ANKARA — Türkiye’nin en köklü ve uzun süreli mahpuslarından biri olan, 34 yıldır cezaevinde tutulan Nedime Yaklav’ın tahliyesinin yedinci kez engellenmesi, başkentte düzenlenen ortak bir basın açıklamasıyla protesto edildi. Ankara Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde gerçekleştirilen eylemde, infaz yakma uygulamalarına derhal son verilmesi ve keyfî kararların hukuki dayanaktan yoksun olduğu vurgulandı.
- 34 yıldır cezaevinde tutsak bulunan Nedime Yaklav’ın tahliyesi, idari ve gözlem kurulları tarafından 7. kez engellendi.
- Ankara Demokratik Kurumlar Platformu, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki hak ihlallerine karşı sürdürülen eylemlerin 4. haftasında Adalet Bakanlığı önünde ses yükseltti.
- ÖHD verilerine göre, yalnızca son üç ayda Türkiye genelinde 90 tutsağın tahliyesi keyfi gerekçelerle ertelendi.
- SES Eş Genel Başkanı Mehmet Sıddık Akın, ağır hasta tutsakların serbest bırakılması ve onur kırıcı aramalara son verilmesi çağrısında bulundu.
Adalet Bakanlığı Önünde 4. Hafta Eylemi ve 34 Yıllık Tutsaklık
Ankara Demokratik Kurumlar Platformu, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde kadın tutsakların tahliyelerinin sistematik olarak engellenmesine karşı sürdürdüğü kararlı eylemlerin dördüncü haftasında, kritik bir basın açıklaması için Adalet Bakanlığı önünde bir araya geldi. Gerçekleştirilen eylemde, Türk infaz sistemindeki keyfî uygulamalara dikkat çekilirken, 34 yıldır cezaevinde tutsak olan Nedime Yaklav’ın yaşadığı hukuksuzluğun altı çizildi. On yıllardır cezaevinde tutulan ve yasal olarak tahliye hakkını defalarca kez kazanmış olan Yaklav’ın özgürlüğüne kavuşmasının önündeki engellerin, kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde büyük bir vicdani yaraya dönüştuğu ifade edildi.
Sağlamayan Olanaklar Üzerinden Tahliye Engeli: ‘Bu Hukuk Değil Zulümdür’
Platform adına basın metnini okuyan Nesil Çifçi, cezaevlerindeki skandal gerekçeleri gözler önüne serdi. Çifçi, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde yeterli sosyal ve sportif faaliyetler bulunmamasına rağmen, Nedime Yaklav’ın bu hayali ve var olmayan faaliyetlere katılmamasının tahliyesine gerekçe gösterildiğini belirtti. Yaşanan bu durumun akıl almaz bir çelişki olduğunu vurgulayan Nesil Çifçi, ‘Kurumun sağlamadığı olanaklar üzerinden tutsakların özgürlüğünün ertelenmesi, hukuk değil zulümdür’ diyerek tepkisini dile getirdi. Öte yandan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) güncel verilerine de atıfta bulunan Çifçi, son üç ay gibi kısa bir süre içerisinde tam 90 tutsağın tahliyesinin bu tarz keyfi gerekçelerle engellendiğini kamuoyuyla paylaştı. Tahliye hakkı doğan tutsakların özgürlüklerinin gasp edilmesine son verilmesini talep eden Platform, infaz rejiminin evrensel insan hakları temelinde acilen yeniden düzenlenmesini istedi.
Sağlık Hakkı İhlalleri ve Onur Kırıcı Uygulamalara Son Çağrısı
Eylemde söz alan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Mehmet Sıddık Akın ise cezaevlerindeki derinleşen sağlık krizine ve hak ihlallerine dikkat çekti. Akın, cezaevlerinde tedavi haklarının engellendiğini, özellikle ağır hasta tutsakların bir an önce serbest bırakılması gerektiğini belirtti. Bağımsız sağlık kurumlarının ve uzman heyetlerin raporlarının idareler tarafından dikkate alınmadığını ifade eden Akın, cezaevi girişlerinde ve aramalarda uygulanan onur kırıcı aramaların da derhal sonlandırılması çağrısında bulundu. Sivil toplum örgütleri ve insan hakları savunucuları, cezaevlerindeki tecrit, infaz yakma ve tecrit politikalarına karşı ortak mücadelenin kesintisiz bir şekilde devam edeceğini yineledi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Ankara Demokratik Kurumlar Platformu ve destekçi kurumlar, Nedime Yaklav’ın ve tahliyesi engellenen diğer tüm mahpusların hukuki süreçlerinin yakından takipçisi olacaklarını duyurdu. İnfaz kurullarının yetkilerinin keyfî kararlara zemin hazırlamayacak şekilde denetlenmesi ve Adalet Bakanlığı’nın bu hak ihlallerine yönelik acil bir inceleme başlatması yönündeki toplumsal beklenti ve baskı artarak devam ediyor.
Kaynak: ANF Türkçe