5 Kasım 2026, Perşembe
Haber

30 Ekim depreminin altıncı yılında İzmir’in sınavı sürüyor

📰 KAPSAMLI RAPOR

30 Ekim 2020’de meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği İzmir depreminin üzerinden altı yıl geçti. Aradan geçen zamana karşın kentte deprem güvenliği, yapı stoku ve afet hazırlıkları tartışılmaya devam ederken, depremzedelerin barınma sorunları da çözüme kavuşmadı.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği depremi…
  • DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 30 Eki…
  • İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği depremi…

Detaylar ve Resmi Açıklamalar

İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği depremin üzerinden altı yıl geçti. Aradan geçen zamana karşın kentte deprem tehlikesi, yapı güvenliği ve depremzedelerin barınma sorunları gündemdeki yerini koruyor. Bilim insanları diri faylara, zemin özelliklerine ve riskli yapılara dikkat çekerken, evlerini yeniden inşa ettirmeye çalışan depremzedeler ise çözüm bekliyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, bazı diri fayların deprem üretme zamanlarının yaklaştığına ilişkin sonuçlar elde ettiklerini belirterek, “İzmir’in tüm ilçelerinde topyekûn bir şekilde olası bir depreme hazırlanması gerektiğini” söyledi. Jeofizik Yüksek Mühendisi Sinancan Öziçer, “Depremi değil, riski yönetmek zorundayız” sözleriyle bilimsel çalışmaların somut önlemlere dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Başkanı Haydar Özkan ise orta ve az hasarlı binalarda yaşayan yurttaşların yaşadığı mağduriyete dikkat çekerek, “İzmir’in depremzedesine sahip çıkacak bir kurum arıyoruz” dedi. Altı yılın ardından İzmir’in önündeki temel soru ise değişmedi: Kent yeni bir depreme ne kadar hazır, depremzedelerin çözülmeyen sorunları ne zaman giderilecek?

DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 30 Ekim İzmir depreminin altıncı yılında kentteki deprem tehlikesine dikkat çekti. Tuzla, Seferihisar, Gülbahçe ve Bergama faylarını işaret eden Sözbilir, İzmir’in tüm ilçelerinde depreme hazırlık çalışmalarının yürütülmesi gerektiğini söyledi. Sözbilir, afetlere karşı dirençli bir kent oluşturmak için bilimsel projelerin yanı sıra yetkin mühendislerin yetiştirilmesinin de öncelikli olduğunu vurguladı.

İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen ve 117 kişinin yaşamını yitirdiği depremin üzerinden altı yıl geçti. Depremin ardından kentte yürütülen bilimsel çalışmalar, yapı güvenliği ve afet hazırlığı yeniden gündeme gelirken, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İzmir’in deprem riskine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözbilir, depremin yalnızca fay hatlarının değil, zemin özelliklerinin, yapıların ve çoklu afet senaryolarının da dikkate alınması gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti.

İzmir’de ve çevresinde deprem üretme potansiyeli bulunan faylara ilişkin bilgi veren Sözbilir, DEÜ-DAUM olarak son altı yılda TÜBİTAK projelerinden sağlanan kaynaklarla İzmir il sınırları içerisindeki faylar üzerinde çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Araştırmalardan elde edilen sonuçlara dikkat çeken Sözbilir, “İzmir’in değişik ilçelerinden geçen bazı diri fay hatlarının deprem üretme zamanlarının yaklaştığını gösteren sonuçlar elde ettik” dedi.

Sözbilir, Tuzla, Seferihisar, Gülbahçe ve Bergama faylarını öne çıkararak, denizaltındaki faylar ile çevre illerdeki sismik kaynakların da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. İzmir’in deprem tehlikesinin yalnızca kent merkeziyle sınırlı olmadığını vurgulayan Sözbilir, “Denizaltındaki ve çevre illerdeki fayları da düşündüğümüzde İzmir’in tüm ilçelerinde topyekûn bir şekilde olası bir depreme hazırlanması gerektiğini söylemek durumundayız” diye konuştu.

30 Ekim 2020 depreminin önemli bilimsel dersler içerdiğini belirten Sözbilir, depremin merkez üssünün İzmir il sınırları dışında olmasına rağmen kentte ağır can ve mal kayıplarına yol açtığını hatırlattı. Bayraklı’ya yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki denizaltı kaynaklı depremin, tsunami tehlikesini de gündeme getirdiğini kaydeden Sözbilir, şöyle konuştu:

“30 Ekim 2020 depremi, İzmir il sınırları içinde yer almayan, Bayraklı ilçesinden yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki denizaltı fayı tarafından deprem üretildiğinde de can ve mal kaybının yanı sıra tsunami tehlikesi ve riski oluşabileceğini göstermesi bakımından önemli bir ders niteliğinde. Ayrıca İzmir’in depreme hazır olmadığını göstermesi açısından da ayrı bir anlam taşıyor.”

Depremde oluşan hasarın yalnızca sismik kaynağa olan uzaklıkla açıklanamayacağını belirten Sözbilir, havza etkisi ile zemin-yapı etkileşiminin de can ve mal kayıpları üzerinde belirleyici olduğunu ifade etti.

Gelişmeler ve Beklentiler

Gelişmeler kamuoyu ile paylaşılmaya devam edecek.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika

Bir Yorum Yazın