İSTANBUL — Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, 1919’un Samsun ruhundan İzmir’in kurtuluşuna uzanan destansı tarihsel süreci ve şairlerin dizeleriyle taçlanan laik cumhuriyetin kazanımlarını mercek altına alan bu kapsamlı analiz, ülkenin hafızasını yeniden tazeliyor.
- 19 May 1919’da Samsun’da yakılan meşale, Türk milletinin kaderini değiştiren tarihi bir uyanışın simgesi oldu.
- Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından yurdu işgal eden yayılmacılara karşı ‘şayak kalpaklı’ Mustafa Kemal’e inanan halk şahlandı.
- 9 Eylül’de İzmir’e girilmesiyle birlikte Türk halkı, güneyden kuzeye, doğudan batıya özgürlük ve bağımsızlık coşkusunu kucakladı.
- Celal Sahir Erozan, Ceyhun Atuf Kansu, Nâzım Hikmet, Orhan Şaik Gökyay, Cahit Külebi ve Attilâ İlhan’ın dizeleriyle cumhuriyet coşkusu nesilden nesile aktarılıyor.
1919’dan İzmir Rıhtımı’na: Bir Milletin Yeniden Doğuş Destanı
Yıl 1919, mayısın on dokuzu… “Uyanın Samsunlular! Uyumak ölüme eş, diriltin ruhunuzu. Ufukta bir gemi var!” O gemiyle “…umut yüklü, inan yüklü, hız yüklü; içinde bu vatanın derdiyle yanan bağır, kurulacak yarını düşünen baş geliyor”du. Yüzyıllarca sen “ümmetsin ümmi” kal; sen, “kul”sun denilen… Yoksul yoksun ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen kadınları… Bitmez tükenmez savaşlarla savrulan erkekleri uyandırdı. Çanakkale’de, Anadolu’da, bütün Osmanlı topraklarında savaşan… Mondros Anlaşmasıyla yurdu işgal eden yayılmacıya kafa tutan… “Şayak kalpaklı” Mustafa Kemal’e inanan halk şahlandı. “Nasıl çıkmış bir sabah Samsun’dan yola / Dağlardan dağlara o zafer türküsü, / Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola, / Taze bir bahar açmış yurdun gözünü…” Dört beş mevsim dağlar ovalar kararıp yeşerdikten sonra, 9 Eylül’de İzmir’e girdik ve Kayserili bir nefer yanan şehrin kızıltısı içinde gelip öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya, Güneyden Kuzeye, Doğudan Batıya, Türk halkıyla beraber seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz’i…
Kuvayımilliyecilerin Zafer Yolu ve Mustafa Kemal’in Mangası
Güzel, özgür günlere inanan “Mustafa Kemal’in mangasında, / Korkudan eser yok / Günlerdir yarı aç, yarı tok / Bir kaşık tuzu bulunsun diye vatan macerasında, / Paşalar Paşanın kumandasında / Zaferden zafere koşuyor…” Kuvayımilliyeciler onunla bulmuş yolu… “Denizler yarışmış, dağlar yarışmış; / Kara günler geçmiş, bayram erişmiş; / Ne etmişsen, kurtla kuzu barışmış; / Kokular sürünmüş eser bir hoşluk / Sayende…” Bu dizeler, sadece birer edebi eser değil, aynı zamanda coğrafyanın kaderini değiştiren inancın ve dayanışmanın somut birer belgesidir. Halkın bağrından kopan bu büyük güç, karanlık günleri geride bırakarak aydınlık bir geleceğe kapı aralamıştır.
Şairlerin Dilinden Cumhuriyet ve Aydınlık Yarınlar
Her Cumhuriyet Bayramı… Celal Sahir Erozan, Ceyhun Atuf Kansu, Nâzım Hikmet, Orhan Şaik Gökyay, Cahit Külebi… Şairlerle buluşmak, şiir yazmak okumak isterim. Attilâ İlhan bugün söylemiş gibidir “nasıl böyle varıp geldin hoş geldin / çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin / (…) senin dalın yaprağın biz senin fidanların / biz bunları yapmadık / sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal / elsiz ayaksız bir yeşil yılan / yaptıklarını yı” diyerek bu büyük mirasın bekçiliğini hatırlatır. Edebiyatın ve tarihin süzgecinden geçen bu anlamlı miras, laik cumhuriyetin değerlerini gelecek nesillere aktarmada en büyük kılavuz olmaya devam etmektedir.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonuç olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılırken verilen eşsiz mücadele ve bu mücadelenin sanat, edebiyat ve toplumsal yaşamdaki yansımaları, ülkenin gelecekteki stratejik ve kültürel yönelimine ışık tutmaktadır. Resmi süreçler ve ulusal bayram kutlamaları, geçmişin bu köklü mirasını geleceğe taşıyan en önemli kamusal ve toplumsal platformlar olma özelliğini kararlılıkla sürdürmektedir.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika