İSTANBUL — Türkiye Yüzyılı söylemlerinin yoğunlaştığı 24 Ekim 2026 haftasında; fon vurgunu iddiaları, gazetecilere yönelik tutuklama kararları, işçilere uygulanan şiddet vakaları ve belediyelere düzenlenen operasyonlar ülkenin birinci gündem maddesi olmaya devam ediyor.
- Eski AKP Milletvekili Ertan Aydın’ın yönetiminde yer aldığı Tera Yatırım üzerinden fon vurgunu iddiasıyla nezarethaneye alınması dikkat çekti.
- Bakan Mehmet Şimşek’in geçmişte 7 yıl çalıştığı Merrill Lynch’in, operasyonlardan kısa süre önce Borsa İstanbul’daki milyarlarca liralık pozisyonlarını kapatarak yaklaşık 8 milyar TL kazandığı öne sürüldü.
- BirGün gazetesi yazarı İsmail Arı, RTÜK Eski Başkanı Ebubekir Şahin’in şikayeti ve ‘kaçma şüphesi’ gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine gönderildi.
- Tekirdağ’da 14 yaşındaki MESEM öğrencisinin işyeri sahibi Abdulkadir tarafından darp edilmesi ve Mahmut Işıldak’ın ölümü gibi olaylar toplumsal vicdanı yaraladı.
Siyaset ve Finans Sarmalında Fon Vurgunu İddiaları
Türkiye’nin ekonomik ve siyasi iklimi, son dönemde ardı arkası kesilmeyen iddialar ve operasyonlarla sarsılıyor. İktidar kanadından ‘Türkiye Yüzyılı’ propagandası kesintisiz bir şekilde sürdürülürken, ülkenin resmi sloganları ile sahadaki sert gerçekler arasındaki uçurum her geçen gün daha da derinleşiyor. Haftanın en dikkat çekici olaylarından biri, eski AKP Milletvekili Ertan Aydın’ın durumudur. Siyaset sahnesinden ticaret dünyasına uzanan çizgide Aydın, şu sıralar bir nezarethanede tutuluyor. Aydın’ın Tera Yatırım’ın yönetim kurulunda yer alması, iddiaların odağındaki finansal ağın boyutlarını gözler önüne sererken, kamuoyu bu vurgunla etkin bir mücadele ve adalet bekliyor. Ancak bu beklentilerin gölgesinde atanan bazı isimler tartışmaları alevlendiriyor. Örneğin, herkes bu skandalların üzerine gidilmesini beklerken, Sayan’ın kardeşi Ayşe Hilal Sayan Koytak’ın Finlandiya Büyükelçiliğine atanması kamuoyunda manidar bir hamle olarak değerlendirildi.
Merrill Lynch Üzerinden Tartışmalı İşlemler ve Milyarlık Kazanç İddiaları
Finansal kulislerde konuşulan bir diğer sıcak başlık ise uluslararası yatırım devi Merrill Lynch ile ilgili ortaya atılan iddialardır. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kariyer geçmişinde bu şirkette 7 yıl çalışmış olması, konunun hassasiyetini ve siyasi ağırlığını daha da artırıyor. İddialara göre, şirketin piyasalardaki operasyonlardan kısa süre önce Borsa İstanbul’daki milyarlarca liralık pozisyonlarını ani bir kararla kapattığı belirtiliyor. Bu zamanlaması manidar operasyon sonucunda şirketin yaklaşık 8 milyar TL kazandığı öne sürülüyor. Ekonomi yönetiminin merkezindeki isimlerin geçmişteki bağları nedeniyle büyük bir dikkatle takip edilen bu iddialara karşın, henüz resmi ve tatmin edici bir yanıt verilmiş değil. Şeffaflık beklentisinin karşılanmadığı bu süreçte, gözler ekonomik dengeler ve sermaye hareketleri üzerindeki denetim mekanizmalarına çevrilmiş durumda.
Basın Özgürlüğüne Darbe: İsmail Arı’nın Tutuklanması
Fon ve finans iddialarının üzerindeki sis perdesi aralanmazken, kamuoyunu bilgilendirmeye çalışan bağımsız gazeteciler üzerindeki baskılar da hız kesmeden devam ediyor. Bu haftanın en somut hak ihlali örneklerinden biri gazeteci İsmail Arı’nın başına geldi. İsmail Arı, RTÜK Eski Başkanı Ebubekir Şahin’in şikayeti üzerine önce gözaltına alındı. Sürecin en dikkat çekici ve hukukla bağdaşmayan boyutu ise Arı’nın emniyete kendi rızasıyla ve çağrı üzerine gitmiş olmasına rağmen ‘kaçma şüphesi’ gibi absürt bir gerekçeyle tutuklanmış olmasıdır. Mesleğini icra eden gazetecilerin bu tür gerekçelerle cezaevine konulması, basın özgürlüğü ve ifade hürriyetinin geldiği vahim noktayı bir kez daha gözler önüne serdi. Benzer şekilde, sokaktaki ve sahadaki şiddet sarmalı da cezasızlık kültürüyle beslenmeye devam ediyor. Bunun en acı örneklerinden biri Tekirdağ’da yaşandı; 14 yaşındaki bir MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) öğrencisi, işyeri sahibi Abdulkadir isimli şahıs tarafından ağır bir şekilde darp edildi. Bu olay, çocuk işçiliği, denetimsizlik ve şiddet sarmalının boyutlarını bir kez daha acı bir şekilde hatırlattı.
Gelişmeler ve Beklentiler
Mahmut Işıldak’ın şüpheli ölümü, belediyelere yönelik art arda düzenlenen operasyonlar ve ülkenin dört bir yanından yükselen hak ihlali çığlıkları, iktidarın çizdiği refah tablosu ile halkın yaşadığı ekonomik ve hukuki kriz arasındaki derin uçurumu gözler önüne sermektedir. Önümüzdeki süreçte, ne iddiaların şeffaf bir şekilde soruşturulacağına ne de basın ve ifade özgürlüğü alanında olumlu bir adım atılacağına dair umutlar zayıftır. Resmi kurumların sessizliğini koruduğu bu iklimde, toplumsal vicdan adalet ve hukukun üstünlüğü talebini ısrarla savunmaya devam edecektir.
Kaynak: Evrensel