İSTANBUL — Türkiye genelinde sanayi sitelerinde mesleki eğitim merkezi (MESEM) adı altında çalıştırılan 550 bin civarındaki çocuk işçinin karşı karşıya kaldığı ağır çalışma koşulları ve şiddet sarmalı, son dönemde artan vakalarla birlikte tüm ülkenin gündemine oturdu. Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde, Niğde’de ve Aksaray’da yaşanan darp ve silahlı saldırı olaylarının ardından, İstanbul Ümraniye’deki Kadosan Oto Sanayi Sitesi’nde çalışan MESEM’li gençlerin tanıkları, şiddetin meslek öğrenmenin ‘doğal bir parçası’ olarak kanıksatıldığını gözler önüne seriyor.
- Türkiye genelinde 550 bin dolayında çocuk MESEM kapsamında sanayi sitelerinde ter döküyor.
- Çorlu, Niğde ve Aksaray’daki vahim şiddet olayları çocuk işçiliğin karanlık yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi.
- Kadosan Oto Sanayi Sitesi’ndeki gençler, şiddetin ve hakaretlerin sektörde olağanlaştırıldığına dikkat çekiyor.
Sanayi Atölyelerinde Şiddetin Normalleşmesi ve ‘Eti Senin’ Anlayışı
Türkiye’nin dört bir yanındaki sanayi sitelerinde, 550 bin civarında çocuk mesleki eğitim merkezi (MESEM) bünyesi altında çalıştırılırken, geçtiğimiz hafta boyunca farklı illerde peş peşe yaşanan şiddet olayları derin bir toplumsal yarayı yeniden gözler önüne serdi. Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bir otomotiv dükkanında ve Niğde’de bir berberde darbedilen iki çırak ile Aksaray’da ustası tarafından av tüfeğiyle vurulan çıraklar çocuk işçiliğin şiddet yüzünü yeniden gündeme taşıdı. Yaşanan bu vahim şiddet vakalarının ardından Ümraniye’deki Kadosan Oto Sanayi Sitesinde bir kısmı MESEM’li çocuk işçilerle bir araya gelerek çalışma koşullarını derinlemesine konuştuk.
Kadosan’da konuştuğumuz MESEM’li gençlerin çoğunluğu Ümraniye ve Sancaktepe ilçelerinde ikamet ediyor. ‘Erken yaşta para kazanıp iş öğrenmenin avantajlı bir durum olduğunu’ düşünen gençler açısından bu tehlikeli ortamdaki şiddet vakaları çoğu zaman ‘işin kaçınılmaz zorluğu’ olarak okunuyor. Bazı gençler ise ustalar ve aileler arasındaki geleneksel ilişki biçimini, geçmişten bugüne aktarılan ‘Eti senin kemiği benim’ anlayışıyla özetliyor. Bu durum, çocukların fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit eden unsurların meşrulaştırılmasına zemin hazırlıyor.
Büyükşehir Havzaları ve Küçük Kentler Arasındaki Ağır Çalışma Farklılıkları
Konuştuğumuz MESEM’li gençler, öncelikle Çorlu veya Aksaray’daki kadar şiddetli ve ölümcül darp vakalarının Kadosan’da yaşanmadığını ifade ediyor. Ancak gençlere göre bunun temel sebebi, sanayi sitesinde çok fazla MESEM’li gencin bir arada çalıştırılması ve denetim mekanizmalarının görece farklı olması. Özellikle birkaç senedir bu alanda ter döken kıdemli gençler; İMES, KADOSAN, DES gibi çok fazla MESEM’e bağlı iş yerinin yan yana bulunduğu devasa sanayi havzaları ile küçük kentlerdeki programların uygulama farklarına değiniyor.
Örneğin Van’dan yeni gelmiş genç bir işçi, orada başka bir iş seçme şansı bulunmadığı için kötü muameleyle karşılaşan bir işçinin yaşanan tüm problemlere katlanmak zorunda kaldığını, fakat büyük şehirlerde iş yeri değiştirebilme imkânının çalışma koşullarını bir nebze olsun rahat kıldığını belirtiyor. Gençler Kadosan’ın koşullarını her ne kadar ‘Görece daha iyi’ olarak nitelendirse de, sözlü ve fiziksel şiddet ne yazık ki burada da son derece yaygın bir şekilde varlığını sürdürüyor. Örneğin bir genç, yaygınlaştıkça toplum ve atölye içinde adeta ‘normalleşen’ şiddete ilişkin şu çarpıcı tespiti yapıyor: “Usta vuracak da bağıracak da. Dayak yemeden bu meslek öğrenilmez ama tabii ki insanın da bir noktada canına tak ediyor.”
Gelişmeler ve Beklentiler
MESEM programları etrafında dönen tartışmalar, çocuk işçiliğin yasal kılıflarla nasıl esnetildiğini ve denetimsiz alanlarda çocukların hangi risklerle baş başa kaldığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, yaşanan bu münferit olmayan olayların sistematik bir sorunun işareti olduğunu vurgulayarak acil ve etkin denetim mekanizmalarının devreye sokulması çağrısında bulunuyor. Resmi süreçlerin ve toplumsal farkındalığın gelecekte çocuk işçiliğin önlenmesinde nasıl bir rol oynayacağı, önümüzdeki dönemin en kritik insan hakları gündemlerinden biri olmaya devam edecektir.
Kaynak: Evrensel