ANKARA — Bağımsız gazetecilik faaliyetleri ve kaleme aldığı özel haberler nedeniyle yeniden Sincan Cezaevi’ne gönderilen gazeteci İsmail Bey, tutuklanma sürecinde tutanağa kendi söylemediği ifadelerin geçirildiğini belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu; cezaevlerindeki aşırı doluluk ve nezarethane koşulları dikkat çekti.
- 20 Ekim Salı günü saat 15.30’da Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube’den gelen telefonla süreç başladı.
- Tutanakta ‘Beni tutuklamamanızı arz ederim’ gibi sarf edilmeyen ifadelerin yer aldığı ortaya çıktı.
- Sincan Cezaevi ve emniyet nezarethanelerinin Süleymancılar ve uyuşturucu operasyonları nedeniyle tıka basa dolu olduğu bildirildi.
- Malum şahsın şikayeti ve ‘kuvvetli suç şüphesi’ gerekçesiyle savcılık ifadesinin ardından adli süreç işletildi.
Emniyette Başlayan Gözaltı Süreci ve Telefon Diyaloğu
Olay, 20 Ekim Salı günü saat 15.30 civarında telefonunun çalmasıyla başladı. Arayan Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube’de görevli bir polisti. Polis memuru, ‘Bir ifade işleminiz var İsmail Bey, bugün 17.00’ye kadar Emniyete gelebilir misiniz?’ dedi. Bu çağrı üzerine ‘Elbette, avukatlarım ile geliyorum’ yanıtı verildi. Ancak yoldayken emniyet yetkilileri tarafından tekrar arandı ve ‘Neredesiniz?’ diye soruldu. ‘Az kaldı gelmek üzereyiz’ denildiğinde ise polisin, ‘Siz yerinizi söyleyin sizi alalım isterseniz?’ şeklindeki teklifi şaşkınlık yarattı. ‘Allah Allah, Emniyetin böyle bir hizmeti mi var?’ düşüncesiyle ’10 dakikaya oradayız’ denilerek emniyete intikal edildi. Emniyette ifade verme işleminin tamamlanmasının ardından gözaltına alındığı ve geceyi nezarethanede geçireceği bildirildi. Sağlık kontrolünün ardından nezarethaneye indirilen gazeteci, önceki gelişindeki durumun aksine bu kez koridorların değil, nezarethanelerin ağzına kadar dolu olduğunu gördü. Süleymancılara yönelik operasyonlar ile uyuşturucuya özendirme operasyonları kapsamında gözaltına alınan pek çok kişinin aynı yerde tutulması nedeniyle nezarethanede ağır bir koku hâkimdi.
Nezarethanede Geciken Adalet ve Cemaat İçi Tartışmalar
Nezarethanenin aşırı kalabalık olması nedeniyle geceyi yerde uyumak zorunda geçiren gazeteci, aynı nezarethaneyi paylaştığı Süleymancı cemaatine mensup kişilerle dikkat çekici sohbetler gerçekleştirdi. Kendi kurs ve yurtlarında büyüyen isimlerden bahseden bu kişiler, özellikle bir ismin durumuna dikkat çektiler. ‘Hem bizim yurtlarımızda büyüdü hem de şimdi…’ şeklinde süren bu sohbetler, son dönemdeki operasyonların cemaat içerisinde de ciddi bir rahatsızlık ve huzursuzluk başlattığını açıkça gözler önüne serdi. Gözaltındaki bazı kişilerin, ‘Keşke iktidara karşı bu kadar keskin çıkış yapmak yerine daha ortada kalsaydık’ diyerek duydukları pişmanlığı dile getirdikleri aktarıldı. Öte yandan, 21 Ekim Çarşamba sabahı Ankara Adliyesi’ne sevk edilen gazeteci, önceki tutukluluğunun aksine bu kez savcı karşısına çıkabildiğini belirtti. Adını her andığında kendisine yeni bir dava açtıran malum şahsın yine şikayetçi olduğu, ‘Kuvvetli suç şüphesi var’ denilerek yatarı olmayan bir suç iddiası ile sulh ceza hâkimliğine sevk edildiği kaydedildi.
Gelişmeler ve Beklentiler
Yaşanan bu hukuki süreç ve Sincan Cezaevi’ndeki aşırı doluluk, bağımsız gazeteciliğin Türkiye’de karşı karşıya kaldığı baskıları ve adli mekanizmaların işleyişindeki tartışmalı hususları bir kez daha gözler önüne serdi. Tutanaklara yansıyan gerçeğe aykırı ifadeler ve ardı arkası kesilmeyen şikâyetlerle ilgili hukuki mücadelenin devam edeceği bildirildi.
Kaynak: BirGün Manşet