7 Kasım 2026, Cumartesi
Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek Görev Süresince Tek Bir Soru Önergesini Dahi Yanıtlamadı

💡 HABERİN ANATOMİSİ

ANKARA — Şubat 2026’da Adalet Bakanlığı görevine atanan Akın Gürlek, görev süresince TBMM’ye sunulan bin 543 soru önergesinden tek bir tanesini dahi yanıtlamayarak dikkat çekici bir rekora imza attı. Gürlek’in yanıtsız bıraktığı önergeler arasında fon skandalı, İBB dosyası ve erişim engelleri gibi ülkenin gündemini sarsan kritik konuların yer alması Meclis’in denetim yetkisinin saray kabinesi tarafından nasıl işlevsizleştirildiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

📌 Öne Çıkan Başlıklar:

  • Adalet Bakanı Akın Gürlek, Şubat 2026’daki göreve gelişinden 30 Ekim 2026 tarihine kadar geçen 261 günlük sürede sıfır soru önergesi yanıtladı.
  • Bakanlığa toplam bin 543 yazılı soru önergesi sunulurken, bunların bin 346’sının süresi içinde cevaplanmadığı resmi olarak ilan edildi.
  • Yanıtsız bırakılan dosyalar arasında fon skandalı, İBB soruşturmaları ve internetteki tartışmalı erişim engeli kararları yer alıyor.
  • TBMM’nin 28’inci Dönemi’nde verilen toplam 48 bin 969 soru önergesinden yalnızca yüzde 13’ünün zamanında yanıt bulduğu açıklandı.

Ne Oldu? Akın Gürlek’in Soru Önergesi Karnesi Nasıl Şekillendi?

Adalet Bakanlığı’nda Şubat 2026’da yaşanan bayrak değişimi sonrasında Yılmaz Tunç’un yerine Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Akın Gürlek, 11 Şubat 2026 tarihli TBMM Genel Kurulu’nda AKP milletvekillerinin oluşturduğu çemberin içinde yemin ederek görevine başlamıştı. Ancak Gürlek’in 30 Ekim 2026 tarihi itibarıyla 261’inci gününe ulaştığı Adalet Bakanlığı görevi boyunca, muhalefet milletvekilleri tarafından yanıtlanması istemiyle verilen tek bir soru önergesine dahi geri dönüş yapmadığı belgelendi. Bu süreçte Gürlek’in yanıtlaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na toplam bin 543 yazılı soru önergesi sunuldu. Söz konusu önergelerin devasa büyüklükteki kısmı, yani bin 346’sının durumu ‘Cevaplanmadığı gelen kağıtlarda ilan edildi’ ibaresiyle resmi kayıtlara geçti. Bu durum, yasama organının yürütme üzerindeki en temel anayasal denetim mekanizmalarından biri olan soru önergesi hakkının fiilen ortadan kaldırıldığını ve bürokratik şeffaflığın zedelendiğini ortaya koyuyor.

Neden Şimdi? TBMM’nin Denetim Yetkisi Neden Tartışma Konusu Oldu?

AKP hükümetleri döneminde etkisi giderek azalan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 9 Temmuz 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından adeta baypas edildi. Meclis, bu yeni dönemde büyük oranda ‘İktidarın tartışmalı düzenlemelerini ve uluslararası anlaşmaları onaylamak’ amacıyla çalıştırılan bir onay mekanizmasına indirgendi. Yurttaşın en temel taleplerini, hak arayışlarını ve ülkenin ekonomik, hukuki sorunlarını içeren çok sayıda kritik görüşme ve kanun teklifi ise AKP ve Cumhur İttifakı ortağı MHP oylarıyla reddedildi. AKP ve MHP’nin parmak çoğunluğu ile geçirilen tartışmalı düzenlemelerin ve kanunların adresi haline getirilen TBMM’nin denetim yetkisi de Kabine üyeleri tarafından neredeyse tamamen yok sayıldı. TBMM’nin 28’inci Dönemi’ne yönelik açıklanan son denetim istatistikleri, ‘Meclis’in yetkileri Saray kabinesi tarafından yok sayılıyor’ eleştirilerinin ne denli haklı olduğunu gözler önüne serdi. Verilere göre, bu dönemin dört yasama yılında verilen toplam 48 bin 969 soru önergesinin yalnızca yüzde 13’ü süresi içinde cevap bulabildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in tek bir önergeyi dahi yanıtlamaması ise bu genel ve vahim tablonun en somut ve çarpıcı halkasını oluşturdu.

Kimi ve Hangi Konuları Etkiliyor? Yanıtsız Kalan Dosyalarda Neler Var?

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtsız bıraktığı bin 543 adet yazılı soru önergesi, sadece milletvekillerinin denetim hakkını engellemekle kalmıyor; aynı zamanda kamuoyunu yakından ilgilendiren devasa hukuki skandalların ve toplumsal meselelerin üzerindeki sis perdesini de kalınlaştırıyor. Gürlek’in yanıtsız bıraktığı binlerce dosya arasında, son dönemin en büyük finansal ve siyasi krizleri arasında gösterilen fon skandalı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik peş peşe açılan dosyalar ve soruşturmalar, ayrıca temel hak ve hürriyetleri doğrudan ilgilendiren internet erişim engelleri gibi kritik başlıklar yer alıyor. Kamuoyunun aydınlatılması gereken bu hassas ve milyonlarca vatandaşı ilgilendiren hukuki süreçler hakkında bakanlık makamından tek bir resmi açıklama veya bilgi paylaşımı yapılmaması, hem hukukçuların hem de muhalefet milletvekillerinin sert tepkisine yol açıyor. Şeffaflık ilkelerinin hiçe sayıldığı bu tablo, yargıya olan güvenin sarsılması yönündeki endişeleri her geçen gün biraz daha artırıyor.

Gelişmeler ve Beklentiler

Sonraki süreçte ne bekleniyor? Adalet Bakanı Akın Gürlek’in sergilediği bu tutumun ardından, muhalefet partilerinin ve hukuk örgütlerinin TBMM’nin denetim yetkisinin gasp edildiği gerekçesiyle parlamenter denetimi artıracak yeni hukuki ve siyasi girişimlerde bulunması bekleniyor. Saray kabinesinin bakanlarının soru önergelerine karşı takındığı bu sessizlik politikasının, önümüzdeki yasama yılında da Meclis gündeminin en sıcak tartışma başlıklarından biri olmaya devam edeceği öngörülüyor.

Kaynak: BirGün Manşet

Bir Yorum Yazın