TİRANA — Arnavutluk’ta beş ay önce barışçıl taleplerle başlayan ‘Flamingo Devrimi’, gençlerin artan ekonomik kriz ve hükümet politikalarına karşı öfkesiyle yeni bir boyuta evrilirken, sokaklarda çevik kuvvet polisi ile göstericiler arasında çatışmalar yaşanıyor ve son olarak Eğitim Bakanlığı binası alevlere teslim oldu.
- Sıradan Arnavutluk yurttaşları, Avrupa’nın en düşük ücretleriyle geçinmeye çalışırken, gençler bu durumun devletin zayıflığının göstergesi olduğunu belirtiyor.
- Beş ay önce barışçıl başlayan Flamingo Devrimi, Fransa’daki isyanlardan ilham alan öğrencilerin katılımıyla yeniden alevlendi.
- 14 Ekim’de Eğitim Bakanlığı binası alevler içinde kalırken, sokaklarda ‘Rama hapse, Berisha hapse’ sloganları atılıyor.
- Başbakan Edi Rama göstericileri ‘yabancı ajan’ olarak yaftalarken, protestocular devrim talebini yüksek sesle dile getiriyor.
Arnavutluk’ta Gençlik İsyanı Neden Başladı ve Ne Oldu?
Sıradan Arnavutluk yurttaşları hâlâ Avrupa’nın en düşük ücretlerinden bazılarıyla geçinmeye çalışmaya devam ediyor. Gençler ise yaşanan bu ekonomik tablonun devletin gücünün değil, aksine zayıflığının bir göstergesi olduğunun çok net bir şekilde farkında. Süreci değerlendiren genç bir protestocunun çarpıcı sözleri durumun vehametini gözler önüne seriyor: ‘Polise bir sorum var: 2 bin 500 avro için canınızı vermeye hazır mısınız? Çünkü yemin ederim, biz Arnavutluk için canımızı vermeye hazırız.’ Bela Shaljani’nin marxist.com’daki aktarımlarına göre, beş ay önce Flamingo Devrimi başladığında, Arnavutluk halkı protestoları barışçıl biçimde sürdürme konusunda oldukça kararlıydı. Ancak aradan geçen beş ayda çok az şey elde edildi. Hareketin ivmesi azalmaya başlarken Başbakan Edi Rama, göstericileri itibarsızlaştırmak ve morallerini bozmak amacıyla onları ‘yabancı ajanlar’ olarak yaftalamayı sürdürdü. Fakat son on gündür Fransa’daki isyandan ilham alan Arnavutluklu öğrenciler ve gençler harekete yeniden hayat verdi. Sokaklara çıkarak Flamingo Devrimi’nin sloganlarını haykırmayı sürdürdüler: ‘Rama hapse, -muhalefet lideri- Berisha hapse!’ ve ‘Arnavutluk Arnavutlarındır, hainlere ölüm!’ Ancak tüm bu tepkilerin yanı sıra çok daha radikal başka bir talep de öne çıkmaya başladı: ‘Arnavutluk devrim istiyor.’
Eğitim Bakanlığı Binası Neden Ateşe Verildi ve Süreç Nasıl İlerliyor?
‘Gençlik uyandığında devlet titrer’ mottosuyla hareket eden bu yılın başlarında beş ay boyunca barışçıl protestolar düzenleyen öğrenciler, akademik yılın başlamasıyla kampüslerine döndüklerinde geride bıraktıkları aynı kötü koşullarla ve son derece karamsar gelecek beklentileriyle karşılaştılar. Bu tükenmişlik hissiyle sokaklara akın ederek zaten eylemde olan diğer protestoculara katıldılar. Daha ilk andan itibaren karşılarında sert bir şekilde çevik kuvvet polisi buldular. Protestocular, taş döşeli yollardaki kaldırım taşlarını sökerek polise fırlatmaya başlarken, güvenlik güçleri ise göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve sert coplarla karşılık verdi. Olayların tırmandığı ertesi gün, yani 14 Ekim’de, Eğitim Bakanlığı binası alevler içindeydi. Yüzlerce öğrenci bakanlık önünde toplanmayı sürdürürken, çevredeki çitleri sökerek yolları kapatmak için kullandı. Gerilimin bu şekilde tehlikeli bir boyutta tırmanması üzerine polis, protestoculara karşı önlemlerini artırdı.
Gelişmeler ve Beklentiler
Arnavutluk’ta gençliğin öncülüğünde yeniden alevlenen bu toplumsal hareketin, hükümetin sert güvenlik önlemleri ve ‘yabancı ajan’ suçlamalarına rağmen, ülkedeki derin ekonomik eşitsizlikler çözülmediği sürece büyümesi bekleniyor. Hem iktidar kanadından hem de muhalefet liderliğinden gelen tepkilere karşı ‘devrim’ çağrısını yükselten halkın ve öğrencilerin sonraki günlerde atacağı adımlar, ülkenin siyasi geleceğini doğrudan şekillendirecek kritik bir eşikte bulunuyor.
Kaynak: BirGün Manşet