gazetelerinden T24’e 30 Eylül’de getirilen erişim engeli, haber alma hakkının maruz kaldığı baskının son ve çarpıcı örneklerinden biri olarak yeni bir eşik oluşturuyor.
  • Sadece onaylayan değil, sorgulayan ve soru soran gazeteciliğin zayıflaması; toplumun birbirini duyma, kapsayıcı olma ve birlikte yaşama pratiklerini doğrudan zedeliyor.

Gazeteciliğin Evrensel İlkeleri ve Çağın Tanıklığı Cenderesinde Yeni Eşik

Gazetecilik nedir? Sadece haber vermek mi? Çağın tanığı olarak gazeteci sadece çalıştığı kuruma mı sorumludur? Evrensel kurallar nasıl oluyor da zamana, coğrafyaya, iktidarlara, sermayeye ve bazı gazetecilik pratiklerine yenik düşüyor? Bu sorular bugün her zamankinden daha fazla çoğaltılabilir ve üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken hayati meseleler olarak karşımızda durmaktadır. Evrensel ve tarihsel bir meslek olan gazeteciliğin oldukça zayıfladığı zamanlardan geçiyoruz. Bu öyle bir güç kaybıdır ki, haber merkezlerine adım atan yeni mezun gazeteci adayları dahi ‘Silivri’ korkusundan bahsedebilmekte ve bu iklim yüzünden toplumsal sorunlar konusundaki muhabirliğe uzak durduklarını açıkça ifade edebilmektedirler. O an insan düşünüyor; yeni mezun bir gazeteci adayının yüreğinde taşıdığı bu korkunun altında yatan nedenler bize Türkiye’nin medya ve demokrasi manzarası hakkında ne söylüyor?

Bu karanlık tablonun en somut örneklerinden biri, 30 Eylül günü erişim engeliyle cezalandırılan T24’tür. T24’ün başına gelenler ne biriciktir ne de ilk kez yaşanmaktadır; ancak tüm bu yaşananların Türk medya tarihinde yepyeni ve tehlikeli bir eşik olduğu da son derece aşikardır. Türkiye’nin ilk internet gazetelerinden ve köklü haber mecralarından biri olan T24’ün toplumun çok geniş kesimlerine ulaştığı gerçeği —ki somut rakamlar da bunu net bir şekilde doğrulamaktadır— göz önüne alındığında, vatandaşların haber alma hakkının tam olarak nasıl bir cendereye alındığını görmek hiç de zor değildir.

Etik Hassasiyetlerin Tasfiyesi ve Toplumsal Birlikte Yaşama Kültürünün Zedelenmesi

Sadece iktidarları onaylayan, her şeyi güzelleyen değil; aynı zamanda sorgulayan, iktidar odaklarına soru soran gazeteciliğin hatırlatılmasına ve yaşatılmasına ekmek su gibi ihtiyaç duyulan bir dönemdeyiz. Buna rağmen T24 gibi köklü bir mecraya erişim engeli getirilmesi, zaten halihazırda zayıflatılan gazetecilik mutfaklarında mesleki birikimin ve etik hassasiyetlerin yeni nesil gazeteci adaylarına aktarılmasını da imkansız hale getirmektedir. Zira gazetecilik etiği; bu konuda mutfakta sizi sürekli uyaracak kıdemli meslektaşlarınız varsa, sahada gazeteciyi denetleyen mikro kamuoyular mevcutsa ancak yaşatılabilen ve nesilden nesile aktarılabilen hassas bir ilkedir.

Gazetecilik ne kadar çok aşındırılırsa, modern toplum olmanın olmazsa olmazı olan birbirini görme, birbirini duyma, kapsayıcı olma ve birlikte yaşama pratik ve birikimi de o oranda zedelenecektir. Çünkü hakiki gazetecilik, farklı toplumsal kesimlerin sesini, varlığını ve haklı taleplerini kamuoyu ile buluşturan yegane köprüdür. Günümüzde internet mecralarının tek tek kapatılmasının ve susturulmasının bedelini sadece sahada çalışan gazeteciler ödememektedir. Aynı zamanda sosyal medya akıntısına kapılan, haber alma hakkını sadece sosyal medyadaki kısıtlı paylaşımlar sayesinde kullandığına inanan milyonlarca vatandaş da bu ağır bedeli ödemek zorunda kalmaktadır.

Gelişmeler ve Beklentiler

Gazetecilik, sosyal medya seline ve geçici akımlara kapılınmayacak kadar ciddi, tarihi bir sorumluluk mesleğidir. Gerçeğin bilgisine ulaşmanın en güvenilir köprüsüdür gazeteciler ve tarihe not düşerler. Gelecekte bu kayıtların doğru tutulabilmesi ve toplumun haber alma hürriyetinin korunabilmesi için, mesleğin kurumsal olarak yaşatılması hayati bir zorunluluktur; zira gazeteciliğe sahip çıkmak, doğrudan hayata ve geleceğe sahip çıkmak anlamına gelmektedir.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın