8 Kasım 2026, Pazar
Haber

Medya Dünyasında ‘Paltosu’ Krizi: Abdülkadir Selvi Hedefte

💡 HABERİN ANATOMİSİ

İSTANBUL — Siyaset kulislerinde başlayan ve Türk medyasının en tartışmalı iç dinamiklerini gün yüzüne çıkaran ‘palto’ polemiği, CHP’li Faik Öztrak’ın sözleriyle fitillendi. Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi’nin köşesine taşıdığı ifadelerin ardından, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın avukatından gelen sert açıklamalar ve Turkuvaz Medya grubunun yazarlarının toplu halde başlattığı karşı taarruz, medya-siyaset ilişkilerindeki patronaj yarışını bir kez daha gözler önüne serdi.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • CHP Grup Başkanı Faik Öztrak’ın ‘Erişah hanımın paltosu’ çıkışı siyaset ve medya gündemini sarstı.
  • Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi’nin konuyu köşesine taşımasının ardından Sabah yazarları toplu halde Selvi’ye karşı saldırı başlattı.
  • Berat Albayrak’ın avukatından gelen sert açıklama Sabah gazetesinde geniş yankı buldu ve ‘taşeron’ suçlamaları yöneltildi.
  • Hürriyet gazetesinin ve Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan’ın saldırılar karşısındaki ürkek ve defansif tutumu manidar bulundu.

Ne Oldu? ‘Erişah Hanımın Paltosu’ Krizi Nasıl Başladı?

Aslında CHP Grup Başkanı Faik Öztrak’ın, “Erişah hanımın paltosu” sözleri ilk başta kimsenin pek de dikkatini çekmemişti. Ancak kıyamet, bu olaydan iki gün sonra, 21 Ekim tarihinde Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi’nin köşesindeki üç cümleyle koptu. Selvi yazısında, “Faik Öztrak, fon kriziyle ilgili değerlendirmesinde Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan’ı hedef alan bir paylaşım yaptı. ‘Dostoyevski, ‘Hepimiz Gogol’ün Paltosu’ndan çıktık’ demiş ya. Bürokraside de pek çok kurumun yöneticisi Erişah Hanım ve ekibinin paltosundan çıktı” ifadelerine yer verdi. Her ne kadar Selvi, Öztrak’ın, Erişah Arıcan’ın geçmişte Berat Albayrak ve Şahap Kavcıoğlu’nun tez danışmanı olduğu yönündeki göndermesini açıkça yazmamış olsa da, bu ifadeler bardağı taşıran son damla oldu.

Neden Şimdi? Berat Albayrak Cephesinden Gelen Sert Tepkiler

Yazının yayınlandığı aynı gün, eski Bakan Berat Albayrak’ın avukatından son derece sert bir açıklama geldi. Açıklamada, Abdülkadir Selvi ile birlikte Ümit Özlale ve Faik Öztrak gibi isimler “taşeron” olarak nitelendirildi. Bu çıkış Sabah gazetesi tarafından geniş biçimde yayımlandı. O gün Sabah yazarlarından Okan Müderrisoğlu “Berat Albayrak’ı hedef alan ‘hayasızca saldırı’ ve sonrası”, Salih Tuna (Davut Kayacı) ise “Ne eşekmişiz desenize” başlıklı yazılarıyla Berat Albayrak’ı cansiperane savundu. Olay bununla da kalmadı; 23 Ekim’de Sabah gazetesi Abdülkadir Selvi’ye yönelik toplu bir saldırı dalgası başlattı. Dilek Güngör “Kirli ittifak işbaşında”, Hilal Kaplan ise “Hükümete yakın” makaleleriyle Abdülkadir Selvi’yi suçlayıp Berat Albayrak’ı savunma yarışına girdi. Bir gün sonra da Okan Müderrisoğlu “mutemet isim” diyerek Berat Albayrak lehine bir kez daha destek yazısı kaleme aldı.

Kimi Nasıl Etkileyecek? Patronlara Yaranma Yarışı ve Hürriyet’in Ürkek Tavrı

Medya analistlerine göre bu yazıları nesnel değerlendirmeler olarak görmek kesinlikle mümkün değil. Zira Berat Albayrak, Turkuvaz Medya’nın CEO’su Serhat Albayrak’ın kardeşi konumunda. Bu bağ bağı nedeniyle grubun gazete ve TV’leri sürekli olarak Berat Albayrak güzellemeleri yayımlıyor; gruba yönelik herhangi bir eleştiri veya suçlama olduğunda derhal savunma hattı oluşturuyorlar. Yazarlar ise her an patrona yaranma yarışına girmek için hazır bekliyorlar. Tabii ki bu çabaların gazetecilikle, kamuoyunu doğru ve tarafsız bilgilendirme kaygısıyla hiçbir ilgisi bulunmuyor. Sabah’ın bu tutumu yeni bir şey değil; asıl dikkat çekici ve manidar olan unsur ise Hürriyet’in sergilediği ürkek tavır oldu. Öncelikle Selvi’nin kendisine yönelik bu kadar ağır saldırılara tek cümleyle bile yanıt vermemesi ya da verememesi oldukça dikkat çekiciydi. Üstelik Hürriyet, Berat Albayrak’ın avukatının açıklamasını tam metin yayımlamakla kalmadı; gazetenin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan da köşesinde “Berat Albayrak’a iftira atmaya doyamıyorlar” diyerek Ümit Özlale ve Faik Öztrak’a karşı adeta Sabah cephesine ayak uyduran bir tutum sergiledi.

Gelişmeler ve Beklentiler

Sonraki süreçte Türk medyasında güç odaklarının ve patronaj ilişkilerinin haber odaları üzerindeki baskısının artarak devam edeceği öngörülüyor. Siyaset ve medya arasındaki bu tür gerilimlerin, gazetecilik etiği tartışmalarını yeniden alevlendirmesi ve köşe yazarları arasındaki hizipleşmeleri daha da belirgin hale getirmesi bekleniyor.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın