2 Kasım 2026, Pazartesi
Haber

Sağlıkta Personel Krizi Büyüyor: Atama Bekleyen Emekçiler Yük Altında

🔍 DERİNLEMESİNE ANALİZ

ANKARA — Sağlık emekçilerinin atama beklediği ve binlerce çalışanın kadro talebini yinelediği bir dönemde, 2024 ile 2025 yılları arasındaki sağlık personeli artışı sendikalar tarafından yetersiz bulundu. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun “Dünyanın en iyi sağlık hizmetini biz sunuyoruz” açıklamasına karşın, Türkiye’nin sağlık insan gücünde Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ortalamasının gerisinde kaldığı verilerle belgelendi. Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, artan iş yükü ve poliklinik yoğunluğuna dikkat çekerek mevcut tablonun sürdürülebilir olmadığını vurguladı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Türkiye genelinde toplam sağlık personeli sayısı 2024 yılında 1 milyon 436 bin 686 iken, 2025 yılında sadece 4 bin 428 kişi artarak 1 milyon 441 bin 114’e ulaştı.
  • Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, sınırlı personel artışını başarı olarak sunmanın ‘gerçeklerden kopmak’ anlamına geldiğini belirtti.
  • OECD verilerine göre Türkiye, aktif doktor ve hemşire sayıları başta olmak üzere pek çok kritik kategoride uluslararası ortalamaların oldukça gerisinde kalıyor.
  • Sağlık alanındaki personel yetersizliği; artan iş yükü, poliklinik yoğunlukları ve vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan sorunları derinleştiriyor.

Bakanlık Verileri ve Sınırlı Artışın Anatomisi

Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan resmi verilere göre, Türkiye’nin sağlık ordusundaki büyüme hızı sahadaki gerçek ihtiyaçların çok gerisinde kalıyor. 2024 yılında ülkede görev yapan toplam sağlık personeli sayısı 1 milyon 436 bin 686 olarak kayıtlara geçerken, aradan geçen bir yıllık süreçte bu sayı yalnızca 4 bin 428 kişi artış göstererek 2025 yılında 1 milyon 441 bin 114 seviyesine yükselebildi. Birçok farklı branşta atama bekleyen binlerce sağlıkçının kadro taleplerini sürekli yinelediği biliniyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun “Dünyanın en iyi sağlık hizmetini biz sunuyoruz” şeklindeki iddiasına rağmen, sahadaki somut veriler ve istatistikler tablonun hiç de öyle olmadığını gözler önüne seriyor. Binlerce sağlık emekçisi haklı olarak kadro ve güvenceli çalışma koşulları talep ederken, gerçekleşen bu sınırlı artış krize çare olmaktan çok uzak bir görüntü sergiliyor.

OECD Kıyaslaması: Türkiye Sağlık İnsan Gücünde Nerede Duruyor?

Konuyu Cumhuriyet’e değerlendiren Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, ortaya çıkan sınırlı artışın Türkiye’nin sağlık insan gücü açığını kapatmaktan çok uzakta olduğunu ve ülkenin OECD ortalamasının oldukça gerisinde kaldığını net bir şekilde savundu. Dr. Derya Uğur, sağlık emekçilerinin omuzlarına binen artış gösteren iş yükü, polikliniklerdeki önü alınamaz yoğunluk ve yurttaşların nitelikli sağlık hizmetine erişimde yaşadığı somut sorunlar ortadayken, bu cüzi artışı bir başarı hikayesi olarak sunmanın ‘gerçeklerden tamamen kopmak’ anlamına geldiğini ifade etti. OECD verilerinin de Türkiye’nin sağlık alanındaki insan gücü yetersizliğini açıkça gözler önüne serdiğini hatırlatan Uğur, şu çarpıcı uluslararası kıyaslama verilerini paylaştı: Türkiye’de her bin kişiye düşen aktif doktor sayısı 2,4 iken, OECD ortalaması 3,9 seviyesindedir. Aktif hemşire sayısında ise Türkiye’de her bin kişiye 2,9 hemşire düşerken, OECD ortalaması 9,2 gibi çok yüksek bir orandadır. Uzun süreli bakım çalışanları bakımından Türkiye’de 65 yaş ve üzerindeki her 100 kişiye yalnızca 4 çalışan düşerken, OECD ortalaması 5’tir. Eczacı sayısında da benzer bir uçurum bulunmakta; Türkiye’de her 100 bin kişiye 48 eczacı düşerken, bu sayı OECD genelinde ortalama 86’dır.

Sürdürülebilirlik Krizi ve Sağlık Emekçilerinin Omuzlarındaki Yük

Dr. Derya Uğur’un dikkat çektiği bu devasa ve düşündürücü tablo, Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin orta ve uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından oldukça ciddi risklere işaret ediyor. Özellikle gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında doktor ve hemşire sayılarındaki büyük uçurum, sağlık emekçilerinin omuzlarına katlanılması güç bir iş yükü bindiriyor. Sağlıkta gerçek başarının; istatistikleri kağıt üstünde parlatmakla veya makyajlamakla değil, tam aksine ülkenin gerçek ihtiyaçlarına yanıt verebilecek yeterli sağlık personeli istihdam etmekle, emekçilerin insani çalışma koşullarını kökten iyileştirmekle ve anayasal bir hak olan her yurttaşın nitelikli sağlık hizmetine eşit, adil ve ücretsiz erişimini güvence altına almakla mümkün olabileceği her fırsatta dile getiriliyor. Ancak mevcut politikalar ve yetersiz atama rakamları, ne sağlık emekçilerinin ne de nitelikli sağlık hizmeti bekleyen milyonlarca yurttaşın kaygılarını gidermeye yetiyor.

Gelişmeler ve Beklentiler

Gelecek dönemde sağlık sistemindeki personel açığının kapatılması ve OECD ortalamalarına ulaşılması için köklü ve stratejik istihdam planlamalarına duyulan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Sağlık sendikaları ile meslek örgütlerinin haklı talepleri karşısında resmi süreçlerin nasıl şekilleneceği ve Bakanlığın atama stratejilerinde yeni bir revizyona gidip gitmeyeceği, hem milyonlarca sağlık emekçisi hem de Türk halkı tarafından yakından takip edilmeye devam ediyor.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın