İSTANBUL — Türkiye’nin yakın siyasi ve entelektüel tarihine damga vuran kayıplardan biri olan aydın cinayetlerinin simge isimlerinden yazar ve gazeteci babasının katledilişinin 27. yıl dönümünde duygu dolu bir açıklama yapan Nilhan Nur Kışlalı, ‘Türkiye babamın adını yılda bir gün anıyor, biz ise yokluğuyla her gün yaşıyoruz’ diyerek acının zamana yenilmediğini ve geride kalanların yaşadığı derin trajediyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
- Babası öldürüldüğünde henüz 29 günlük bir bebek olan Nilhan Nur Kışlalı, 27 yıldır süren derin acıyı ve yoklukla geçen hayatı anlattı.
- Toplumun ve yakın çevrenin teselli amacıyla söylediği ‘Çok şanslısınız, güzel bir isim bıraktı’ sözlerinin gerçeği değiştirmediğini vurguladı.
- Haberde, aydın cinayetlerinin ve ağır bedellerin bir ülkenin hafızasındaki silinmez izleri ve görünmeyen yüzü masaya yatırıldı.
- Kışlalı, tarihe birer vaka olarak geçen trajedilerin gerisinde kalan ailelerin yaşadığı yalın ve ağır gerçeğe dikkat çekti.
27 Yıllık Sessizlik Bozuldu: ‘Acı Azalmıyor, Yalnızca Büyüyor’
Bu ülke ağır bedellerin ülkesi, bu ülke ağır sınavların ülkesi. Yıllardır anma törenlerinde ve toplumsal platformlarda konuşma yapmayan, önceki geceye kadar da konuşmak gibi bir niyeti olmayan Nilhan Nur Kışlalı, 20 Ekim gecesi babalarını kısa süre önce kaybetmiş üç arkadaşıyla bir aradayken yaşadığı kırılma noktasını paylaştı. Arkadaşlarının acılarını dinlerken 27 yıldır kimi zaman içine gömdüğü, kimi zaman ise gömemediği bütün duyguların bir anda yüzeye çıktığını hisseden Kışlalı, babası öldürüldüğünde yalnızca 29 günlük bir bebekti. Babasını canlı olarak hiç hatırlamadı ancak onun yokluğunu bilmediği tek bir günü bile geçmedi. Toplumda yaygın olan ‘zamanla geçer, zamanla azalır’ inanışına karşı çıkan Kışlalı, bazı acıların ne geçtiğini ne de azaldığını; insanın yalnızca büyüdüğünü ve o acıyla yaşamayı öğrendiğini belirtti.
Tesellilerin Ötesindeki Ağır Gerçek: ‘Bir İnsan Öldürüldü’
İnsanlar acıyı paylaşmak ve teselli etmek istediklerinde çoğunlukla ‘Size ne güzel bir isim bıraktı’, ‘Çok şanslısınız’, ‘Çok özel bir insandı’, ‘O artık ölümsüz’ gibi kalıplaşmış cümlelere başvuruyor. Kışlalı, babasının bıraktığı mirasla, ismiyle ve düşünceleriyle gurur duyduklarını, ancak bu tür söylemlerin sanki kaybın bir ödülü olmak zorundaymış gibi bir algı yarattığını ifade etti. Bazen bu tesellileri kendilerinin de 27 yıldır yinelediğini belirten Kışlalı, bu durumun ardındaki çıplak gerçeği şu sözlerle özetledi: Bütün bu tesellileri bir kenara bıraktığınızda geriye çok yalın, çok ağır bir gerçek kalıyor: Bir insan öldürüldü. Bir aile yaşamının geri kalanını o yoklukla yaşamak zorunda bırakıldı. Bir çocuk, babasını tanıma şansı bile bulamadı. Ve hiçbir büyük isim, hiçbir ölümsüzlük, hiçbir gurur bu gerçeği değiştirmiyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Nilhan Nur Kışlalı’nın dile getirdiği bu çarpıcı sözler, yalnızca kişisel bir yasın tespiti olmayıp, Türkiye’nin geçmişten günümüze ödediği ağır bedellerin ve aydın cinayetlerinin toplumda bıraktığı onulmaz yaraların görünmeyen yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. Resmi anma programları ve toplumsal hafıza tazelemeleri sürerken, bu tür trajedilerin geride bıraktığı ailelerin adalet ve hatıra mücadelesi tarih sayfalarındaki yerini korumaya devam ediyor.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika