İSTANBUL — Yusuf Tuna Koç’un kaleme aldığı ve BirGün manşetlerinde yer alan analizine göre, Ekim ayı Avrupa’da isyanın baharı olurken; Fransa’dan İspanya’ya, Şili’den Hindistan’a kadar dünya genelinde milyonlarca insan, neoliberal düzenin çöküşüne, kamu hizmetlerinin yokluğuna ve barınma krizine karşı sokakları doldurarak parlamenter düzlemin ötesinde yeni bir siyaset yapma pratiği ortaya koyuyor.
- Ekim ayında Fransa’da yoksul mahallelerde başlayan isyan dalgası İspanya, İtalya, Yunanistan, Arnavutluk, Belçika, Almanya ve Portekiz’e yayıldı.
- Şili’de 2019 eylemlerinin yıl dönümünde halk sokakları doldururken, Arjantin’de Milei iktidarına karşı protestolar uzun süredir canlılığını koruyor.
- Güney Asya’dan Latin Amerika’ya ve Avrupa’ya uzanan bu küresel isyan dalgası, gençlerin adil ve eşit bir düzen isteği etrafında birleştiğini gösteriyor.
Küresel İsyan Dalgası Ne Anlama Geliyor ve Neden Şimdi Patlak Verdi?
Dün Güney Asya ve Latin Amerika’da, bugün Avrupa’da gördüğümüz isyanlar doğrudan parlamenter düzlemde çözüm yaratmayabilir. Bugünün isyanları, mevcut siyasal düzenin ötesinde bir siyaset yapma pratiği ortaya koyuyor. Kitleler sokaklara inip mevcut politikaları değiştiriyor, muhalefetteki sol partilerin dahi öneremediği politikaları hükümetlere dayatıyor. Yusuf Tuna Koç’un analizine göre, Ekim ayı Avrupa’da isyanın baharı oldu. İlk olarak Fransa’nın yoksul mahallelerinde patlak veren isyan, adeta bir cesaret dalgası yaratarak İspanya, İtalya, Yunanistan, Arnavutluk, Belçika, Almanya, Portekiz ve Yunanistan’a yayıldı. Yine Şili’de, 2019 eylemlerinin yıl dönümünde halk sokakları doldurarak sistemi değiştirme isteğinin canlı olduğunu tekrar gösterdi. Arjantin’de Milei iktidarına karşı protestolar uzun süredir canlı seyrini sürdürürken, Hindistan, Nepal ve Endonezya’da bu yıl benzer bir eylem dalgası yaşandı. Avrupa’dan Güney Asya’ya kadar tüm dünyayı kasıp kavuran bu isyan dalgasında ortak olan, artık bir duygunun ötesine geçmiş bir düzeni değiştirme cüretidir.
Neoliberal Düzenin Sıkışması ve Kitleleri Sokaklara Döken Ekonomik Kriz Nedir?
Tüm dünyada en başta gençler, kamu hizmetlerinin yokluğuna, barınma krizine, ülkelerindeki yolsuzluk ve kayırmalara karşı adil ve eşit bir düzen isteğiyle sokaklarda yer alıyor. Tüm bu isyanları hem vakitte hem talepte birleştiren kuşkusuz mevcut neoliberal düzenin yaşadığı sıkışmadır. Güneyde Kuzeyden gelen kredi musluğunun durması, hâlihazırda kırılgan olan orta sınıfı tamamen ortadan kaldırdı. Artık üniversite mezunu olmak, iş sahibi olmak anlamına gelmiyor; Hindistan’daki hamamböceği hareketini doğuran temel kriz de buydu. Yine merkez kapitalist ülkelerin göçmen kapasitesini doldurması, ‘burada olmazsa Avrupa’da olur’ ihtimalini de ortadan kaldırdı. Keza Avrupa’da da neoliberal dönemde Küresel Güney’e aktarılan üretim kapasitesinin boşalttığı işlerin yerine konulan ve büyük oranda refaha değil borçluluğa dayanan beyaz yaka işler, 2008 krizinin çözülememesi sebebiyle sorunun bir parçası haline geldi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Gelecek süreçte, parlamenter siyasetin tıkanıklıkları ve neoliberal ekonomik politikaların derinleştirdiği krizler göz önüne alındığında, kitlelerin sokaklardaki baskı gücünün artarak devam etmesi bekleniyor. Resmi süreçlerin ve geleneksel muhalefet partilerinin çözemediği barınma, işsizlik ve yolsuzluk gibi kronik sorunlar karşısında, halkın doğrudan müdahale pratiklerinin önümüzdeki dönemde küresel siyasetin ana belirleyicisi olması öngörülüyor.
Kaynak: BirGün Manşet