İZMİR — İzmir’in Menemen ilçesinde, İzmir Barosu’na kayıtlı kadın avukat Özge Penbegül’ün polis memuru olan nişanlısı tarafından katledilmesi, hukuk camiasında ve kadın örgütlerinde büyük bir infial yarattı. Yaşanan vahşi cinayete sert tepki gösteren İzmir Barosu, devletin önleyici ve koruyucu yükümlülüklerini terk ettiğini vurgulayarak, kadın cinayetlerine karşı hukuk mücadelesinden asla vazgeçmeyeceklerini duyurdu.
- İzmir Barosu’na kayıtlı avukat Özge Penbegül, Menemen’de polis memuru olan nişanlısı tarafından katledildi.
- İzmir Barosu Başkanı Serhat Sökmen, faillerin polis memuru olmasının kamu görevlileri üzerindeki denetimsizliği gözler önüne serdiğini belirtti.
- Açıklamada, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ve 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmamasının cinayetleri politik ve sistematik hale getirdiği ifade edildi.
- Baro, devletin kadınları koruyan hukuki kalkanları aşındırmak yerine tam bir güvenlik mekanizması tesis etmesi gerektiğini vurguladı.
İzmir Barosu’ndan Sert Tepki: ‘Olay Münferit Değil’
İzmir Barosu, dün İzmir’in Menemen ilçesinde, İzmir Barosu’na kayıtlı kadın avukat Özge Penbegül’ün polis memuru olan nişanlısı tarafından vahşice öldürülmesine tepki göstermek amacıyla acil bir basın açıklaması düzenledi. İzmir Barosu Av. Özkan Yücel Hizmet Binası önünde gerçekleştirilen toplu açıklamada basın metnini İzmir Barosu Başkanı Serhat Sökmen okudu. Yaşanan trajik olayın kesinlikle münferit bir vaka olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizen Sökmen, geçmişte yaşanan benzer cinayetleri hatırlattı. Sökmen açıklamasında, “14 Nisan 2023 tarihinde Demirci’de Yeşim Akbaş’ı da 28 Ağustos 2015 tarihinde Manisa’da Gülay Memiş’i de bu hayattan koparan, hayatlarını paylaştığı kişilerdi. Faillerin ortak noktası olan polis memuru olmaları, vahim bir gerçeği işaret etmektedir. Kamu gücünü ve silah kullanma yetkisini elinde bulunduran bireylerin faili olduğu kadın cinayetleri veya şüpheli kadın ölümleri, kamu görevlileri üzerindeki denetimsizliğin ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir” dedi. Failin bir polis memuru olmasının, silah taşıma ve kullanma yetkisine sahip kamu görevlilerine yönelik denetim mekanizmalarının iflas ettiğinin en somut kanıtı olduğunu belirten Sökmen, kamu güvenliğini sağlamakla yeminli kişilerin bu suçlara karışmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
İstanbul Sözleşmesi Vurgusu ve Denetimsizlik Eleştirisi
Yaşanan bu vahim olaylarda devletin önleyici ve koruyucu yükümlülüklerini terk etmesinin büyük bir payı bulunduğunu tüm açıklığıyla vurgulayan İzmir Barosu Başkanı Serhat Sökmen, hukuki eksikliklere dikkat çekti. Sökmen, “2021 yılında, kadına yönelik şiddetle mücadelenin en kapsamlı uluslararası teminatı olan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı kararıyla hukuka aykırı şekilde çıkılması, faillere verilmiş açık bir cesaret madalyası olmuştur” ifadelerini kullandı. Sözleşmeden çekilmenin yarattığı derin güvencesizlik ortamının ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un etkin bir şekilde, amasız ve fakatsız uygulanmamasının kadın cinayetlerini sistematik ve politik hale getirdiğini belirten Sökmen, devletin asli görevinin kadınları koruyan hukuki kalkanları aşındırmak değil, hiçbir kadının kendini dezavantajlı ve korunmasız hissetmeyeceği tam bir güvenlik mekanizması tesis etmek olduğunun altını çizdi.
Gelişmeler ve Beklentiler
İzmir Barosu, avukat Özge Penbegül’ün katledilmesiyle bir kez daha gözler önüne serilen cezasızlık politikalarına ve denetimsizlik zihniyetine karşı hukuki süreçlerin takipçisi olacaklarını duyurdu. Kadın cinayetlerinin politik ve sistematik niteliğine karşı meslek örgütlerinin, baroların ve tüm toplumsal kesimlerin ortak mücadelesinin kesintisiz bir şekilde kararlılıkla devam edeceği vurgulandı.
Kaynak: Evrensel