İSTANBUL — Boğaziçi Üniversitesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’ne (NHKSM) merkezle hiçbir bağı bulunmayan Batı Dilleri ve Edebiyatları bölümü öğretim üyesi Çiğdem Buğdaycı’nın kayyım müdür olarak atanması, akademik camiada ve Merkez Danışma Kurulu’nda sert tepkilere neden olurken, demokratik teamüllerin hiçe sayıldığı yönündeki eleştirileri bir kez daha doruk noktasına çıkardı.
- Boğaziçi Üniversitesi NHKSM’ye merkezle bağı olmayan Çiğdem Buğdaycı kayyım müdür olarak atandı.
- Merkez Danışma Kurulu, atamanın yerleşik demokratik teamülleri ve yönetmelikleri açıkça ihlal ettiğini duyurdu.
- Merkez bünyesinde yapılan demokratik seçimlerin Rektörlük tarafından dikkate alınmadığı, tepeden inme bir yönetim modeli dayatıldığı vurgulandı.
Demokratik Teamüllerin Tasfiyesi ve Tepeden İnmeci Atama Süreci
Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde uzun yıllardır özgür ve özerk akademik anlayışın simgelerinden biri olan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’ne (NHKSM) yönelik müdahaleler, akademik çevrelerde derin bir kaygıyla takip ediliyor. Yaşanan son kriz, merkezle hiçbir akademik veya idari bağı bulunmayan Batı Dilleri ve Edebiyatları bölümü öğretim üyesi Çiğdem Buğdaycı’nın kayyım müdür olarak atanmasıyla resmileşti. Konuya ilişkin olarak Merkez Danışma Kurulu tarafından yapılan kapsamlı ve yazılı açıklamada, üniversite yönetiminin izlediği politika net bir dille eleştirildi. Açıklamada, “Geliştirmek, sürdürmek, ileriye taşımak, destek olmak yerine köstek olan, yerleşik demokratik teamülleri yok etmeyi, bozmayı görev bilen bu tavrı kınıyoruz” ifadelerine yer verildi. Kurul, bu tür tepeden inme kararların üniversitenin kurumsal kültürüne ve bilimsel özerkliğine doğrudan bir darbe vurduğunun altını çizdi.
Merkez Yönetmeliği ve Yapılan Seçimler Nasıl Göz Ardı Edildi?
Nazım Hikmet Araştırma Merkezi, Boğaziçi Üniversitesi’nin en üretken, en dinamik ve kamu görünürlüğü en fazla olan araştırma merkezlerinin başında geliyor. Kuruluş yılı olan 2014’ten bu yana çalışmalarını gönüllü hoca ve öğrencilerin özverili katkılarıyla aralıksız sürdüren kurum, idari süreçlerini de tamamen şeffaf yönetmeliklere dayandırıyordu. Ancak 16 Ekim 2026 tarihinde Rektörlük tarafından yapılan duyuruyla, bu olağan işleyişin tamamen askıya alındığı görüldü. NHKSM, 14 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda yeni dönem yönetim kurulunu belirlemiş; söz konusu kurul da Merkez yönetmeliğinin 11. Maddesine uygun şekilde yeni müdürü seçerek bu sonucu 21 Eylül 2026 tarihinde Rektörlüğe resmi olarak bildirmişti. 16 Ekim tarihindeki Rektörlük duyurusuyla Merkez bünyesinde yapılan seçimin tamamen yok sayıldığı, Merkezin demokratik yönetim teamüllerine ve yönetmeliğe aykırı olarak tepeden inme bir müdürün -üstelik Merkez yönetim kurulu üyesi dahi olmamasına karşın- atandığı açıkça anlaşıldı.
İkinci Görevlendirme ve Keyfi Atamalarla Derinleşen Kriz
Yaşanan ilk hukuki ve idari skandalın ardından süreç daha da karmaşık bir hal aldı. Rektör yardımcısına yapılan atamanın merkez yönetmeliğine ve demokratik teamüllere tamamen uygun olmadığını belirten Danışma Kurulu, yaşanan yeni gelişmeleri şu sözlerle aktardı: “Bunun üzerine 20 Ekim 2026 tarihinde rektör tarafından ikinci bir görevlendirmeyle Merkezin yeni yönetim kurulu ve bu üyeler arasından yeni müdür ve müdür yardımcıları yine Merkez yönetmeliğinin 11. maddesi ihlal edilerek, keyfi biçimde atanmıştır.” Bu keyfi ve tepeden inme atamanın, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki araştırma merkezlerinin işleyiş ve yönetişim ilkelerine taban tabana zıt olduğu vurgulanırken, durumun genel olarak araştırma ve uygulama merkezlerinin geleceğini tehlikeye attığı ifade edildi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Boğaziçi Üniversitesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nde yaşanan bu kayyım ataması ve peş sıra gelen keyfi görevlendirmeler, üniversite içerisindeki demokratik iradenin ve özerk yönetim ilkelerinin tasfiye edilmesinde yeni bir aşama olarak değerlendiriliyor. Merkez Danışma Kurulu ve akademisyenlerin hukuki ve meşru zeminlerde mücadelesini sürdürmesi beklenirken, bu durumun üniversite genelindeki akademik barışa ve kurumsal hafızaya etkilerinin nasıl yansıyacağı önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmelerle netlik kazanacak.
Kaynak: Evrensel