İSTANBUL — Milli Mücadele’yi örgütleyen, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışını sağlayan antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk’ün, 600 yıllık padişahlık rejiminden cumhuriyet modeline geçişinin nedenleri ve bu idealin entelektüel kökleri, askeri dehasının ötesinde derinlemesine okumalarla şekillenen fikir hayatını gözler önüne seriyor.
- Mustafa Kemal Atatürk, sadece üstün bir asker değil, aynı zamanda tarih, felsefe ve sosyal bilimler alanında derinlemesine okumalar yapan bir bilgindi.
- Selanik ve Manastır yıllarında Fransız Devrimi’ni ayrıntılarıyla inceleyen Atatürk, yabancı dillerini geliştirerek evrensel düşünce akımlarını takip etti.
- Harp Akademisi öğrencisiyken 3 Ocak 1904 tarihli defterine düştüğü notlar, onun maddeyi anlamak ve akla uygunluğu esas almak suretiyle sosyalist düşünce ve deneysel bilimle olan bağını ortaya koyuyor.
- Ludwig Büchner’in ‘Madde ve Kuvvet’ ile Ernst Haeckel’in eserleri, Atatürk’ün gençlik yıllarındaki bilimsel ve materyalist felsefe okumalarının temel taşlarını oluşturdu.
Askeri Dehanın Ötesinde Bir Bilgin: Atatürk’ün Entelektüel Altyapısı
Milli Mücadele’yi örgütleyen, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışını sağlayan antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk, hiç şüphe yok ki Cumhuriyetin kuruluşunun da tartışmasız önderidir. Ancak bu büyük liderin sadece üstün bir asker veya strateji ustası bir komutan olarak anılması eksik kalır. Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Geoffrey Lewis, Atatürk’ün bu yönünü şu çarpıcı sözlerle özetlemektedir: ‘Kendisinin asker olduğunu biliyoruz ama özünde bir bilgin olduğuna inanıyorum. Çankaya ve Anıtkabir’deki kitaplığına bir bakın, ne kadar çok okuyan bir insan olduğunu görürsünüz. Özellikle tarih konusunda.’ Bu bağlamda, Mustafa Kemal’in 600 yıllık padişahlık rejiminden cumhuriyet modeline geçmesinin nedenleri ve onun benliğinde var olan cumhuriyet idealinin kökleri üzerinde dikkatle durulmalıdır.
Selanik ve Manastır’dan Harp Akademisi’ne Fikir Hayatının Gelişimi
Atatürk’ün entelektüel kökleri çok erken yaşlarda, Selanik’te askeri ortaokulda ve Manastır’da askeri lisede atılmıştır. Bu dönemde gerek askerlik gerekse kültürel konularda ciddi bir yol almaya başlayan genç Mustafa Kemal, özellikle Fransız Devrimi’ni ayrıntılarıyla incelemiş, toplumsal dönüşümün dinamiklerini kavramıştır. Bu süreçte Fransızca ve Almancasını da ilerleterek Batı dünyasındaki bilimsel ve felsefi gelişmeleri ilk elden takip etme fırsatı bulmuştur. Yaşamı boyunca değişik zamanlarda küçük boyutta defterlere kendi el yazısıyla notlar yazma alışkanlığı olan Mustafa Kemal, henüz 23 yaşında bir Harp Akademisi öğrencisi iken 3 Ocak 1904 tarihinde defterine şu tarihî notu düşmüştür: ‘Akla uygunluğun başlangıçta gözle görülene üstün olması, bununla beraber akla uygunluğu gözle görülenle terbiye esası. Evvela sosyalist olmalı. Maddeyi anlamalı.’
Pozitivizm ve Bilimsel Düşüncenin Etkisinde Bir Lider
Mustafa Kemal’in düşünce dünyasının şekillenmesinde döneminin bilimsel yayınları kritik bir rol oynamıştır. Atatürk’ün o sıralarda Almanya’da 21. baskısı yapılan Ludwig Büchner’in ‘Madde ve Kuvvet’ (Kraft und Stoff) kitabını okuduğu kesin olarak tespit edilmiştir. Büchner bu eserinde, “deneysel bilimin, mevcut inanç sistemlerinin sonunu getirerek onların yerine geçeceğini” savunuyordu. Aynı dönemde Mustafa Kemal’in doğa bilimleri ve evrimsel felsefe üzerine yazan Ernst Haeckel’in eserlerini de okuduğu bilinmektedir. Çankaya Kitaplığı’nda derinlemesine incelemeler yapan tarihçi Zafer Toprak da Atatürk’ün bu zengin okuma seyrini ve kütüphanesinin niteliğini çeşitli incelemelerinde ve izlenimlerinde detaylı bir şekilde aktarmıştır.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonuç olarak; Mustafa Kemal Atatürk’ün 600 yıllık saltanat rejimini geride bırakarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kurma iradesi, tesadüfi bir siyasî hamle değil; Selanik, Manastır ve Harp Akademisi yıllarından itibaren Fransız Devrimi, akılcılık, sosyalizm ve deneysel bilim ekolleri üzerine inşa edilmiş köklü bir entelektüel birikimin ve felsefi hazırlığın neticesidir. Bu tarihsel gerçeklik, geleceğe dönük stratejik ve toplumsal politikalarda akıl ve bilimin rehber alınmasının ne denli hayati olduğunu bugün de doğrulamaktadır.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika