İSTANBUL — Türkiye’nin gündemini sarsan fon vurgunu ve ekonomik etkileri üzerine değerlendirmelerde bulunan İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Birdal, yüksek enflasyon sarmalında birikimlerini korumaya çalışan yurttaşların yöneldiği fon piyasalarındaki yapısal sorunlara dikkat çekerek, sürekli yeni para girişine ihtiyaç duyan bu mekanizmanın er ya da geç çöküşle sonuçlanmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
- Yüksek enflasyon ve düşen faizler, yurttaşları altın ve yatırım fonları gibi alternatif araçlara yönlendirdi.
- BIST 30 ve BIST 100 dışındaki küçük şirket hisseleriyle spekülatif değer artışları yaratıldı.
- Risksiz olması gereken para piyasası fonları, teminat gösterilen hisseler üzerinden borçlandırıldı.
- Sonsuza kadar sürdürülemeyen bu finansal model, nihayetinde kaçınılmaz bir çöküşü beraberinde getirdi.
Yüksek Enflasyon ve Alternatif Arayışları: Fon Vurgununa Giden Süreç Nasıl Gelişti?
AKP’li siyasetçilerin de aralarında bulunduğu iddia edilen fon vurgununun yankıları tüm hızıyla sürerken, birikimlerini değerlendirmek isteyen yurttaşların yaşadığı büyük kayıplar ve piyasalardaki tedirgin edici dalgalanmalar derinlemesine tartışılmaya devam ediyor. Yaşanan bu ekonomik sarsıntının arka planını aydınlatmak üzere görüşlerine başvurulan İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nün deneyimli akademisyenlerinden Prof. Dr. Murat Birdal, fon krizinin ortaya çıkış nedenlerini ve beraberinde getirdiği ağır ekonomik sonuçları kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. Prof. Dr. Birdal, krizin temelinde yatan en önemli etkenin Türkiye’de kronikleşen yüksek enflasyon olgusu olduğunun altını çizdi. Yurttaşların birikimlerini erimekten korumak ve değerini artırmak amacıyla fonlara yöneldiğini belirten Birdal, tasarruf sahiplerinin yüksek enflasyon baskısı altında kaldığını ve bu durumun onları geleneksel tasarruf yöntemlerinin dışına ittiğini ifade etti. Sürecin gelişim aşamalarını adım adım anlatan Birdal, öncelikli olarak mevduat faizlerinin çok yüksek seyrettiği dönemde vatandaşların parasını bu alana yönlendirdiğini, ancak faizlerin düşmeye başlamasıyla birlikte altın gibi Türk Lirası’ndan uzak alternatif araçlara meyil ettiğini belirtti. Ancak tam bu noktada altın fiyatlarının tepetaklak düşmesi, yatırımcıların reflekslerini değiştirmiş ve özellikle fonlara dönük ilgiyi endişe verici bir hızla tırmandırmıştır.
Fon Türleri ve Manipülasyon Mekanizmaları: Küçük Hisselerle Yaratılan Suni Değerler
Piyasada işlem gören fonların yapısal dinamiklerine de ışık tutan Prof. Dr. Murat Birdal, bu fonların işleyiş mekanizmalarındaki kritik ayrıntılara dikkat çekti. Fonların bir kısmının doğrudan para piyasası fonları olduğunu belirten iktisatçı Birdal; bu enstrümanların Hazine tahvilleri, özel sektör borçlanma senetleri ve ters repo gibi görece daha güvenli ve korunaklı araçlara yatırım yaptığını ifade etti. Buna karşın, diğer bir kesimin ise serbest fonlar veya yüksek getiri vadeli hisse senedi fonlarından oluştuğunu vurguladı. Bu fonların, agresif hisse senedi yatırımları yoluyla standart faiz getirisinin çok üzerinde kazançlar sağlayabildiğine işaret eden Birdal, son dönemde gündeme gelen tartışmalı fonlar özelinde yaşanan manipülatif hareketleri gözler önüne serdi. BIST 30 ve BIST 100 endekslerinin dışındaki daha ufak ölçekli şirketlere yapılan yoğun yatırımlarla, bu hisse senetlerinin değerlerinin keskin ve olağandışı şekillerde yükseltildiği net bir şekilde görüldü. Hatta işin boyutunun daha da ileriye taşınarak, bazı küçük ölçekli hisse senetleri BIST 30 ve BIST 100 endekslerine dahil edildikten hemen sonra teminat olarak gösterildiği; bu sayede normal şartlarda son derece güvenli ve risksiz olması gereken para piyasası fonları üzerinden devasa borçlar verildiği ve sistemin bu tehlikeli mekanizma üzerine kurulduğu anlaşıldı.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sistemin sürdürülemez yapısını, “Sonsuza kadar süremeyecek olan bu mekanizma bir noktada çökecekti” sözleriyle özetleyen uzmanlar, yaşanan fon vurgununun ardından piyasalarda güvenin yeniden tesis edilmesi ve benzer skandalların önlenmesi adına daha sıkı denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesini talep ediyor. Adli ve idari soruşturmaların tüm yönleriyle derinleştirilmesi beklenirken, tasarruf sahiplerinin haklarının korunması ve finansal piyasalardaki şeffaflığın artırılması önümüzdeki dönemin en kritik gündem maddesi olmaya devam ediyor.
Kaynak: ANF Türkçe