İSTANBUL — İstanbul Üniversitesi öğrencileri, üniversitenin DHL eCommerce ile imzaladığı protokol ve Ulaştırma ve Lojistik Fakültesi’nde açılan seçmeli ders aracılığıyla şirket yöneticilerinin kürsüye çıkmasına karşı Ana Kapı önünde basın açıklaması düzenleyerek sert tepki gösterdi.
- İstanbul Üniversitesi ile DHL eCommerce arasında imzalanan protokol kapsamında güz dönemi müfredatına ‘DHL eCommerce: E-Ticaretin Geleceği’ dersi eklendi.
- DHL CEO’su ve marka yöneticileri, derste sektörel beceri ve nitelikli insan kaynağı vaadinde bulundu.
- Öğrenciler, DHL’nin TÜMTİS üyesi işçilere yönelik sendika karşıtı baskılarını ve e-devlet şifresi taleplerini hatırlatarak protokolü protesto etti.
- Öğrenci temsilcileri, üniversitelerin patronlara değil sendikalı işçilere kürsü açması gerektiğine dikkat çekti.
Ne Oldu? DHL Protokolü ve Fakültedeki Yeni Ders Tartışması
İstanbul Üniversitesi ile küresel lojistik devi DHL eCommerce arasında imzalanan kurumsal iş birliği protokolü, kampüste büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Bu protokolün somut bir yansıması olarak, Ulaştırma ve Lojistik Fakültesi’nin güz dönemi müfredat listesine resmi olarak “DHL eCommerce: E-Ticaretin Geleceği” adında yeni bir ders eklendi. Söz konusu dersin öğretim görevlisi olarak ise doğrudan DHL marka yöneticisi görevlendirildi. Protokolün imzalanmasının ardından DHL eCommerce CEO’su, İstanbul Üniversitesi öğrencilerine hitaben yaptığı açıklamalarda, küresel pazarda nitelikli insan kaynağına olan ihtiyacın her geçen gün arttığını vurguladı. DHL CEO’su, üniversitede hayata geçirilen bu ders vesilesiyle katılımcılara sektörün acil olarak ihtiyaç duyduğu pratik becerilerin kazandırılacağı vaadinde bulundu. Ancak şirketin bu akademik entegrasyon hamlesi, kampüsteki öğrenci muhalefeti tarafından coşkuyla değil, derin bir öfkeyle karşılandı.
Neden Şimdi? İşçi Hakları İhlalleri ve Öğrencilerin Tepki Gerekçesi
Öğrencilerin bu protokole bayrak açmasının temelinde, DHL şirketinin çalışma hayatındaki sendika düşmanı uygulamaları yatıyor. İstanbul Üniversitesi öğrencileri, DHL yönetiminin TÜMTİS’e (Türkiye Taşıma, Yolum, Demiryolu ve Taşıma İşçileri Sendikası) üye olan işçilerin e-devlet şifrelerini zorla talep ettiğini, işçileri istifaya zorladığını ve bu süreçte en temel anayasal hakları gasbettiğini belirtti. Üniversite yönetiminin ise tüm bu hukuksuzluklara ve işçi kıyımlarına rağmen DHL ile iş birliği protokolü imzalamasını kabul edilemez buldu. Ana Kapı önünde bir araya gelen öğrenciler, yönetiminin “sektörde uzmanlaşmak” gibi cazip vaatler arkasına sığınarak gençleri sektörün ihtiyaç duyduğu derin sömürü koşullarına hazırladığını ifade etti. Basın açıklamasında şu net ifadeler yer aldı: “Bu okulun öğrencileri olarak kayyumların karşısında olduğumuz gibi işçi düşmanı şirketlerin de karşısındayız. Bizim kaderimiz ve geleceğimiz şirketlerin CEO’larından değil, sendikalaşmaya çalışan, hakkını arayan, mücadele eden işçilerden yana.” Öğrenciler ayrıca, rektörlüğe çağrıda bulunarak madem sektöre dair bilgi paylaşılacaksa dersleri patronların değil, bizzat DHL işçilerinin vermesini talep etti. Genç işçilerin kürsüye çıkması halinde şirket yöneticilerinin anlattıklarından çok farklı bir gerçekliğin açığa çıkacağını belirten öğrenciler; ödenmeyen fazla mesai ücretlerinin, eksik molaların üstünün zorla imzalatılan kağıtlarla kapatılmasının ve anayasal haklarını kullanan işçilerin yaşadığı baskıların gizlenmeye çalışıldığını dile getirdi.
Gelişmeler ve Beklentiler
İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin DHL eCommerce protokolüne karşı başlattığı bu hak arama mücadelesi, üniversite-sermaye ilişkilerinin sınırları ve akademik özgürlükler bağlamında yeni tartışmaların kapısını araladı. İlerleyen süreçte öğrenci kulüplerinin ve gençlik örgütlerinin benzer kurumsal anlaşmalara karşı ortak bir emlık hattı örmesi, işçi-öğrenci dayanışmasını büyütmesi ve üniversite yönetimlerinin bu haklı tepkilere karşı nasıl bir idari tutum takineceği tüm kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.
Kaynak: Evrensel