ANKARA — 30 Ekim 2026 tarihli gündemde, Önder Apo’nun barış ve demokratik toplum çağrısı, Abdullah Öcalan’ın avukatı İbrahim Bilmez’in Umut Hakkı açıklaması, 29 ülkenin imzaladığı mektup, kadın hakları örgütlerinin 1 Kasım duyurusu ve Şengal entegrasyon hamlesi gibi kritik başlıklar yer alıyor. Bu gelişmeler, Kürt halkının hak taleplerini, kadınların toplumsal mücadelesini ve bağımsız medyanın karşılaştığı baskıları kapsayan geniş bir çerçevede değerlendiriliyor.
- Önder Apo’nun Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının ardından gelişmeler ve 29 ülkenin imzaladığı umut hakkı mektubu.
- Abdullah Öcalan’ın avukatı İbrahim Bilmez, Umut Hakkı’nı hukuki bir hak olarak vurguladı.
- KON-MED ve YJK‑E, 1 Kasım’da kadın katliamları ve şiddete karşı toplumsal dayanışma çağrısı yaptı.
Ne oldu?
Önder Apo’nun Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının ardından yaşanan gelişmeler takip edilecek. Umut Hakkı konusunda AKBK’ye başvuruda bulunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarından İbrahim Bilmez, müvekkilinin statüsü konusunda yapılan tartışmalara, “Umut Hakkı bir lütuf değil, hukuki bir haktır” diyerek son noktayı koydu. Önder Apo için umut hakkının uygulanması için dünyanın 29 ülkesinden imzacılar tarafından kaleme alınan mektupla Aralık ayında yapılacak toplantı öncesinde Türkiye’nin 2014 tarihli AİHM kararını uygulaması için somut adımlar atılması istendi. “Kadın kırımına ve erkek egemen zihniyete karşı toplumsal mücadelemizi büyütüyoruz” diyen KON‑MED ve YJK‑E, 1 Kasım’da başlatacakları hamleyle kadın katliamlarına, şiddete ve eşitsizliğe karşı toplumsal dayanışmayı büyütme çağrısı yaptı. Şengal’de gelişen entegrasyon hamlesinin önemli bir adım olduğuna vurgu yapan KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, Êzidî halkı için en önemli şeyin öz savunma olduğunun altını çizdi. Akademisyen Özgür Sevgi Göral, Paris’te eşitsizliğe karşı güçlü bir ses çıkarıldığını belirterek, Fransa’daki bütün ikilemlerin Türkiye’de de söz konusu olduğunu söyledi. Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinden dolayı siyasi tutsakların durumunun ciddi bir mesele olduğunu söyleyen Rojava Tutuklular Komitesi üyesi Kamuran Reşîd, en büyük adaletsizliklerin cezaevlerinde yaşandığına dikkat çekti. T24 temsilcisi gazeteci Gökçer Tahincioğlu, muhalif basına ve Kürt medyasına yönelik baskıların arttığını, erişim engellerinin bağımsız medya açısından bir “alarm zili” olduğunu söyledi.
Kaynak: ANF Türkçe