İSTANBUL — Son iki yılda Nepal, Bangladeş ve Kenya gibi çevre ülkelerde patlak vererek küresel gündeme oturan protestolar, günümüzde Avrupa’da 9, Avrupa dışında ise 14 ülkede genişleyerek 1968 kuşağı isyanlarını anımsatan tarihi bir dönüm noktasına işaret ediyor. Neoliberal finansallaşma döneminin kapanışına denk gelen bu yeni isyan dalgası, eğitim krizleri, geleceksizlik kaygısı ve yönetici sınıflara duyulan güvensizlikle derinleşirken, uzmanlar olayın sosyolojik ve ekonomik arka planını mercek altına alıyor.
- Son iki yılda Nepal, Bangladeş ve Kenya’dan sonra Avrupa’da 9 ve dünya genelinde 14 ülkede Z kuşağı isyanları patlak verdi.
- Günümüzdeki küresel protesto dalgası, 1968 kuşağı isyanlarının yapısını ve tarihsel kriz ortamını hatırlatıyor.
- Fransa’daki lise gençliğinin öncülük ettiği isyanlar; eğitim krizleri, göçmen banliyöleri ve orta sınıf dinamikleriyle kesişiyor.
- Neoliberal finansallaşma döneminin sona ermesi, tıpkı geçmişte olduğu gibi yeni bir toplumsal ve ekonomik dönüşüm dalgasını tetikliyor.
1968’den Günümüze Tarihsel Paralellikler ve Neoliberalizmin Sonu
Tarihsel kökler incelendiğinde, 1968 kuşağı isyanları II. Dünya Savaşı sonrasında kapitalizmin refah döneminin kapandığı ve yapısal bir krizin baş gösterdiği dönemde patlak vermiş; ekonomik, siyasi ile kültürel dönüşümleri hızlandırmıştı. Günümüzdeki dalga ise neoliberal finansallaşma dönemi kapanırken tarih sahnesine çıkıyor. Mayıs 1968 olayları, hem kapitalist ‘refah toplumunun’ hiyerarşilerine bir başkaldırıydı hem de sosyal demokrasinin reformculuğuna ile ‘reel sosyalizmin’ yarattığı düş kırıklığına karşı derin bir tepki niteliği taşıyordu. O dönem öğrenciler, milyonlarca işçinin katıldığı grevlerle birleşerek Fransa’yı ciddi bir siyasal krize sürüklemişti. Bu isyan dalgası ve beraberindeki siyasal krizler Avrupa’dan ABD’ye, Latin Amerika’dan Türkiye’ye ve uzak doğuya kadar birçok coğrafyada güçlü yankılar uyandırmıştı. Ancak bu krizler kalıcı bir devrimci dönüşüm yaratamadan sönümlenmiş, arkasından gelen gerileme ise sol entelijensiyanın bir bölümünde evrensel kurtuluş projelerine ve hakikat kavramına karşı güvensizliği, pasif bir nihilizmi, postmodern düşünceyi ve kimlik siyasetini beslemişti. Neoliberal yeniden yapılanma süreci, tam da bu düşünce ortamında ve kimi zaman isyanın bireysel özgürlüklere ilişkin sloganlarını da ödünç alarak şekillenmiştir.
Çevre Ülkelerden Merkez Ülkelere: Küresel Bir ‘Z Kuşağı’ Fenomeni
Son iki yılda Nepal, Bangladeş, Kenya gibi çevre ülkelerde patlak veren protestolar küresel ölçekte bir ‘Z kuşağı isyanı’ kavramını literatüre kazandırmıştı. Geçtiğimiz birkaç ay içinde bu hareketlilik merkez ülkelere de sıçradı. Fransa başta olmak üzere İtalya, Belçika, İspanya, Portekiz, Almanya, Arnavutluk ve Meksika’da da benzer kaygılar ve taleplerle gençler sokaklara dökülüyor. En dikkat çekici gelişmelerin yaşandığı Fransa’da lise gençliğinin isyanı, eğitim sisteminin kronik krizleriyle, derin bir gelecek kaybı kaygısıyla ve yönetici sınıfa olan güvensizliğin getirdiği siyasal meşruiyet kriziyle doğrudan kesişiyor. Bu durum öncelikle kentlerin yoksul kesimlerinin ve göçmenlerin yoğun olduğu banliyölerde patlak verirken, refah düzeyi görece yüksek, ağırlıklı olarak beyaz Hristiyan orta sınıf çocuklarının gittiği liseler de bu isyana katılım göstererek toplumsal tabanı genişletiyor.
Gelişmeler ve Beklentiler
Uzmanlar ve araştırmacı gazeteciler, günümüzdeki Z kuşağı isyanlarının uzun vadeli etkilerinin tıpkı 1968’de olduğu gibi dönüştürücü fakat bir o kadar da kırılgan olabileceğine dikkat çekiyor. Neoliberal finansallaşma modelinin tıkanmasıyla birlikte, gençliğin geleceksizlik kaygısı ve sistemsel güvensizliği önümüzdeki dönemde küresel siyasetin ana eksenini belirlemeye devam edecek. Resmi süreçler ve hükümetlerin bu dinamiklere vereceği tepkiler, yeni bir toplumsal mutabakatın mı yoksa daha derin siyasal krizlerin mi kapısını aralayacağını gösterecek.
Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika